Felsefe hakkında her şey…

Adnan Adıvar’ın eserleri

08.11.2022
355
Adnan Adıvar’ın eserleri

Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim ve Tarih Boyunca İlim ve Din olmak üzere iki temel eser ortaya koymuştur. Her iki eser de hem konu, hem de tarihçilik açısından Türkiye’de çığır açmıştır. Her iki kitapta da dönemin önde gelen düşünce sorunları yanında, toplumsal, iktisadi ve siyasi yapıyı da yakından ilgilendiren bilim konusu işlenmiştir. Bilim sorununun ne anlama geldiğini göstermek için onun hem genel düşünce tarihinde hem de Türk tarihinde nasıl bir seyir takip ettiğini sergilemiştir.

Osmanlı Türklerinde İlim adlı eser, ilkin 1939 yılında Paris’te Fransızca olarak (Adıvar 1970, 204), sonra da 1943 yılında kendisi tarafından Türkçeye çevrilmiş ve basılmıştır (Adıvar 1970, 7). Kitabın amacı olarak, ilim denilen ilmin mirasçısı olan Türklerin beşyüz yıl bu konuda ne yaptıklarını kısaca belirlemek olduğunu (Adıvar 1970, 5) bildirmiştir. Konulan amaç ve ele alınan konu, Türklerin düşünce yapısıyla bir hesaplaşmayı içermektedir. Kitabın adını ve konusunu Osmanlı Türkleriyle sınırlaması, bilimsel çalışma anlayışı çerçevesinde temkinlilik ve nesnellik göstergesidir (Adıvar 1970, 5). Ancak bu tavır eleştirilmiştir. 20. yüzyılın en önemli bilim tarihçilerinden olan George Sarton’un kitap hakkında yazdığı eleştiride, ilmin İslam medeniyetindeki gelişmesini eksik bırakıldığını vurgulamıştır (Adıvar 1970, 204).

İlim teriminin İslam dünyasındaki anlam dağarı çok geniştir. Eldeki imkanlar çerçevesinde bin dört yüz yıllık süreçte ilim denilen değer sisteminin ve onun kurumsal yapısını ortaya koymak oldukça zor olduğu çok açıktır. Adnan Adıvar, hem kaynak yetersizliği hem de konuyu sınırlamak açısından Osmanlı dönemiyle kendini sınırlamıştır. Ayrıca ilim kelimesiyle matematik, tabii (doğa) ilimler ve tıp kastettiğini (Adıvar 1970, 5) belirterek, çalışmanın sınırlarını ve içeriğini belirlemiştir. Böylelikle daha iyi anlaşılır bir eser ortaya çıkarmıştır.

Adıvar’a göre, bir millette ilmin başlangıç tarihini tespit etmek hemen hemen imkansız olduğunu belirtmekle birlikte, Osmanlı’da ilmin başlangıcı olarak İznik Medresesinin kuruluşu (1330) kabul edilmiştir. Eski medrese anlayışının devamı olduğundan, bu medresede doğa bilimleri açısından bir özellik aramak boşunadır (Adıvar 1970, 11-12).

İlk Osmanlı medresesinin kuruluşu olan 1330 yılından 19. yüzyılın ortalarına kadar Türklerin matematik, doğa bilimleri ve tıpta neler yaptıklarını dönemler halinde incelenmiştir. Kitabın Bölüm başlıkları şöyle sıralanmıştır: 14. ve 15. Yüzyıllar, 15. Yüzyılın Sonu 16. Yüzyılın Başı, 16.yüzyıl ve Deniz Coğrafyacıları, 17. ve 18. Yüzyıllar ve Katip Çelebi, 18. Yüzyıl ve Matbaa, 18.Yüzyılın Sonu – Matematik ve Tıp, 19.Yüzyıl ve Yenileşme Hareketleri. Sıralanan bu bölümlerde, dönemin matematik, fen ve tıp kitapları ile bunları yazan bilim insanları tanıtılmıştır. Adnan Adıvar’a göre Fatih dönemiyle birlikte felsefi ve ilmi düşünüş Osmanlı Türklerinde gelişmeye başlamıştır (Adıvar 1970, 25). 17.yüzyıldan itibaren giderek kötüleştiğini çeşitli verilerle ortaya koymuştur. Modern bilim anlayışının 19.yüzyılda benimsendiğini ve bilim anlayışında yeni bir süreç başladığının altını çizmektedir.

Tarih Boyunca İlim ve Din adlı çalışma ilkin 1944 yılında yayınlanmıştır. Din ve ilme ilişkin sorunların çok eski ve aynı zamanda güncel olduğu vurgulanmıştır (Adıvar 1969, 29). Özellikle 18. yüzyılda yoğunlaşan ve 19 yüzyılda derinleşip genişleyen ve 20. yüzyılda da netleşmeye başlayan bilim – din ilişkileri 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de yoğun olarak tartışılmıştır. Adnan Adıvar, söz konusu tartışmanın Türkiye’de daha iyi yapılması için İlkçağlardan başlayarak, felsefe, bilim ve dini merkeze alan Türkiye’de hala aşılamayan, dünya çapında bir düşünce tarihi ortaya koymuştur.

Kitabın yazılış nedeni olarak Avrupa’daki tartışmalar gösterilmiştir. Ayrıca düşünce tarihinin bu önemli sorununun çeşitli yönlerini Türkiye’de tanıtmak için ya ünlü bir düşünürün kitabının tercüme etmek ya da konuyla ilgili derleme yapması gerektiğini düşündüğünü derlemeyi tercih ettiğini belirtmiştir (Adıvar 1969, 10). Eserin derleme (komplasyon) olduğunu Önsöz’de okuyan bazı aydınların dudak bükeceklerini göz önüne alarak, kendi tavrını savunmuştur. Ona göre, dudak bükenler, orijinal eser ve sentez temelli bir eser olmadığını söyleyeceklerdir. Ancak orijinal ve sentez eserlerin doğmasını bekleyecek vakit olmadığı gibi, gerekli olduğu tartışmasız olmakla birlikte körün bellediği değnek gibi her yerde tercümeye koşmak da gereksizdir. İyi komplasyonlar (derlemeler) yapmak her halde hem yazıcı , hem de okuyucu için faydalı olur (Adıvar 1969, 10).

Bu tutumuyla, düşünce üretmek için düşünce tarihinin gerekliliğini sergilemiştir.

“Ben bu eseri, insanların fizyolojik görevleri yanında bir de düşünmekten ibaret ruhi görevleri olduğuna inanacak kadar tahsil görenlerin anlayabileceği tarzda yazmak istedim.” (Adıvar 1969, 10)

düşüncesiyle kaygılarını da dile getirmiştir.

Tarih Boyunca İlim ve Din şu bölüm başlıklarını içermektedir: Yunandan Önce, İlk Yunan İlmine Bir Bakış, Sokrates, Ef­latun ve Aristo, Aristoteles’ten Sonra, Hıristiyanlıktan Önce ve Sonra İlim, Hıristiyanlık ve Karanlık Devir, İslam ve Ortaçağ, İslam Dini İlim ve Felsefe, Batıda Ortaçağ, Tıp ve Dallarıyla Din, Rönesans’ta İlim ve Din İlişkileri, İlim Rönesans’ı, Büyük Yüzyıl: Galile, Büyük Yüzyıl: Descarets, Pascal, Spinoza, Büyük Yüzyıl: Newton, Büyük Yüzyıla Kadar Tabiat Araştırmaları, Dil ve Din, Dinin Tabiyesi, 18. Yüzyıla Girerken, 18. Yüzyılda İlim, İngiltere’de 18. Yüzyıl, Fransa’da 18. Yüzyıl, Almanya’da 18. Yüzyıl, 19. Yüzyılın İlim Noktasından Genel Nitelikleri, 19. Yüzyılda Fizik ve Kimyaya Genel Bir Bakış, 19. Yüzyılda Biyolojiye Kısa Bir Bakış, Darwinden Önce, Darwin ve Evrim Teorisi: Evolution, Psikoloji Tarihine Kısa Bir Bakış, Almanya’da 19. Yüzyılda İlmi Düşünce, 19. Yüzyılda Fransa’da Düşünce: Pozitivizm, Fransa’da Düşünce Akımları, Comte’tan Sonra, İngiltere’de Düşünce Hareketleri, 19. Yüzyılda Din ve Evrim Teorisi, 19.Yüzyılda Din ve Öteki İlimler, Dinde Eleştirme Usulü ve Değişmeler, Türkiye’deki Tartışmalar Afgani, 20. Yüzyıl Modern Fizik: Bağıntılılık Teorisi, Genel Görelilik Teorisi, Atom, Quanta ve Dalgalar Mekaniği, Yeni Fizikte Nedensellik Prensibi ve Belirsizlik, Yeni Fiziğin Düşünce Alanındaki Etkileri, Yeni Atom Fiziği ve Determinizm, İlim ve Din. Düşünce tarihinin büyük bir kısmını kapsayan bu çalışma konuyla ilgili önemli bir kaynaktır.

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 130-140, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...