Töz İkiciliği Nedir?

felsefe Nedir

Descartes, Düşünceler (Meditasyonlar) II ve VI’te, zihin ile bedenin tümüyle ayrı iki şey olduğunu ve ayrı ayrı var olma yeterliliğinde olduklarını ileri sürer. Bu bakımdan Descartes zihni ve bedeni (cismi) iki ayrı töz olarak ayırır.

Ona göre cisimsel nesnelerin belirli bir uzanımı bulunur. Bu tür nesneler uzay ve zamanda belli bir yer tutarlar. Buna karşın zihinsel nesneler uzamlı değildir. Gerçekten de zihinsel durumlar söz konusu olduğunda cismin belirgin özelliği olan yer kaplamadan söz edemeyiz. Söz gelimi lezzetli bir kavuna duyulan özlemin ne tür bir yeri/biçimi olabilir?

Kuşkusuz bir özlemin ilgili olduğu organ bulunur. Ancak özlemin yerinin/biçiminin o organ olduğu söylenebilir mi? Elbette söylenemez. Bunun yanı sıra belirli bir organı alınmış kimselerin organlarını kaybettikten sonra bile o organa ilişkin kimi zihinsel durumları taşıdıkları görülür. Söz gelimi bacakta duyulan bir acının, bacak alındıktan sonra bile deneyimlenebildiği belirtilmiştir. Böylesi bir deneyim, belirli bir organda ortaya çıkmış olsa da acı yaşantısının aynı organda ortaya çıkması gerekmez.

Bir başka önemli nokta, cisimsel olan ile düşünsel olan arasındaki nitel ayrımdır. Bir acı yaşantısı sırasında nörobilimci acının şiddetini niceliksel özelliklerini belirleyebilir ama nitel olarak bu acının ne olduğunu bilemez. Zihin ile beden arasında bir başka ayrım bilgi kuramsal açıdandır. Descartes’a göre zihin durumları hakkındaki düşünceler yanlış olamaz. Bu bakımdan zihinsel içeriklerin saydamlığı söz konusudur.

Bütün bu zihin ile beden arasındaki ayrımlar Descartes’ın ikiciliğinin gerisinde yatan nedenlerdir. Şimdi Descartes’ın düşüncelerine daha yakından bakalım.

Descartes cisimsel tözlerin ayırt edici yanının yer kaplama ya da uzanım olduğunu bildirir. Buna karşın diğer bir töz olan zihin ise düşünme ayırt edici özelliğini taşır. Her töz kendine özgü işlevi barındırır, bir diğerinin niteliğine erişemez. Cisimsel bir töz bu bakımdan asla düşünemez, zihinsel bir töz ise yer kaplayamaz.

Zihinsel töz, cisimsel tözle etkileşim içindedir ancak varoluşu için cisimsel töze bağlı değildir. Cisimsel töz ya da beden yok olduktan sonra bile zihinsel töz varlığını sürdürebilir. Görüldüğü gibi Descartes’ta zihin için cisimsiz bir varoluşla karşılaşırız. Bilinçli düşünme eylemi cisimsiz var olan töz aracılığıyla gerçekleşir. Ona göre saf bedensiz düşünen tözler olarak var olunabilmesi metafizik açıdan olanaklıdır.

Descartes’ın zihin anlayışında çarpıcı bir yön ise şöyledir: Her ne kadar zihinsel töz ile cisimsel töz birbirlerinden ayrı olsalar da birbirleri üzerinde etkide bulunabilir. Söz gelimi aldığımız kararlar doğrultusunda bedenimizi yönlendiririz ya da bedenimizdeki etkilerden dolayı zihinsel durumlarımız değişebilir.

Tüm sıraladıklarımız bakımından Descartes’ın ikiciliğinin ana hatları şöyledir:

  1. Zihin, özsel olarak düşünen bir tözdür.
  2. Beden, özsel olarak uzamda yer kaplayan bir tözdür.
  3. Ayrı şeyler olmalarına karşı her ikisi de birbiriyle etkileşebilir.

Peki, ama bu nasıl olanaklıdır? Yapıca birbirinden farklı iki töz birbirine nasıl etki edebilir? Uzamlı olmayan bir töz ile uzamlı bir töz arasında etkileşim nasıl sağlanır? Günümüz doğa bilimi göz önünde bulundurulduğunda cisimsel dünyadaki nesnelerin birbirlerine nedensellik bağlarıyla bağlandığını görürüz. Bunun anlamı her bir cisimsel şeyin bir başka cisim ile nedensel bağ içinde olmasıdır. Descartesçı zihin-beden ilişkisinin bu kavrayışın uzağında olduğu kesindir.

Bir Descartesçının bu konuda en çok söyleyebileceği bu ilişkinin kendine özgü olduğu ve cisimsel dünyada anlaşılamayacağı olabilir. Descartes zihin-beden bağıntısının beynin merkezine yakın bir bölge olan kozalaksı bezde gerçekleştiğini düşünür. Kozalaksı bezde bulunun küçük ölçekte parçacıklar bedeni etkiler. Ancak bu açıklama dayanaktan yoksundur. O hâlde Descartesçı ikiciliğin aşılamaz büyük engeli konumundadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*