Felsefe.Gen.TR

Son birkaç yılın stresinden kurtulmak için bir de Stoacı terapiyi deneyin!

Son birkaç yılın stresinden kurtulmak için bir de Stoacı terapiyi deneyin!

Marcus Aurelius, nüfuzunun ve iktidarının zirvesindeyken Roma imparatoruydu.

İmparatorluğun askeri gücü muazzamdı ve savaş ortamındaki belirsizlik içinde, birçok şey meydana gelebilirdi. Komplolar imparatorluk sarayında kol geziyordu. Gerçekleşmek üzere olan hiçbir şey öngörülemez gibi görünüyordu. Ekonomi savrularak yıkıma uğramıştı. Barbarlar kapılara dayanmıştı! Ve Marcus bile baskı altında bu stresi kaldıramıyorken sıradan bir Romalı bu belirsizlik sebebiyle ne kadar acı çekebilirdi ki? Sonuçta kişi ancak kendi konumundaki birinin deneyimlemiş olabileceği baskıları hayal edebilir.

Peki günümüzü göz önüne aldığımızda, Marcus’un dünyası gerçekten bizimkinden o kadar da farklı mıydı?

Bugün, küresel finans piyasaları, bütün birikimler hızla erirken kendi kendine hareket ediyor gibi görünüyor. Dünyayı sarmalayan çatışma ortamı ve ev içi şiddet çoğumuz için korkunç biçimde akıl almaz bir hâl alıyor. Küresel bir tehdit hâline gelen COVID-19 salgını; üretimden tüketime, uluslararası ilişkilerden eğitime, ulaşımdan eğlenceye, dinî ibadetlerden spor etkinliklerine kadar her alanda toplumsal hayatı tesiri altına aldı.

Bütün bu kriz ortamlarında basılı yayınlardan ve internetten sağlanan sürekli bilgi akışı, kişilerin kendilerini değersiz ve başarısız hissetmelerine neden olabiliyor. Tüm bu bunalımlar kişiyi çaresizliğe ya da en azından bir boşunalık fikrine itiyor.

Belki de bütün bunlara bir çare önerisi olarak, Marcus’un tavsiyesine uyup felsefeye yönelebiliriz. Özellikle de Stoacılık anlayışına ve Stoacı felsefeye…

STOACILIĞIN İLKELERİ

Stoacılık, MÖ 300 civarında Atina’da ortaya çıktı.

Stoa felsefesi MS 1. ve 2. yüzyıllarda, Roma İmparatorluğu döneminde; Seneca, Epictetus ve Marcus Aurelius gibi düşünürlerle doruk noktasına ulaştı.

Stoacılık, ağır ve bunaltıcı koşullar karşısında bile bizim için iyi bir hayatın mevcut olduğunu vadediyordu. Bu da Stoa felsefesinin, zamanının en büyük imparatorluğunun güçlü hükümdarına bile neden çekici geldiğini kısmen de olsa açıklar niteliktedir.

Stoacılara göre bu yaşamın merkezinde, çevremizde olup bitenlere yönelik belirli bir dizi kavramsal yaklaşım vardır.

Birincisi, koşulların ve olayların büyük çoğunluğunun bizim kontrolümüzün dışında olduğunu kabul etmeliyiz. Kontrolümüzde olan şey, koşullara ve olaylara nasıl tepki gösterdiğimizdir. Bu nedenle iyi bir hayat yaşamak için önemli olan şey başımıza nelerin geldiği değil, başımıza gelenlerle nasıl başa çıktığımızdır.

İkinci önemli nokta, kontrolümüz altındaki şeylerin – düşüncelerimizin – hem acılarımızın kaynağı hem de kontrol etmeyi öğrenebileceğimiz şeyler olmasıdır. Yerinde tepkilere ve uygun düşüncelere sahip olmayı öğrendiğimizde, büyük zorluklar karşısında bile mutlu ve verimli bir hayat yaşayabiliriz.

Epiktetos’un sözlerini ansıyalım:

“Doğuştan esir edilmiş şeylerin özgür olduğunu veya sana ait olmayan şeylerin sana ait olduğunu düşünüyorsan engellenir, sefil hâle düşer ve altüst olursun. Başına gelenlerden hem tanrıları hem de insanları sorumlu tutarsın. Oysa sadece senin olanın senin olduğunu ve sana ait olmayanın, gerçekte, sana ait olmadığını düşünürsen o zaman kimse sana baskı uygulamaz, senin önüne set çekmez. Bu sebeple sen de kimseyi suçlamaz ve itham etmez; kendi istemediğin hiçbir şeyi yapmazsın. Sonucunda kimseyi kendine düşman etmezsin. Böylece kimse seni incitmez, hiçbir fenalık görmezsin.”

STOACILIĞIN ÇAĞDAŞ YAŞAMA UYARLANMASI

Bugün bilim insanlarından terapistlere kadar bilinçli birçok insan, Marcus’un fikirlerini takip ediyor. Örneğin Birleşik Krallık’taki Essex Üniversitesinden bir grup, belli zaman dilimlerini “Stoa Haftası” olarak belirleyerek buna dönük yönergeler hazırladı. Ardından  “Stoa Haftası”nda herkesin kendi yaşamını bu yönergelere göre düzenlemesini ve deneyimledikleri Stoacı uygulamaları diğer grup üyeleriyle paylaşmasını istedi.

Wyoming felsefe bölümünde, Stoa günleri...

Wyoming felsefe bölümünde, Stoa günleri…

Henüz çok yeni olan bu Stoacı yaşam deneyi, Stoacılık’ın aslında insanlar için modern yaşam içinde yardımcı bir araç görevi üstlenebileceğini göstermiş oluyor.

Stoacılık pratiği Birleşik Krallık’taki gibi ABD’de de sürdürülüyor. Wyoming Üniversitesi, ilki Mayıs 2014’te uygulanan ve öğrencilerle öğretim üyelerini 24 saatliğine Stoacı ilkelere göre yaşamak esasıyla bir araya getiren bir Stoa Kampı’na ev sahipliği yapıyor.

WYOMING STOA KAMPI

Wyoming’deki ilk kamp, Centennial isimli kasabanın dışında bulunan Snowy Range’de kuruldu.

Bu kamp yalnızca Wyoming’den katılımcı öğrencileri kabul ediyordu. Ancak daha sonraki süreçte kampa diğer üniversitelerden de öğrenci kabul edilmeye başlandı.

Kampın kendine özgü işleyen bir gününde katılımcılar antik metinleri esas alarak meditasyon yapmak için erkenden kalkıyor ve bu uygulamayı günün geri kalanını yapılandırmaya yardımcı olması için kullanıyorlar.

Katılımcılar her sabah ve öğleden sonra, Marcus’un “Kendime Düşünceler”ini okumak ve tartışmak için gruplara ayrılıyor ve bunların onun Stoacı değerlerini ve öğütlerini ne kadar yansıttığını yorumluyorlar.

Bu sürecin sıkça tekrarlanması yoluyla bu fikirler bizim bilişsel varlığımızın bir parçası hâline gelebiliyor. Katılımcılar ayrıca doğaya ve bir bütün olarak evrene olan yakınlığımızı vurgulamak için de açık hava etkinlikleriyle uğraşıyorlar.

Kampa katılan kişilerden bir kısmı yaşadıkları bu Stoacı deneyimlerden oldukça etkilendiklerini dile getirdi. Örneğin bir katılımcı kamp hakkında şöyle konuştu:

“Stoa Kampı bize, yaşanan çok az şeyin bizim kontrolümüzde olduğunu ve bu yaşananlardan dolayı gerilim yaşamak için hiçbir nedenimizin bulunmadığını sürekli olarak hatırlattı. Tekrarlar, bu farkındalığın daha uzun sürmesini sağladı ve bize strese karşı kullanabilmemiz için araçlar sundu.”

Velhasıl, bu bilişsel farkındalıklar ve araçlar, mutlu ve verimli bir yaşam sürmemize bugün de yardımcı olabilir.

Ancak Stoacıların vurguladığı bu yaşam biçimi, dünyayı kendi arzularımıza karşı diz çöktürmemiz anlamına gelmiyor. İyi yaşamak için bundan daha ziyade, kendimizi dünyaya uydurmak ve daha uygun hâle getirmemiz gerekiyor.

Marcus’un da dediği gibi:

“Yaşamak için on bin yılınız varmış gibi davranmayın; içinizde hâlâ canlılık varken, hâlâ elinizden geliyorken kendiniz için en iyiyi yapın.”

 


 

Yazar: Robert S. Colter (Öğretim Görevlisi, University of Wyoming)

Çeviri: Sosyolog Ömer YILDIRIM

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için derlenerek çevrilmiştir.

Derleme için kaynak metin: If 2015 is already stressing you out, try stoic therapy

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...