Psikoloji Ekolleri

felsefe Nedir

Bir bilim alanında ortak görüş ya da anlayışı benimseyen bilim insanlarının oluşturduğu topluluğa ekol (school=okul), ele alınan konuyu değerlendirme şekil ve tarzına ise yaklaşım denir. Yaklaşımların her biri, davranışı farklı bir yönü ile ele alarak değişik yöntemlerle açıklamaya çalışırlar ve birbirini tamamlayarak insanı anlamamıza katkıda bulunurlar. Bu nedenle insan davranışları açıklamada tek bir yaklaşım yeterli değildir.

1) Yapısalcı Yaklaşım (Strüktüralizm): W.Wundt (Vilhem Vunt)

Zihnin yapısı, bilinç denilen karmaşık yapının çözümlenmesi psikolojinin konusu olmalıdır. Davranışı, zihni oluşturan yapılar ile (düşünce, duygu, irade, hayal gibi) açıklamaya çalışmıştır. Kişinin her olay karşısındaki duygu ve düşünceleri ayrı ayrı araştırılmalıdır. Kullandığı yöntem bireyin kendi gözlemleriyle kendini değerlendirmesine dayandığı için taraflı bir yöntem olarak görülmüş ve birçok psikolog tarafından reddedilmiştir.

2) İşlevselci Yaklaşım (Fonksiyonalizm): William James (Vilyım Ceyms), John Dewey (Con Dövi)

İnsan zihninin (yapısının yanı sıra) işlevsel özelliklerinin organizmanın çevreye uyumundaki görevi araştırılmalıdır. Psikolojinin gündelik hayata uygulanmasına önem veren bu yaklaşım, özellikle öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini ve güdülenmeyi araştırması ile okullarda rehberlik anlayışını başlatmış, çağdaş psikolojiyi olumlu etkilemiştir. Bireyin tüm davranışlarını uyum çabasına indirgediği için eleştirilmiştir.

3) Davranışçı Yaklaşım (Behevyorizm): John Watson(Con Vatsın), Ivan Pavlov, Frederic Skinner (Frederik Skinır), Edward Thorndike (Edvırd Torndayk)

Bilinci incelemeyi anlamsız bulan, psikolojinin zihni değil insan ve hayvanların yalnızca gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlarını ele alması gerektiğini savunan bu yaklaşım U-T psikolojisi olarak da bilinir. Organizmanın iç dünyasında olup biten (düşünce, duygu gibi) biyolojik ve bilişsel süreçlerle ilgilenmez. Bu yaklaşım hayvanlar üzerinde deneysel çalışmaların yapılmasında etkili olmuştur. Zihinsel süreçlerin incelenemeyeceğini ileri sürdüğü ve çevreye fazla önem verdiği için eleştirilmiştir.

4) Psikodinamik Yaklaşım (Psikanalizm): Sigmund Freud (1856-1939), Alfred Adler (1870-1937)

Psikolojinin konusu: Freud’a göre, insan davranışlarının nedenlerini açıklayabilmek için insanın bilinçaltının incelenmesi gerekir çünkü insan kişiliğinin oluşmasında belirleyici olan saldırganlık ve cinsellik güdüsü sosyalleşme sürecinde bilinçaltına bastırılmıştır. Bilinçaltına bastırılan tatmin edilmemiş arzu ve istekler ileriki yıllarda ruhsal problemlere yol açarlar. Bu nedenle psikoloji bilinçaltındaki nedenleri bulmalı ve tedavi etmelidir. Bütün davranışları temel iki güdü ile açıklaması, toplumsal etkileri göz ardı etmesinden dolayı eleştirilmiştir.

5) Hümanistik (İnsancıl) Yaklaşım: Abraham Maslow (1908-1970), Carl Rogers (Karl Racers) (1902-1987)

Bu yaklaşım davranışı bireyin iç dünyası(kendine özgü duygu ve düşünceleri) ile açıklamaya çalışır. Her insan ayrı bir dünya ve değerdir. İnsanın duygu ve düşünceleri, istek ve arzularını bilmeden davranışlarını açıklamak imkânsızdır. Psikolojinin amacı, insanları tek tek ele almak, insanın özel yeteneklerini ortaya çıkartmaktır. Deney yöntemi ile insan davranışlarının açıklanamayacağını savundukları için eleştirilmişlerdir.

6)Bütüncül Yaklaşım(Geştalt) M.Wertheimer (Vertheim) (1880-1943), K.Koffka (1886-941), W. Köhler (1887-1967)

Bu yaklaşımı benimseyenler diğer ekollerin ‘parçacı’ yaklaşımına karşı çıkarlar. Davranış ve yaşantılarımız basit öğelerin birleşiminden oluşmaz. Davranışlar incelenirken öğeler arası ilişkiler ve etkileşimler dikkate alınmalıdır çünkü bütün parçaların toplamından ibaret değildir. Yapısalcı ekolün analitik yaklaşımına karşı çıkan bu yaklaşım algı ve öğrenme alanındaki araştırmalarda katkıları olmuştur. Örneğin, okuma-yazma öğreniminde önce kelimelerin sonra harflerin öğrenilmesi metodunda bu yaklaşımın etkisi vardır. Psikolojiyi felsefeye yeniden yakınlaştırmakla suçlanmışlardır.

7) Bilişsel Yaklaşım Jean Piaget (jan Piaje) (1896-1980)

Dıştan gözlenemeyen bilişsel süreçlerin (algılama, bellek, düşünme gibi) türü ve yapısıyla gözlenebilen davranışların türü ve özellikleri arasındaki ilişkiyi araştırmalıdır. Bireyin dış dünyayı nasıl içselleştirip uyarıcıları kendisine özgü bir biçimde algıladığını anlamak ister. Davranışların oluşumunda bilişsel süreçlere fazla ağırlık verdiğinden eleştirilmiştir.

8)Biyolojik Yaklaşım Adolf Meyer(Adolf Meyır) (1866-1950)

Beynin yapı ve işleyişi ile davranış arasında ilişki olduğunu savunan bu yaklaşıma göre, her davranışın temelinde son derece karmaşık sinirsel oluşumlar yer alır. Bu oluşumlar kaslara geçer ve gözlenebilen davranışlar hâlinde dışarıya yansır. Davranışları yalnız biyolojik temellere indirgediği için eleştirilmiştir.

Kaynak: MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI AÇIK ÖĞRETİM OKULLARI, Psikoloji 1 kitabı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*