Felsefe hakkında her şey…

Prens Sabahattin’in toplumsal değişme anlayışı

29.12.2022
Prens Sabahattin’in toplumsal değişme anlayışı

Prens Sabahattin’e göre Türkiye’nin eğitim ve yönetim gibi iki temel sorunu bulunmaktadır. Türkiye’nin yönetim sorununun çözümü, ülkenin idari yapısının merkeziyetçi yapıdan ademimerkeziyetçi yapıya doğru değiştirilmesiyle çözülebilir. Türkiye’nin yönetim yapısı ile birlikte eğitim anlayışının da değişmesi gerekmektedir. Yurttaşlarımız Anglo-Sakson eğitim yöntemlerinin uygulandığı bir eğitim anlayışı doğrultusunda yetiştirildiğinde, giderilemeyecek sorun yoktur. Bu iki alanda bütüncü yapıdan bireyci yapıya doğru gerçekleştirilecek uygulamalar, toplumsal yapıyı da değiştirecek ve Türkiye’nin kurtuluşu gerçekleşecektir. Bir başka anlatımla, Prens Sabahattin, sorunların kaynağını mevcut toplumsal yapıda görmekte ve bu yapıyı değiştirmeyi hedeflemektedir. Kamucu toplumsal yapının bireycilik lehinde değiştirilmesi, mevcut tüm sorunların çözümü anlamına gelmektedir.

Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu olumsuz durumu, mevcut toplumsal yapıya bağlayan ve bu toplumsal yapının tümden değişimini öngören Prens Sabahattin’in mevcut toplumsal yapı ve merkezi yönetim anlayışı karşısındaki çözümü, bütüncü toplumsal yapının ve merkezi yönetim anlayışının terk edilmesi, bireyci toplumsal yapı ile ademimerkeziyetçi bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesidir.

Toplumsal yapı değiştirilmeden yönetim biçiminin değiştirilmesi bir işe yaramayacak, mevcut sorunları çözemeyecektir. Meşrutiyet yönetim biçimi İspanya’da da var, İngiltere’de de Amerika Birleşik Devletleri’nde de Amerika kıtasının Orta ve Güney’indeki devletler de cumhuriyetle yönetiliyor. Oysa bu devletler arasında korkunç derecede farklılıklar bulunmakta. Bu korkunç farklılıklar hükümet biçiminin aynı olmasından değil, sosyal yapılarındaki ayrılıktan ileri gelmektedir. Yönetim hayatını özel hayata üstün tutan bütüncü-cemaatçi yapılarda idare şekli mutlakiyet, meşrutiyet, cumhuriyet, hangisi olursa olsun sonuç hep aynı; siyasi baskı ve sosyal yoksulluktur. Bundan dolayı, yönetim biçiminin ya da yasaların değişmesiyle gerçek bağımsızlığa kavuşulamaz. Yönetim hayatında yapılacak reformlar hep yüzeysel ve sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Ülkenin kurtuluşu tanzimat, Islahat, meşrutiyetle değil, toplumsal yapının değişmesine bağlıdır.

Bireyci bir toplumsal yapı değişikliğini savunan Prens Sabahattin’e göre, maddi yapının gevşekliğinden doğan bütüncü yapı, kendine bağlı olanları üretimden çok tüketime sürüklediği için sosyal yetenek ve kişiliğin gelişmesine engel olmaktadır. Maddi çalışmanın sıklığından doğan bireyci yapı ise kişisel girişkenlikle etkin bir üretim doğurarak, sosyal yeteneğin gelişmesini hazırlayarak bütüncü yapılarda olduğu gibi, kişiyi kişiye değil, özel mülkiyeti üretim uğraşılarına bağlayarak, dayanaklarını kendi kendinde bulan bağımsız ve üstün kişilerden kurulu etkin bir toplum yaratır. Bireyci yapı, kişisel yükselmeye, bağımsızlığa doğru kesin bir gidişe yol açar. Kişisel bağımsızlık sosyal hayatın üstünlüğünü ortaya çıkarır. Bu üstünlüğün hareket noktası ise bütünüyle manevi olan bir fikir aydınlanmasından değil, etkin bir maddi çalışma, hayatın değişen ihtiyaçlarına uyabilen bir üretim ve bunların geliştirdiği sosyal özelliklerden doğmaktadır. Kabile, parti, devlet gücüne dayalı sorunların bütüncül yapı içerisinde çözümlenmeye çalışılmasının, Doğu toplumlarını Batılı toplumların gerisinde bırakmıştır. Batı’da da tercih edilen Anglo-Saksonların toplum yapısıdır.

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s. 13-14, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...