Felsefe hakkında her şey…

Kant’ın tarih felsefesi

30.10.2022
1.083

Kant tarih felsefesine ilişkin görüşlerini özel bir kitapta açıklamamış fakat bu alanda birkaç makale kaleme almıştır. Bunlar; Dünya Yurttaşlığı Açısından Genel Bir Tarih İdesi, İnsanlık Tarihinin Başlangıcı Üzerine Tahminler, Aydınlanma Nedir?, İnsan Irkı Kavramının Tanımı gibi yazılardır. Ayrıca Kant’ın şu yazılarını da göz önüne alabiliriz: Bütün Şeylerin Sonu, Sonsuz Barış Üstüne, Fakültelerin Çatışması.

Kant insan aklına ilişkin felsefi sisteminin ışığı altında bir tarih felsefesi kotarmaya çalışmıştır. Bu açıdan tarih sorunu deyince doğa ile özgürlük, pratik aklın erekleri ile empirik gerçekliğin nedenselliği arasındaki bağlar çerçevesi içinde kalarak konuyu ele almıştır. Tıpkı din konusuna ilişkin yazısında olduğu gibi, tarih sorunu iyi ve kötü güçlerin yeryüzündeki çatışması sorunudur. O tarihte bir gelişme, ilerleme görmek istemekte ama Rousseau’nun da etkisiyle tarihin akışı üzerinde sürekli negatif güçlerin etki ettiğine inanmaktaydı. İnsan soyu acaba daha iyiye giden yolda ilerlemekte midir? Ona göre bu soruya iyimser bir yanıt vermek güçtür. Belki de tarih, iyi ile kötünün sürekli yer değiştirdiği ve bunun sürgit devam ettiği bir alandır.

Kant’a göre deneyim, tarih alanında çıkarımda bulunmaya yardımcı olamaz. Bu alanda doğa bilimlerinde olduğu gibi a priori bir tarih bilgisi olanaksızdır. Bu durumda insanlığın ilerlemekte olduğu düşüncesi insan aklının bir idesinden ibarettir. Bu ide eylemlerimiz ve araştırmalarımız için öznel bakımdan gerekli olan yönetici bir ilke görevi görür. Dünyanın gidişinin önceden belirlenebileceğine inanmak ölçüsüzlük olur. Kant burada da bilgimizin sınırlarına işaret etmektedir. Gelişme düşüncesi bizim için düzenleyici bir ilke olmalıdır. Tarihe sanki onda bir gelişme varmış gibi bakmalı ve ona göre davranmalıyız; tarihte olup bitenler insanlığı yavaş yavaş ilerleten bir plana göre olup bitiyormuş dibi düşünerek eylemde bulunmalıyız. Bu yönetici idenin ışığında tarihte bütün olup bitenler, tarih araştırıcısına bir birlik hâlinde büyük bir sistem olarak görünecektir. İnsanın ahlaklı eylemlerinin kaynağı olan insan aklının iyiye doğru bir ilerleme, bir gelişme olduğuna inanması, bunu umut etmesi gereklidir. Böyle bir umut olmadan insanın kalbi çarparak ileriye atılmasına, yeniliklerin peşinden gitmesine olanak olmazdı.

Kant insanlığın başlangıcına ilişkin olarak da şöyle düşünüyordu: Doğa durumunda insan bir ussal hayvan idi. Ama onda sahip olduğu aklı geliştirme yeteneği vardı. Aklı aracılığıyla kendi kendisini yönetme, kendi kendisine sınırlar koyma yoluyla ilerlemeye başladı; özgür bir varlık olma doğaya etki etme yönüne doğru ilerleme sürdü. İnsanın doğal varlık durumundan çıkıp kendi kendisini yöneten özgür bir varlık olma düzeyine ulaşması bir defada insanlığın başlangıç dönemlerinde olup bitmiş bir olgu değildir ve hâlen sürüp gitmektedir.

İnsanlığın soy olarak gelişiminde sükunet içinde yaşamak değil tam tersine, zıtlaşma ve çatışmaların çok önemli bir rolü olmuştur. İnsan bir akıl varlığı olarak, varlık yapısında uyuklayan imkânları uyandıran, devinime getiren bir varlıktır, Bu uyandırma, devinime getirme ve yükseltme, gerginlikler, çıkarların, amaçların çatışmaları, tutkuların çarpışmaları içinde gerçekleşir. İnsanlar böyle bir çatışma ve gerginlik koşullarında yavaş yavaş birleşmeye doğru giderler, daha doğrusu buna zorlanırlar. Kant şunu söyler: “İnsanların işlerinin anlamsız görünen gidişinde sanki gizli bir plan saklıdır.” Kant’a göre, istekler, tutkular ve bunlardan doğan çatışmalar, çekilen acılar tarih felsefesi bakımından bu şekilde olumlu bir anlam taşırlar. Tutkuların isteklerin güçlü dinamizmi, yüksek bir amacın hizmetindedir. Bu amaç insan soyunun amacı olarak tüm akıl yeteneklerinin gelişmesidir.

Sonuç olarak çatışma ve acılarla dolu olan tarihsel varlık alanı, bütününde pozitif bir anlam taşır. Tarihin genel akışında toplum- dışı birtakım güçler, bir varlığın gelişmesi için harekete geçirici, öne doğru itici bir rol oynarlar, kendi kendisini yönetme, kendisi olma ve özgürlüğün gelişmesine yardım ederler. Dünya Vatandaşlığı Açısından Genel Bir Tarih İdesi adlı yazısında Kant, insanlıkta dünya vatandaşlığı idesinin geliştiğini yazar. Buna göre, ayrı ayrı ulusların kurdukları devletlerin birleşmesi ile bir uluslar birliğinin kurulması bu birliğin ebedi barışı sağlayıp koruması gerektiği temel düşünce olarak işlenmiştir. Kant bu görüşleriyle insan aklının ve ahlakının insana gösterdiği ve ondan beklediği idelere dayanan idealist bir tarih felsefesi ortaya koymuştur.

Kaynak: MODERN FELSEFE II, s. 45-46, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2409 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1397

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...