Jakobenizm Nedir? Jakoben Kime Denir? Jakobenler Kimlerdir?

felsefe Nedir

Fransız Devrimi sürecinde Jakoben tarikatından kalma eski bir manastır binasında toplanan devrimcilere “Jakobenler” adı verilmiştir.

Devrimin en radikal ve terör uygulayan ekibi oldukları için de Fransız Devrimi ile özdeşleşmişlerdir. En önemli temsilcisi Maximilien Robespierre (1758-1794)’dir. Bir avukat ve siyaset adamı olan Robespierre güçlü bir konuşmacı olarak tanınır.

Jakobenizm, Fransız Devrimi’nin ülke içinde ve dışında tehlikelerle (“karşı devrim” tehlikesi) karşı karşıya olduğu bir dönemde ortaya çıkmıştır. Devrimci sürecin bir “karşı devrimle” sona erdirileceği ve vatanın tehlikede olduğu endişesi, Jakoben düşüncenin ortaya çıkış ve gelişiminde önemli rol oynamıştır.

Jakobenler ve özellikle Robespierre, Rousseau’nun sadık bir takipçisidir. Robespierre temsil sistemine inanmaz ve parlamenter rejime karşı çıkar; çünkü ona göre – Rousseau’nun da belirttiği gibi – egemenlik hakkı devredilemez.

Jakobenlerin amaçları, bir dönemlik dikta yönetimi sonrası Aydınlanma Çağı felsefecilerinin öngördükleri doğal düzene ulaşmaktır. Jakobenler mülkiyete karşı değillerdir. Erdem sahibi, küçük mülk sahibi vatandaşların olduğu bir demokrasiden yanadırlar. Bu anlamda Jakobenlerin görüşleri ne sosyalist eğilimlere ne de ticaret burjuvazisinin görüşlerine uygun düşer.

Bugün “tepeden inmecilik” olarak da adlandırılan Jakoben düşüncenin arkasında derin bir siyaset ve bilim felsefesi vardır. Jakobenizmin en dikkat çekici özellikleri şöyle sıralanabilir:

  1. Meşruiyetin birincil kaynağı hukuk değil, ideoloji ve ilkeleridir. Karşıt (yani “karşı devrimci”) görüşler ise, yok edilmesi gereken ihanet ve sapmalardır.
  2. Jakobenizm, güç kullanarak kendi görüşlerini dayatmayı meşru görür. Devrimi gerçekleştirmek ve korumak için şiddet ve baskı meşrudur.
  3. Amaç için her vasıta meşrudur. Devrim ve devlet için hak ve hürriyetler, evrensel hukuk kuralları çiğnenebilir.
  4. Halk, “doğru”yu ve çıkarlarını bilmez. Bu nedenle – gerekirse zorla – “aydınlatılmalı” ve sıkı bir “merkeziyetçilik”le yönetilmelidir.

Devrim sürecinde tavizsiz bir siyaset izleyen Jakobenler, “kuvvetler ayrılığı” ilkesini de reddederler ve sivil topluma egemen bir ve bölünmez kamu otoritesi ile soyut bir milli egemenlik kavramını benimserler. Jakobenlere göre devlet, topluma istediği şekli verebilir, hatta bu, devletin bir görevidir. Bu anlamda Jakobenizmin bir tür toplum mühendisliği çabası olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Jakoben demokraside, “genel irade”, seçimle belirlenen çoğunluk iradesine benzemez. Jakoben liderlerden Saint-Juste (1767-1794)’e göre “Genel irade, çoğunluğun iradesi değil, milleti gerçek arzuları ve gerçek mutluğu hakkında aydınlatmakla görevli temiz insanların iradesidir”.

Mutlak doğruyu, yanılmaz aklı, devrimi ve soyut bir millet anlayışını temsil ettiği içindir ki Jakobenizme göre devlet hukukun üstündedir ve yargı ve hukuk, devlet çıkarlarına tabidir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*