Felsefe hakkında her şey…

Hem zengin hem mümin olunabilir mi? İşte 5 büyük dinin para hakkında söyledikleri…

11.08.2023
249
Hem zengin hem mümin olunabilir mi? İşte 5 büyük dinin para hakkında söyledikleri…

Para yaklaşık 5 bin yıldır insanın toplumsal varlığının merkezinde ver alıyor. Dolayısıyla dinlerin de para hakkında söyleyecek oldukça çok şeyi bulunuyor.

Günümüzde milyonlarca insanın yaşamına yön veren büyük dinlerin hiçbirisi iman edenlerine zenginlik ve açgözlülük telkinlerinde bulunmuyor. Buna rağmen yaşamın içinde birçok zengin mümine denk geliyoruz. O hâlde bu insanlara samimiyetsiz diyebilir miyiz? Bu sorunun cevabı durumdan duruma farklılık gösterir. Zira büyük dinler irdelendiğinde, bunların paraya karşı şiddetli bir karşı çıkış barındırmayan oldukça karmaşık ve de incelikli bir yönlerinin bulunduğu fark edilir.

Günümüz için bir banka hesabında yazan rakamlar veya eski bir peri masalında anlatılan altın keseleri… Zenginliğe duyulan arzu, insan toplumunun kendisi kadar eskidir. Bugün elimizde olan en güncel arkeolojik kanıtlara göre “para”nın insan yaşamındaki varlığı en az 5 bin yıl öncesine dayanıyor. Yine bugün elimizde bulunan en eski kutsal kitapların (Hinduizm’in Rigveda’sı ile Yahudilerin Tanakh’ı- MÖ bin 300 dolaylarına tarihlendiği göz önüne alındığında, büyük dinlerin para hakkında söyleyecek çok şeyinin olması oldukça anlamlı görünüyor.

Buna karşın dinlerin paraya yönelik mesajları genellikle keskin sonuçlar doğurmaz. Örneğin İncil’deki en ünlü pasajlardan biri olan Timoteos 6:10 dahi Katolik Kilisesi’nde ve Hıristiyanlarda gözlenen para düşkünlüğünün önüne geçememiştir.

“Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir.” Timothy 6:10

Aynı şekilde Kur’an-ı Kerim, Dhammapada, Bhagavad Gita ve Tanah da aşırı zenginliğe karşı net yasaklar ortaya koymuştur ve fakat dünya çok zengin Müslümanlar, Budistler, Hindular ve Yahudilerle doludur.

Peki bu insanların hepsi riyakâr münafıklar mıdır? Şimdi ‘ilk taşı’ atmadan önce, bu inanç sistemlerinin aslında neyden bahsettiğine bir bakış atacağız.

HİNDUİZM: REFAHA ULAŞMAK

Şunu açıklığa kavuşturalım: Hiçbir büyük kutsal metin; dizginlenemeyen bir açgözlülükten, aşırılık içeren bir zenginlikten veya çirkin kazanç sağlama yöntemlerinden yana değildir. Ancak bu, dinlerin, paranın her zaman kötü olduğunu anlattığı anlamına da gelmez.

hinduizm, hindu, hinduizm tanrıları, hinduizm inancı, hinduizmde paranın önemi

Hinduizm

Zenginliği tasvip ve tasdik eden en büyük inanç sistemi muhtemelen Hinduizm’dir.

Hinduizm’de yaşamın purusharthas olarak bilinen dört ana amacı vardır. Bu amaçlardan en önemlisi Moksha’dır ve bu aynı zamanda en üstün değerdir. Moksha, insan hayatının nihai sonucudur; çünkü insan hayatının tüm sınırlamalarının sonudur. Dolayısıyla mutlak özgürlük, yani doğum ve yeniden doğuş döngüsünden muaf olmaktır. Arzudan, acıdan kurtuluşu ifade eden Moksha bir tutum veya tavır değil, bir hedeftir. Bu hedef kişinin dünyevi eylemleri olan Artha, Kama ve Dharma ile bunların zıtları olan Anartha, Akama ve Adharma’dan oluşmaktadır. Bunların anlamları ise şöyledir:

  • Kama: Zevk ve haz
  • Dharma: Doğruluk, iyi eylem ve sorumluluk
  • Artha: Maddi zenginlik ve refah

Hinduizm’in bu yollarla çizdiği şey, zenginlik veya para olmadan hem hayattan zevk almanın hem de tamamen Dharmik bir yaşamın çok daha zor olacağıdır. Tamamen yoksulluğa teslim olanlar Kama’ya ulaşabilmek için yeterli kaynağa sahip değillerdir.

“Para mutluluğu satın alamaz” önermesi belki de parayı küçümseyen imtiyazlı kesimin bir söylemidir. Çünkü para mutlu olmaya kesinlikle katkı sunar. Hatta Hinduizm’e göre, ancak paramız olduğunda hayattan tam anlamıyla haz alabilir ve diğer insanlara da bu yönde yardımcı olabiliriz.

BUDİZM: İHTİRASSIZ MÜLKİYET

Budizm’in paraya yaklaşımı temelde olumsuz değildir. Budizm için para salt kendisi olarak kötü olmasa da parayı arzulamak veya paraya dönük ihtiraslı bir tutum sergilemek pek de onanan bir tavır değildir.

Budizm, budistler

Budizm

Budizm’in temel ilkelerinden birisi, elimizden geldiğince maddi şeylerden uzak durmaktır. Budizm’e göre insan aldatıcı dünyevi gerçekliği aşmaya ve aydınlanmanın peşinden koşmaya odaklanmalıdır. Dhammapada’da yer alan bu konudaki bir pasaj şöyledir:

“Şehvet gibi yangın, nefret gibi boyunduruk, vesvese gibi kıskaç ve açgözlülük gibi taşkın yoktur.”

Budist inanca göre eğer Samsara’yı asla terk etmek istemiyor, yani yeniden doğuş döngüsüne mahkûm olarak yaşamaya devam etmek istiyorsanız kendinizi ailenize, arkadaşlarınıza, eşyalarınıza ve evet tabii ki paraya bağlamanız yeterli olacaktır.

Budizm’in bunlardan ayrı oldukça incelikli başka bir öğretisi daha vardır. Hinduların Artha’nın Dharma için gerekli olduğuna inanmaları gibi bazı Budistler de servet sahibi olmanın, servetin adilce dağıtıldığı ve erdeme yönelik bir amaçla kullanıldığı sürece, iyi olduğunu savunur. Bu öğretiye göre paraya bağlanmak yanlış olsa da paranın büyük bir iyilik potansiyeli taşıdığı da unutulmamalıdır.

YAHUDİLİK: MÜLKİYET TANRI’DANDIR

Yahudi irfanı da Tanah da zenginlikle ilgili herhangi bir olumsuz ifade ya da öğreti barındırmaz. Para ve zenginlik, her şey gibi, Tanrı tarafından verilir ve gene Tanrı tarafından alınır. Tesniye 8:17-18’de şöyle yazar:

¹⁷ “‘Bu serveti toplayan kendi yeteneğimiz, güçlü elimizdir’ diye düşünebilirsiniz. ¹⁸ Ancak bu serveti toplama yeteneğini size verenin Tanrınız RAB olduğunu anımsayın.”

Yahudilik, Yahudi inancı, Yahudiler, Yahudi cemaati, Yahudilerin paraya bakışı, Yahudi inancında paranın yeri

Yahudilik

Yahudilerin başkalarına faizle borç para vermesi, Hıristiyanlar ve Müslümanların aksine, Yahudi inancı tarafından hiçbir zaman yasaklanmamıştır. Bu nedenle tarihsel olarak bakıldığında dünyada bankacılık ve kredi sağlayıcılığı rollerinin genellikle Yahudiler tarafından üstlenildiği görülecektir.

Yahudiliğin hiçbir yerinde açgözlülük veya çıkarcılık öğütlenmez. Levililer 19:10’da ve Levililer 23:22’de Yahudilere tarla ve bağlarını tümüyle sürmeyip toplamamaları ve yere düşen üzümler ile arta kalan başakları yoksullara ve yabancılara bırakmaları emredilmiştir. Yahudilerin kutsal kitabı, Yahudilere, mülklerinin bir kısmını yoksullara ve yabancılara bırakmalarını emreder. Yeşaya 24:2’de ödünç alanla ödünç veren, faizciyle borç alan arasında bir ayrım yapılmayacağı bildirilmiştir. Yasa’nın Tekrarı 23:19-20’de ise şöyle yazar:

19 “Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız. 20 Yabancıdan faiz alabilirsiniz ama kardeşinizden almayacaksınız. Böyle yapın ki mülk edinmek için gideceğiniz ülkede el attığınız her işte Tanrınız RAB sizi kutsasın.”

HRİSTİYANLIK: PARAYA KULLUK EDİLMEZ

Dünya dinlerinin en ön planda bulunanlarından birisi olması Hristiyanlığın paraya yaklaşımındaki açık riyakârlığı da gözler önüne serer.

Hristiyanlık, Hazreti İsa, Berlin Katedrali, Hazreti İsa heykeli, kilise, katedral

Hristiyanlık

İsa, fakir bir toplumda yaşayan fakir bir marangozun fakir oğluydu. Matta’da oldukça açık bir şekilde, “Hem Tanrı’ya hem de paraya kulluk edemezsiniz” ve “Bir devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin bir adamın Tanrı’nın krallığına girmesinden daha kolaydır” yazar. Hatta Kilise Babalarının en önemlilerinden biri olan Augustine, para sevgisini putperestlikle örneklemiştir.

Bugün ise kilisenin mülkiyetinde bulunan sanat eserlerinin, kutsal emanetlerin ve tarihi eserlerin maddi değerleri göz önünde bulundurulursa Katolik Kilisesi’nin 3 milyar dolardan fazla bir maddi varlığı ve ölçülemez de bir serveti vardır. Bill Gates, Beyonce ve Chris Pratt gibi isimlerin hepsi dindar Hristiyanlardır.

Yahudilikte olduğu gibi Hristiyan teolojisi de “paranın yönetimi” fikrine odaklanır. Bu anlayışa göre serveti veren Tanrı, çok çalışanları ödüllendirmiştir. Kişinin bu serveti iyi ve hayırlı işler için kullanması kendi elindedir. Zenginlik ve para kötü değildir; ama bunlar iyi kullanılmalıdır. Ve hatta para ve zenginlik sizi iyilik yapmaya yönlendirebilir.

İSLAM: NE CİMRİ NE MÜSRİF OLUN

Üç semavi dinin sonuncusu olan İslam’ın paraya bakışı Yahudiliğin ve Hıristiyanlığınkine benzer ve bu da şaşırtıcı değildir. İslam da diğer iki semavi din gibi servet sahibi olmayı kendi başına kötü olarak görmez. Fakat bu servet haramla elde edilmemeli, müsrifçe harcanmamalı, israftan uzak tutulmalıdır. Kur’an’da Kehf Suresi’nin 46. ayetinde şöyle emredilmektedir:

﴾46﴿ “Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür.”

İslam, cami, Sultan Ahmet, Sultanahmet, cami ışıkları, cami halıları

İslam

Münâfikûn Suresi’nin 9. ayeti ise şöyledir:

﴾9﴿ “Mallarınız da çocuklarınız da sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.”

İslam’n beş şartından birisi zekât vermektir. Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için muayyen kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder. Zekâtın farz olması için şartlar; malların nisaba ulaşması yanında nâmî (üreyici/artıcı) olması, sahip olunduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi, bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlardan fazla olmasıdır. Asli ihtiyaç maddeleri insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Bunlar; barınma, nafaka (yiyecek, giyecek ve sağlık giderleri), ulaşım, eğitim, ev eşyası, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, kitaplar, güvenlik amacıyla kullanılan aletler ve elektrik, su, yakıt, aidat vb. diğer cari giderler ve bu temel ihtiyaçları karşılamak için ayrılan paradır. (Mevsıli, el-İhtiyar, I, 332-333; İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, III, 178). Varlıklardan veya birikimlerden zekat ödenme oranı da kırkta bir (1/40), yani %2,5’tir.

Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur:

“Allah kime mal verir de bu kişi malının zekâtını vermezse, kıyamet günü o mal bir yılan şeklinde onun karşısına getirilir. Yılan zekatını ödemeyenenin gırtlağına sarılarak şunu der: ‘Ben senin servetinim, ben senin malınım.’  Sonra da ona Âl-i İmrân Suresi’nden şu ayeti okur: ﴾180﴿ ‘Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimette cimrilik gösterenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilâkis bu onlar için kötüdür. Cimrilik ettikleri mal kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.’”

Görüleceği üzere dinler paraya ve mala farklı biçimlerde yaklaşsa da her dinin birbirine benzer yaklaşımları da vardır.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Jonny Thomson’ın “Rich and faithful? Here’s what 5 major religions say about money” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Kaynak Metnin Yazarı: Jonny Thomson, Oxford Üniversitesinde felsefe öğretmenliği yapmaktadır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...