Ernst Cassirer’in Kültür Bilimlerine Katkıları

felsefe Nedir

Alman düşünürü Cassirer, Kant’ın felsefesinden hareket ederek kavramlar dünyasını analiz eder. Vico ve Herder gibi kültür kuramcılarından etkilenir. Kültür kuramı bakımından hayli önemli olan sembol kavramını analizlerinin merkezine yerleştirir.

Ayrıca kültür bilimleri alanına önemli katkılar verir, kültür bilimlerinin mantığını çözümler ve bu alana gerçek bir katkı sunar. Önemli eserleri arasında Mitik Düşünme, Bilginin Fenomenolojisi, Dil, Sembol Kavramının Doğası, Rölativite Teorisi bulunmaktadır.

Cassirer, Kültür Bilimleri geleneği içinde önemli bir isimdir, bu çalışma pratiğinin atlanmaz basamaklarından biridir. “Cassirer’nin yöntem olarak transendental yöntemi benimseyen, genel bakış açısı itibariyle de idealist olan felsefesi, temelde bilgi problemi ve bilimlerin mantığına ilişkin eleştirel ve tarihsel bir araştırma üzerinde yoğunlaşmış, ama biraz daha genel bir çerçeve içinde kültür problemini konu edinmiştir.

Empirizme, pozitivizme, doğalcılığa ve hatta yaşama felsefesine karşı çıkarak yeni bir idealizmin ve hümanizmin savunuculuğunu yapan ve dolayısıyla insan varlığını ‘sembolik hayvan’ diye tanımlayan Cassirer kültürün biz insanlara yapay gösterge ve semboller yaratma ve kullanma imkânı veren kavramsal yeteneğimize dayandığını savunmuştur” (Cevizci, 2002: 212).

Kültürün bir bütün olarak insanın özgürleşme sürecindeki yürüyüşü olduğunu söyleyen Cassirer’ye göre dil, sanat, din ve bilimden her biri bu süreçteki vazgeçilmez aşamalara tekabül eder. İnsan onlarda yeni bir gücü keşfeder, yepyeni bir kudretin, kendisine ait ideal bir dünya inşa etme kudretinin ispatını görür.

Cassirer’nin kültür bilimlerine katkısı çok yönlüdür. Gerek kültür bilimleri üzerine düşünmüş olması, kültür bilimlerinin mantığını, kurgusunu, önemini tartışmış olması (Cassirer, 2005), gerekse sembol, dil, sanat, mitik düşünce gibi kültür bilimleri bakımından önemli hususlara ayrıntılı bir şekilde eğilmiş olması, onun önemini biraz daha belirginleştirmektedir. ‘Sembolik Formlar Felsefesi’ adını verdiği çalışma pratiği, kültür bilimlerini temellendirmek ve kültür teorisi ortaya koymak çabasındadır.

Ona göre sembolik formlar felsefesi “sadece dünyayı bilmenin farklı biçim ve yönlerini kendinde birleştirmez, ayrıca bunun dışında, insan ruhunun eseri olan her dışa vurmada, her dünya-kavrayışı denemesinde kendi doğrusunu tanıyabilir ve onları kendine özgülüğü içinde kavrayabilir. Nesnellik problemi ancak bu şekilde kendi tüm boyutlarında görülebilir hâle gelir ve böylece sadece doğal evreni değil, kültürel evreni de kuşatır, içine alır” (Cassirer, 2005: 43).

Başka bir deyişle “Sembolik formlar felsefesi bakışını zihinsel ifade fonksiyonunun bütün unsurlarına çevirir. O, bu fonksiyonda varlığın kopyalarını ya da suretlerini değil, şekillenme tarzlarını ve sistemlerini, vakıf olma değil anlam verme organlarını görür. Zihinsel ifade bilinçte oluşan ve bilinçli olarak gerçekleşen bir fonksiyondur. Bilincin kurduğu şey olarak sembolik form ne bilinçten, ne de gerçeklikten soyutlanamaz. Bu yüzden bir sembolik form analizi bilinç analizini yok saymaz. Sembolik formlar felsefesi bu bağlamda algılayan, anlayan ve düşünen bilincin içyapısı sorusunu sorar” (Köktürk, 2005: 14).

Kültür bilimleri bakımından sembolik formlar felsefesi gerçek anlamda çok yönlü bir katkıdır. Dil, mitik düşünme ve bilgi sorununu ayrı ayrı ve uzun uzadıya ele alan eserler (Bkz. Cassirer), kültür kavramının çerçevesini ve içeriğini belirlemeye dönük güçlü girişimlerdir. Cassirer, kültür bilimleri alanını etraflı bir şekilde kuşatmak, bu alanın ana tartışma odaklarına dâhil olmak istemiş ve bunu başarmış bir düşünürdür. O bakımdan kültür bilimleri alanında en az kurucu figürler kadar büyük katkılar vermiş biridir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*