Elemeci Maddecilik Nedir?

felsefe Nedir

Zihin-beden sorununa bir başka çözüm denemesi elemeci maddecilikten (eliminative materialism) gelir. Elemeci maddeci anlayışın karşında olduğu anlayışa göre zihne ilişkin varsayımların gerisinde gündelik yaklaşımlar bulunur.

Bu tür yaklaşımlar genellikle toplumsal ortak duyuyu (common sense) temel alır. Ne var ki ortak duyuya dayanmak pek çok durumda yanıltıcıdır. Örneğin, sayısal lotoda 23, 45, 34 sayılarının daha önce hiç çıkmaması bu sayıların ilk çekilişte diğer sayılardan daha büyük bir olasılıkla çıkacağı sonucunu doğurmaz.

Tıpkı bunun gibi zihinsel süreçleri açıklamak için toplumsal ortak duyulara başvurmak yanılgılara yol açabilir. Söz gelimi bir arkadaşının başarısını asık bir ifadeyle karşılayan kişinin haset bir zihin durumu taşıdığını söylemek böylesi bir anlayışın sonucudur. Çünkü asık surat yalnızca arkadaşının başarısına sevinmemekle ilgili değildir. Acı çekiyor olabilir, canı sıkkındır, işlerini nasıl yetiştireceğini dert ediniyordur vb.

Önceki bölümlerde gördüğümüz indirgemeci maddeci anlayış açısından zihin durumları, nörobilim kavramlarının ortak duyuya dayalı kavramlara indirgenmesine izin vermekteydi. Oysa elemeci maddecilik bu durumu kuşkuyla karşılar. Bu kuşkunun nedeni insani yetilerinin nörobilimsel açıklamasının ortak duyuya dayalı çerçeveyi aşıyor olmasıdır.

Elemeci maddeci anlayışın kökleri Wilfrid Stalker Sellars’a (1912–1989) kadar geri gider. Sellars, Deneycilik ve Zihin Felsefesi adlı makalesinde zihne ilişkin yaklaşımımızın gerisinde kültürel ögelerin bulunabileceğini öne sürer. Elemeci maddeci anlayışı hazırlayan diğer öncü isimler Quine, Feyarabend, Rorty, Paul ve Patricia Churchland ve Stephen Stich’tir.

Feyarabend 1963’te “Zihinsel Olaylar ve Beyin” adlı çalışmasında ortak duyuya dayalı psikolojinin yanlış olabileceğini öne sürer. Ona göre ortak duyu temelli zihinsel kavramlar temelde fiziksel olmayan yapıdadır. Benzer biçimde Quine “sanı” ya da “duyum” gibi zihinsel kavrayışların, daha sağlam kavramlar uğruna bir kenara bırakılabileceğini savunur. Quine açısından zihinsel durumların fiziksel karşılıkları hakkında, ortak duyuda kullanılanlardan daha yararlı açıklamalar getirilebilir.

İşte elemeci maddecilik çıkış noktası olarak zihinsel durumları değerlendirmek için kullandığımız kuramsal çerçeveyi eleştirmekle başlar. Elemeci maddecilere göre, gündelik yaşantımıza gönderme yapan bu çerçeve zihin tartışmalarını çıkmaz sokaklara ve kısır döngülere sokar. Bu çerçeveye halk psikolojisi (folk psychology) adı verilir. Eş deyişle “halk psikolojisi” deyişi olağan insanların davranış tutum ve davranışları anlatmak için kullandıkları kavramsal çerçeveye gönderim yapar. Bu kavramsal çerçeve kendisini ortak duyu temelinde sunar.

Halk psikolojisine örnek olarak şu saptamaları verebiliriz:

A: Egemen neden çok çalışıyor?
B: Sınavı kazanmak istiyor, çok çalışırsa sınavı kazanacağını düşünüyor.
A: Geçen hafta rahatsız olduğumu Seda’ya neden söyledin?
B: Seni göremeyeceği için meraklanıp sana telefon açacağını düşünmüştüm.

Gündelik yaşantımız sırasında pek çoğumuzun bir parçası olduğu bu konuşmaların dikkat çekici yanı davranışları açıklamak için sanılara ve arzulara başvuruluyor olmasıdır. Sanılar ve arzular ise önermesel tutumlardır (propositional attitudes). Önermesel tutum bir kimseyi bir önermeye bağlayan zihin durumudur. Sanı, arzu, beklenti, korku vb. bildiren tümcelerin bir araya getirilmesiyle dile getirilir. “İnanıyorum ki yağmur yağacak”, “Umarım bu yıl Beşiktaş şampiyon olur.” biçimindeki ifadeler önermesel tutumlara örnek olarak gösterilebilir. Halk psikolojisi bu tür önermesel tutumlara dayanır. Dolayısıyla halk psikolojisinin bir tür önermesel tutum psikolojisi olduğu söylenebilir.

İşte elemeci maddeci anlayışta olan düşünürlerin halk psikolojisine dayalı zihin kavrayışının hatalı olduğunu öne sürmelerinin nedenlerinden biri önermesel tutumlardır. Şöyle ki halk psikolojisinde yapılan genelleştirmeler çeşitli nedensel durumları betimlemeye yönelik önermesel tutumlardır. Örneğin bir kimsenin, diyelim Gürbüz’ün belli bir A’ya dönük arzusu varsa ve A’yı elde etmenin en iyi yolu B’yi gerçekleştirmek ise bu durumda o biri B’yi gerçekleştirmeye yeltenecektir. Böylelikle halka psikolojisi açısından A ile B arasında nedensel bir bağ kurularak “Gürbüz A’yı arzuladığı için B’yi yaptı” çıkarımı yapılır.

Ne var ki elemeci maddecilik açısından halk psikolojisinin kavram dağarcığını oluşturan inanma, arzu, neşe, korku, duyum vb. kavramlar doğrudan gözlenemedikleri hâlde gözlemlenmiş varsayılır. Bu yüzden elemeci maddeci anlayış açısından halk psikolojisi, bilişsel yetilerin ve insan davranışlarının nedenlerini açıklamakta yanıltıcıdır. Dolayısıyla halk psikolojisine bağlı kalarak zihin durumlarının açıklığa kavuşturulması olanaklı görünmemektedir. Bundan ötürü elemeci maddecilik halk psikolosinin kavramlarının elenmesini savunur.

Anlaşılacağı üzere elemeci maddeci anlayış uyarınca halk psikolojisi yanıltıcı varsayımlar üzerine kurulmuştur. Bunun nedeni, halk psikolojisinde insan davranışlarının ve bilişsel etkinliklerinin nedenleri konusunda yanlış çıkarımlar yapılmasıdır. Elemeci maddeciliğe göre nörobilim geliştikçe davranışların nedenleri konusunda daha çok bilgi edineceğiz. Bu bilgiler ve bunun sonucunda halk psikolojisi zamanla ortadan kalkacaktır.

Elemeci maddeciler bilim tarihinden örneklere başvurarak kendi görüşlerini güçlendirmek ister. Söz gelimi, kalori düşüncesi daha ortada yokken 18 ve 19. yüzyıllarda bilim insanları bedenin içinde bulunan bir sıvının bedeni sıcak tuttuğuna inanırlardı. Uzun yüzyıllar boyunca ışığın gören kişinin gözünden çıkarak görmenin gerçekleştiği düşünüldü. Sıra dışı davranışları açıklamak için kötü ruhlara başvuruldu. Bunun gibi pek çok örnek bilimsel gerçekler açığa çıkarılmadan önce kavrayışımızda bulunan durumlar için gösterilebilir. Buradan yola çıkan elemeci maddeci inanma, arzu, neşe, korku, duyum vb. için de aynı sürecin yaşanacağını ve bu kavramlar hakkında hiçbir bulanıklığın kalmayacağını ileri sürmektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*