Felsefe hakkında her şey…

Neden özellikle Finlandiya, Kore ve Çekya eğitim yatırımlarının karşılığını en iyi şekilde alıyor?

27.02.2024
110
Neden özellikle Finlandiya, Kore ve Çekya eğitim yatırımlarının karşılığını en iyi şekilde alıyor?

Dünya genelinde ilk ve orta dereceli okullara kayıtlı yaklaşık 1,5 milyar çocuk bulunuyor. Devletler, çocukları mümkün olan en yüksek standartta eğitmek amacıyla eğitim hizmetlerine her yıl trilyonlarca dolar harcıyor.

Bazı devletler bütçelerini diğerlerine kıyasla daha verimli kullanıyor. Londra merkezli eğitim danışmanlığı şirketi GEMS Education Solutions tarafından yayınlanan Verimlilik Endeksi adlı rapor, hangi ülkelerin gençleri için en iyi eğitim çıktılarını elde etmek üzere bütçelerini en etkin şekilde kullandıklarını ortaya koyuyor. Finlandiya, Kore ve Çekya 30 ülkenin oluşturduğu listenin en üst sıralarında yer alıyor.

Verimlilik Endeksi özellikle ekonomik durgunluk bağlamında önem taşıyor. Zira çoğu ülkede eğitime yapılan kamu harcamaları toplam devlet bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Sağlık, ulaştırma ve savunma gibi kamu yatırımı alan diğer alanlarla rekabet hâlinde olmasına rağmen eğitime yapılan kamu harcamalarının dünya genelindeki oranı son 20 yılda ortalama bir artış göstermiş durumda. Harcanan kaynakla öğrenci performansı arasındaki temel ilişkiyi daha iyi anlayabilirsek potansiyel olarak büyük finansal tasarruflar yapılabileceğini söyleyebiliriz.

Raporda, ekonometrik yöntemler kullanılarak, devletler tarafından finanse edilen hangi harcamaların gerçekten fark yarattığını tespit etmek amacıyla 30 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkesinin verileri incelenmiştir. Ayrıca hangi ülkelerin bu kaynakları en etkili şekilde bir araya getirerek yatırılan her bir doların karşılığını en iyi eğitim çıktılarıyla elde ettiğine de değinilmiştir.

Ulaşılan sonuçlar ülkelerin OECD’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’ndan (PISA) aldıkları standart puanlar kullanılarak son 15 yılda toplanan diğer karşılaştırılabilir uluslararası verilere dayanıyor.

Ülkelere göre verimlilik puanları (%). Verimlilik Endeksi, GEMS Eğitim Çözümleri tarafından sağlanmıştır.

OECD’den aldığımız, her ülkenin eğitim sistemini karşılaştırmamıza yardımcı olabilecek başka önemli verilere de sahibiz ve her bir girdiyi çocukların PISA puanları üzerinde nasıl bir etkisi olduğu konusunda test ettik. Sadece iki girdinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü: öğretmen maaşları ve öğrenci/öğretmen oranı.

Buradan çıkan sonuç, eğitim sistemindeki verimsizliğin, öğretmenlere az ya da çok maaş ödenmesinden ya da sınıf mevcutlarının çok fazla veya çok az olmasından kaynaklanabileceğidir.

En verimli iki eğitim modeli olan Finlandiya ve Kore, üçüncü ve beşinci en yüksek öğrenci/öğretmen oranına sahiptir, bu da sınıfların daha kalabalık olduğu anlamına geliyor. Verimsizlik, Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde öğretmenlere fazla maaş ödenmesinden ya da Endonezya ve Brezilya’da olduğu gibi öğretmenlere az ödeme yapılmasından da kaynaklanabiliyor. Bu ülkeler genel verimlilik sıralamasında en alttaki altı sıranın dördünü işgal ediyor.

Bulgular, tüm ülkelerde öğretmenlere ortalama olarak ne kadar çok para harcanırsa eğitim çıktılarının da o kadar iyi olacağını göstermektedir ki bu şaşırtıcı bir sonuç değil; zira ortalama olarak daha çok para kazanan öğretmenlere sahip olan ülkeler, işe aldıkları öğretmenleri daha iyi eğitim görmüş üniversite mezunlarından seçmektedir.

Analizi bir adım daha ileri götürdük ve mevcut finansman sınırları içerisinde bu iki girdinin “optimal” kombinasyonunu inceledik: Fazladan kaynak gerektirmek yerine, aynı veya daha az kaynakla daha fazla verim elde edilebilir mi?

Eğitim verimliliği sadece PISA puanlarını yükseltmekle ilgili değildir; daha ziyade, sınırlı kaynaklara sahip bir dünyada yaşadığımız için, kısıtlı bir bütçe ile en iyi eğitim başarısını elde etmekle ilgilidir. Sınırsız bir fonla eğitim çıktılarını iyileştirmek amacıyla çok daha fazlası yapılabilir. Ancak bu hiç gerçekçi değildir; çünkü devlet bütçeleri sınırlıdır ve harcanan paranın karşılığına göre harcamaların önceliklendirilmesi gerekir.

Bu nedenle ortaya konan Verimlilik Endeksi göreceli bir ölçüttür. Finlandiya’nın kavramsal olarak en yüksek seviyede hizmet verdiği hesaplanmıştır, ancak bu sistem bile daha azıyla daha fazlasını başarabilir. Örneğin, her eğitim sisteminin öğretim materyallerine, altyapıya, sınıf mevcutlarının azaltılmasına veya daha yüksek maaşlı öğretmenlere ne kadar yatırım yapacağına karar vermesi gerekir.

Yaptığımız hesaplamalar, Finlandiya’nın daha iyi eğitim çıktıları elde etmek için öğretmen maaşları ve sınıf mevcutları arasında en verimli dengeyi kurduğunu ortaya koymaktadır. Bunu “maksimum” verimlilik için ölçüt olarak kullanarak, her ikisi de devletlerin elinde bulunan bu iki girdinin düzenlenmesiyle PISA puanlarının teorik olarak Finlandiya’nın seviyesine nasıl yükseltilebileceğini hesaplayabiliriz.

Rapor, verimliliğin bazı ülkeler için en önemli faktör olmayabileceğini kabul ediyor. Bazı ülkeler, eğitimin verimliliğinden ziyade en önemli hedef olarak eğitimin niteliğini artırmanın yolunu arayan politikalar izlemeyi tercih edecektir.

Bağlamdan bağımsız olarak ilgili endeks, eğitim politikasını tasarlayanlar tarafından yapılan harcama tercihlerinin etkinliğine; devletlerin mali kısıtlamalar dâhilinde eğitim sistemlerini iyileştirmeye çalışırken hangi eğitim kalemlerinin çocukların kazanımları üzerinde en büyük etkiyi yaratacağı konusundaki tartışmalara ışık tutmayı amaçlıyor.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Peter Dolton’un “Why Finland, Korea and Czech Republic get the most bang for their educational buck” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...