Ebe ve At Sineği Olarak İronik Sokrates

felsefe Nedir

Sokrates kendisini doğurma yetisini yitirmiş ve başkalarının doğurmasına yardım eden tecrübeli bir ebe olarak tanımlar. Tabi bu ebelik ve doğurtma sanatı tümüyle ruhsal bir nitelik taşır.

Filozof bedenin doğurmasına değil, ruhun doğurmasına yardım eder. Ruhun derinliklerinden ortaya çıkarılması ve doğrultulması gereken şey, bilgidir. Bu bilgi biraz önce de belirttiğimiz üzere evrensel ve nesnel bilgidir. Kendi öznelliğinin ve bireyselliğinin keyfi ve yüzeysel sanılarına boğulmuş ruhun derinliklerindeki evrensel ve nesnel bilgi hazinesinin ortaya çıkartılması, oldukça yorucu ve yetenek gerektiren bir ebelik sanatına işaret eder.

Burada temel kural bilginin önceden hazır bir şekilde sunulmaması, ebenin ironik bir bilgisizlik durumunda olmasıdır. Doğurması gereken kişi tecrübeli ve olgun ebe değil, genç ve körpe beyinlerdir. Bu oldukça sinir bozucu doğurtma sürecinden dolayı Sokrates kendisini ayrıca bir at sineği olarak da tasvir eder. O hantal bir at gibi zihinsel bir hareketsizlik ve tembellik içindeki sıradan insanlar için, rahatsız ederek harekete zorlayan bir at sineğidir.

Ahlaki bir karakter olarak Sokrates’in böyle bir misyon ile ortaya çıkması, döneminin birçok insanı için oldukça küstah ve cüretkâr görünmüş olmalıdır. Fakat çevresinde birikmiş birçok hayranı ve taraftarı da bulunmaktaydı. Çok güçlü ve çekici bir kişilik olduğu tartışma götürmez.

Sokrates’in kişilik açısından bu güç ve çekiciliği kuşkusuz bedensel değil ruhsal bir çekicilikti. Dönemine ve kendisine ilişkin birçok tarihsel kayıt onun bedensel olarak itici sayılabilecek bir yapıya sahip olduğunu aktarır. Sokrates’in ruhsal çekiciliği bütün Atinalıları ve döneminin tüm düşünür ve sanatçılarını geride bırakan entelektüel birikiminden kaynaklanmaktaydı. Bu açık ve belirleyici bir tarzda özümsenmiş bir bilgeliğe ve yaşam felsefesine dönüşmüş derin bir birikime işaret etmekteydi.

Tüm donanımına ve birikimine karşın Sokrates, Platon’un ilk dönem diyaloglarında ilkin kendisini bilgisiz gösterir ve diğer insanlardan bir şeyler öğrenmeye hevesli olduğunu belirtir. Kuşkusuz bu ironik bir durum sayılmalıdır. Bilgisizliğin kabulüne dayalı böyle bir ironi, Sokrates ile karşılaşan kişiler için hem çekici hem de rahatsız edici bir provokasyon olarak duyumsanmaktaydı. Burada provokasyonu hem olumlu hem de olumsuz bir anlamda kullanıyorum. Provokasyon bilindiği üzere kışkırtma anlamına gelir.

İnsan birilerini hem olumlu anlamda uyarmak ve uyandırmak hem de kontrolden çıkarıp küçük düşürmek veya kullanmak için kışkırtabilir. Sokrates’inki kuşkusuz olumlu anlamda bir kışkırtmaydı; o gençleri ve çevresindekileri düşünmeye ve tartışmaya davet etmekte, daha bilge ve erdemli olduğunu düşündüğü bir yaşam için kışkırtmaya çalışmaktaydı.

Öte yandan onun bu epistemolojik ve etik çabası, bazılarınca kötü niyetli ve yoldan çıkarıcı olarak nitelendi. Bu kötü algı ve yorumların nedenlerinden biri, bazı kişilerin Sokrates’in bilgi birikimi ve güçlü kişiliği karşısında duydukları eziklikle açıklanabilir. Bir başka neden Sokrates’in taviz vermez kişiliğiyle mevcut iktidar için bir tehlike olarak görülmesi olabilir.

Sokratik diyalogların olumsuz tepkilere yol açmış olmasının bir başka önemli nedeni, bu diyaloglar sonrasında insanların bilgisizliklerini itirafa zorlanmış olmasıdır. Bilginin bir güç olarak görüldüğü bir ortamda bu oldukça utandırıcı bulunmaktaydı. Bilgi sahibi olmak günümüzde de yaygın olarak bir güç ve statü belirtisi olarak duyumsanmakta ve tüm gelişmiş ve karmaşık iş bölümüne rağmen insanlar bilgisizim demekte zorlanmaktadırlar. Kaldı ki Sokrates’in muhatap aldığı kişiler Yunanlı Aristokratlar olarak daha gururlu ve kibirli olmalıydılar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*