Düşünmenin Temel Birimleri

felsefe Nedir

1) Sembol (simge): Nesne, olay veya süreçleri temsil etmek için seçilen, onların yerine kullanılan işaretlerdir. Semboller bir anlamı, varlığı veya kavramı belirtir. Örneğin, doğal bir sembol olan sararan yapraklar sonbaharı temsil ederken; yapay bir sembol olan kalp sevgiyi, terazi ise adaleti temsil eder.

Trafik ve harita işaretleri, müzik notaları, kısaca bizim için bir anlamı olan tüm işaretler hatta kullandığımız dil de bir semboldür. İnsanlar düşünürken nesnelerin kendisiyle değil onun zihindeki sembolüyle düşünürler. Aynı şekilde zihinde bir matematik problemini çözerken de semboller (sayı, şekil vs) kullanılır. Semboller, konuşandan dinleyene, yazandan okuyana anlamları bozulmadan taşındıkları zaman değerlerini korurlar. Böylece düşünenin düşündükleri bir değişikliğe uğramadan alıcısına ulaşmış olur.

2) İmge: Algıladığımız, öğrendiğimiz, kavramlaştırdığımız oluşların, nesnelerin bilince yansıyan görüntüsüdür. İmgeler, sanki nesnelerin, kavramların, olayların zihin tarafından çekilmiş filmi gibidir. İmgelerle de düşünmek mümkündür Örneğin, bayrak kelimesini duyduğumuz zaman, zihnimizde bayrak imgesi (hayali) belirir. Salona asmak için satın aldığımız bir tablonun nerede daha güzel duracağını gece yatarken göz önüne getirebilir ve tablonun asılabileceği yeri saptayabiliriz. Dikkat edilirse tablonun yerinin neresi olması gerektiği düşünülürken yapılan şey bir tür içsel konuşmadır.

İçsel konuşma, sözcük ve kavramları zihnimizden geçirerek düşünmeye verilen addır. “Düşünme, büyük ölçüde sessiz konuşmadır” diyen J.Watson (Vatsın, 1874-1956)’a göre içsel konuşma çoğunlukla bir şey yapmayı ya da söylemeyi düşündüğümüz zaman oluşur ve dilde, dudaklarda ve boğazda bazı kas hareketleri meydana gelir. Ona göre bir sözcüğü içimizden söyleriz; bu davranım başka bir sözel davranım için ipucu olur ve bu işlem böylece zincirleme bir biçimde uzar. İmgeler bellekte kodlanarak saklanır ve gerektiğinde yeniden bilinç düzeyine çıkabilir. İmgelerin yeniden zihinde canlandırılmasına yani göz önüne getirilmesine tasarım (tasavvur) denir.

3) Kavram: Nesne ve olayların ortak özelliklerini kapsayan ve onları bir sözcük altında toplayan zihindeki genel soyut tasarımdır. İmgeler ve tasarımlar üzerinde yeniden düşünülerek; karşılaştırmalar, kümelendirmeler yapılarak daha genel olan kavramlara ulaşılır. Örneğin, çiçek bir kavramdır. Çok sayıda çiçek türünün ( gül, menekşe, kasımpatı gibi) ortak özelliklerinin zihinde bir araya gelmesiyle oluşur. Dildeki öznel isimlerin dışındaki bütün kelimeler birer kavramdır ancak bütün kavramlar kelimeyle gösterilmez. Bazı kavramlar (trafik işaretleri gibi) sözlü olmayan sembollerle gösterilir. Kavramlara genelleme yoluyla ulaşıldığı gibi soyutlama yoluyla da ulaşılır.

4) Kategori (soyutlama): Bir özelliği ya da öğeyi bağlı olduğu bütünden, düşünce ya da sözle ayırmadır. Örneğin, Van kedisinin iki gözünün farklı renkte olması nedeniyle diğer kedilerden ayırt edilmesi soyutlamadır. Buradaki ayırma zihinsel olarak yapılan bir ayırmadır. Beyazlık, akıllılık, sertlik gibi soyut kavramlar bu yolla elde edilir.

Kavram oluşturma yeteneği insanların nesneleri ayırt etmelerine, tanımlamalarına ve sınıflamalarına imkân sağladığı için (meyve kavramı ile meyveler ve meyve olmayanlar sınıflamasını yapabiliriz) kavramlar, düşünmeyi büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. Soyutlama ve genelleme yoluyla oluşan kavramsal düşünme sayesinde her nesneyi teker teker öğrenmek ve hatırlamak zorunda kalmayız. Aksine birçok farklı nesneyi aynı kavramın örnekleri olarak kategorilendirilmesini ve hemen algılanabilir olmayan bilgiyi anlamamızı sağlayarak bize bilişsel ekonomi sağlar. İnsanlar kavramları ifade etmek için kelimeleri kullanırlar. İmgelerle düşünenler de kendi düşüncelerini başkalarına aktarırken, onları sözcüklere dönüştürür. Bu nedenle düşünme sözel bir iştir. Kelimelerin kullanıldığı sözel düşünme dilbilgisi kuralları tarafından takip edilir. Çocuklar kavramları öğrenmeye kelimeleri kullanmadan daha önce başlarlar. Birkaç yıl içinde öğrendikleri kavramların adlarını da bilir hale gelirler. Örneğin, kırmızıyı gözleri önünde canlandırırken, kırmızı kelimesini de düşünür. Böylece kavramsal düşünme sözel düşünmeye dönüşmüş olur.

Kaynak: MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI AÇIK ÖĞRETİM OKULLARI, Psikoloji 1 kitabı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*