Felsefe hakkında her şey…

Doğa felsefesinde zihin

11.11.2022
538
Doğa felsefesinde zihin

Doğa filozofları insanı ele almaktan çok varlık sorunuyla ilgilenmişler ve gerçekliğin doğası üzerinde düşünmüşlerdir. “Gerçek nedir?” ontolojinin yani, varlık felsefesinin sorusudur. Doğa filozofları bilginin kökeni ve doğasına ilişkin sorular da sormuştur. “Ne bilebiliriz ve nasıl biliriz?” soruları epistemolojinin yani, bilgi kuramının sorularıdır.

İyon düşünce geleneğinde, varlık olarak insan, doğanın bir parçasıdır. Yapı bakımından insan, doğasıyla evren birbirlerine simetriktir. İnsanı anlamak ve açıklamak, evreni anlamak ve açıklamak demektir. Onlar, “aklın sadece insan zihninin özel bir yetisi olduğunu” (Horkheimer; 1994) düşünen günümüz akılcılığından farklı bir akıl anlayışına sahiptiler. Onlarda akıl, gerçekliğin (evrenin) yapısında bulunan bir ilke sorunudur. İnsanı doğadan bağımsız, evrenin logos’unun dışında, kendine özgü akıl sahibi varlık olarak görmemişler ve insanın bilme yetisini de insanı, doğa karşısında bağımsızlaştırıp doğayı ele geçirerek, onun yapısına müdahale olanağı sağlayan bir yeti olarak düşünmemişledir.

Antik Çağ’da bugünkü Yunanistan’dan gelen İyon kavimleri MÖ 1000 yıllarında Batı Anadolu kıyılarına gelmişler ve 12 şehir devleti kurdukları bu bölgeye kendi adlarını vermişlerdir. Bu şehirler arasında yer alan Milet ve Efes felsefe ve kültür bakımından dönemin belli başlı merkezleri olmuştur.

İnsanın antropolojisini, doğanın yapısında var olan logos’a ait niteliklerle açıklamışlardır. Bu nedenle doğa filozofları, doğa felsefesinden bağımsız bir insan felsefesi geliştirmemişlerdir. Onlar için, her şeyin çeşitlilik gösterdiği, değiştiği bu evrende oluşun nedenini ve ilkesini bulmak, insan nasıl bilebilir ya da erdem nedir gibi sorulardan çok daha önemli olmuştur.

Sokrates öncesi felsefeye damgasını vuran, iki temel felsefe sorunundan biri olan değişim sorunu ya da oluş ve bozuluş sorunu, bugün, zihin felsefesinin temel sorunlarından olan, duyu algılarının güvenilirliği ve düşünceyle ilintisi sorununun temelini oluşturur.

İlk doğa filozofları olan üç Miletli düşünür, tarihte ilk kez her şeyin ilk temelini oluşturan temel töz ya da öz sorununu ortaya atmışlardır. Bunları takiben Herakleitos ve Empedokles’in felsefelerinde değişim sorunu ve bununla bağlantılı olarak da oluş ve bozuluş sorunu ortaya çıkmıştır. Sokrates öncesi felsefeye damgasını vuran ikinci temel felsefe sorunu, Sofistler döneminde, düşünen bir varlık ve toplumsal bir varlık olarak, insan sorunudur.

İLGİLİ KONULAR:

Kaynak: ZİHİN FELSEFESİ, s. 24-31, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2337 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1334

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...