Din ve Değerler

Felsefe Genel
Felsefe Genel

Geçmişte değerler ve din arasındaki ilişki teolog, filozof, sosyolog ve psikologların teorilerinde merkezi bir bölüm olarak yer almıştır. Bu ilişkiye olan ilgi günümüzde de yoğun bir şekilde devam etmektedir.

Din ve değerler arasındaki ilişkiler farklı değer teoricileri ve modelleri içinde empirik olarak incelenmiştir. Kişinin hayatındaki durum ötesi kılavuz ilkesi olarak insani değerlere ve bu değerlerin din/dindarlık ilişki boyutuna Rokeach’a (1968)’ya aittir (Akt.: Meh- metoğlu, 2006). Amerikalı din psikologu ve din eğitimcisi James Fowler de insanın “değer” siz yaşamayacağınız esas alarak, bir anlamada inanmayı, insanlığa ait evrensel bir değer olarak ele almıştır (Akt.: Eşer, 2006).

Bir toplumda değer yoksunluğu dediğimiz zaman, anomi, ahlaksızlık, köksüzlük, boşluk, umutsuzluk ve inanılacak ve uğruna adanılacak şeylerin eksikliği gibi değişik biçimlerde ifade edilebilir. Günümüzdeki tehlike boyutuna gelmesinin nedeni ise, geleneksel değerler sistemlerinin insanlara sunmuş oldukları yaşam standartlarından uzaklaşma olarak ifade edebiliriz (Maslow, 1996).

Bireyler dinin hayat anlayışını, günlük hayatın düzeni ile ilgili kavramakta ve sosyal hayat içindeki yerini belirlemekte zorlanabilir. Ayrıca dini hayat ile hayat felsefesi arasında herhangi bir ilişkinin olmamasında, insanların hayat anlayışının yeterince belirginleşme- mesinin de etkisi olabilir (Kula, 2006). Din, duygular, arzular, inançlar, dünya ve toplumla ilişki ve davranışları içinde kendini gösteren bütün psikolojik hayatı üzerine alır ve kişiliğe nüfuz eder (Gürses, 2006).

Demokratik değerler sistemini, ekonomi, sağlık, eğitim gibi yaşamın her alanıyla ilişkilendirdiğimiz gibi, din ile de ilişkilendir- memiz mümkündür (Dunluop,1996). Din eğitiminin temel amaçlarından birinin ruh sağlığı yerinde kişilik bütünlüğüne sahip bireyle yetiştirmek olduğu tartışmasızdır. Başka bir ifadeyle, din eğitimi, karakter eğimini içerir göstererek şahsiyet bütünlüğünü sağlamayı amaçlar (Ekşi, 2006).

Değerler ve inançlar, hayatı anlayıp yorumlamada davranışların şekillenmesinde rehberlik eder. Dine ait olan değer sistemleri, davranış geliştirme sürecinde belirleyici durumdadır. Böylece insanlar, hayata ve olaylara karşı bir bakış açısı geliştirilmiş olur. Dinler arasında, yaratılış, hayatın amacı ve anlamı, insanların uyması gereken ahlaki değerler sistemi, ölüm ve ölüm sonrası gibi konularda birtakım farklılıklar olmasına rağmen, temel konularda birbirine benzerdir. Fakat nasıl olursa olsun her din, hayatın anlamına dair konularda, kendi inanırlarına hayatına bir takım açıklamalarına açıklamalarda bulunarak nasıl yaşamaları gerektiği noktasında yol gösterici durumundadır (Akıncı, 2005).

Değer yargılarının bir toplumun işleyişinde hayati bir yeri bulunmakla olup, bu şekil altında değerler çok önemli toplumsal gerçeklikler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bir toplumda din, toplumsal değerlerin yaratılması ve beslenmesinde önemli bir kaynak oluşturur (Coşkun, 2005). Bu kaynak altında ahlaki ve dini değerlerin öğrenilmesi bu atmosfer sürecinde devam eder (Kılavuz, 2006)

Din, ferdin hayatını, ferdi aşan mutlak değerlere ve anlamalara göre düzenler (Berger, 1995: akt; Akıncı, 2005). Dinler diğer yandan, mensuplarını belirli değer perspektiflerini izlemeleri yönünde teşvik ederler. Dinler bu değerleri pozitif ya da negatif olarak takviye edebilen mekanizmalar sağlanması ve dinin değerleri, ahlaki kodları, inançları, duyguları ve toplumu tamamlayıcı bir bütünlük içinde birleştirici niteliği nedeniyle, pek çok insan belirli değerler önceliğini dinde bulur (Dollinger, 2001; Schwartz, Huisman, 1995 ve Hinde, 1999; akt: Mehmetoğlu, 2006).

Bu bağlamda baktığımızda inan insan bütün davranışlarının nedenlerini dini motiflerinin altındaki davranış örüntüsünde bulur (Hökelekli, 1985). Din ile değer sistemleri arasında güçlü bağların olduğu görülmektedir (Roccas, 2005). Fakat dinler arasındaki küçük ayrıntılar olmasına rağmen bütün dinlerde ve toplumlarda değer aynı anlamı taşımaktadır. Önemli olan, bu değerlerin eğitim yolu ile verilmesidir (Lovat, 1990).

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*