Sekiz Aşamalı Yol ve Nirvana, Nirvanaya Ulaşmak Nedir?

felsefe Nedir

Sekiz aşamalı yol, arzuları yok etmenin yoludur. Yani insanı mutluluğa ulaştıracak, orta yola sevk edecek olan yoldur.

Bu sekiz aşama; doğru davranış, doğru amaç, doğru yaşam biçimi, doğru çaba, doğru yoğunlaşma, doğru sözlülük, doğru anlayış ve doğru farkındalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sekiz aşama, iyi bir yaşamın ve mutluluğun reçetesidir.

Gautama, yeryüzündeki hayatın nihai amacının içine doğduğumuz acı döngüsünü (doğum, ölüm ve yeniden doğuş) sona erdirmek olduğunu düşünür. İnsan, Sekiz Aşamalı Yol‘u izleyerek egosunun üstesinden gelebilir, acıdan uzak bir hayat yaşayabilir ve yeniden acı çekeceği başka bir hayata yeniden doğmayı engelleyebilir. Gautama “benlik olmayan”ın içindeki yerini kavramış ve ebedi olanla bir olmuştur. Nirvana durumuna ulaşmıştır: Nirvana, “bağlılığı olmayan”, “varlık olmayan” veya kelimenin düz anlamıyla (mum misali) “sönüp giden” gibi çeşitli şekillerde tercüme edilmektedir.

Gautama’nın yaşadığı dönemde Brahmanizm ve ardından gelen Hindu dini Nirvana’yı tanrıyla bir olmak şeklinde tanımlarlar, ancak Gautama bir tanrı adı ya da yaşamın nihai maksadını zikretmekten dikkatle kaçınmıştır. Nirvana’yı “doğmamış, doğurulmamış, yaratılmamış ve şekillendirilmemiş” herhangi bir duyusal deneyimden çok daha üstün olarak tanımlar. “Benlik olmama” halinin ebedi ve değişmez bir durumudur ve bu yüzden de varoluşun acısından nihai bir kurtuluştur.

Gautama aydınlanmasından sonra yıllarını Hindistan’da dolaşarak, vaazlar vererek ve öğreterek geçirmiştir. Yaşadığı dönemde ciddi bir takipçi kitlesi oluşmuş ve Budizm bir felsefe olmanın yanı sıra büyük bir din olarak da yerleşmiştir. Öğretileri takipçileri tarafından nesilden nesle anlatılarak geçmiş, en sonunda MS 1. yüzyılda ilk kez yazıya dökülmüştür. Budizm Hindistan’ın her yerine yayıldıkça çeşitli okullar ortaya çıkmaya başlamış ve daha sonra doğuya doğru uzanmış, popülerlik bakımından Konfüçyüsçülük ve Taoculukla yarıştığı Çin ve Güneydoğu Asya’ya kadar yayılmıştır. Gautama’nın öğretileri MÖ 3. yüzyılda Yunanistan’a kadar gelmiş, ancak Batı felsefesi üzerinde çok az etki yaratabilmiştir.

Gautama’nın felsefeye yaklaşımı ile Yunan düşünürlerin yaklaşımı arasında, özellikle Gautama’nın mutluluğa ulaşma yolu olarak akıl yürütmenin önemini vurgulaması ve öğrencilerinin onun öğretilerini açıklamak için felsefi diyaloglar kullanmaları bakımından benzerlikler vardır. Onun düşünceleri ayrıca kendinden sonraki Batılı filozofların fikirlerinde de yankı bulmuştur. Buna örnek olarak Hume‘un “benlik” kavramı ve Schopenhauer‘un insanlık hali görüşü gösterilebilir. Ancak Budizm’in 20. yüzyıla kadar Batı felsefeleri üzerinde doğrudan bir etkisi olmamıştır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*