Aquinolu Thomas’nın Yasalar Kuramı ve İktidarın Sınırlandırılması

felsefe Nedir

Güney İtalya’nın Aquino kasabasında doğmuş Hıristiyan bir düşünür ve din adamı olan Aquinolu Thomas, İlk Çağ felsefesinden ve özellikle de Aristoteles’ten etkilenmiştir.

Müslüman düşünürler aracılığıyla Orta Çağ Avrupa’sına intikal eden Aristoteles felsefesiyle Hıristiyan düşüncesinin bir sentezini yapmayı amaçlamıştır. Bu çaba içerisinde, dünyevi ve ruhani iktidarı uzlaştırmaya çalışmıştır.

Aquinolu Tomas da tıpkı Aristoteles gibi insanın toplumsal bir varlık olduğuna, insanın tek başına sağlayamayacağı faydayı ancak toplum içinde sağlayabileceğine inanır. Toplumsal bir hayat için iktidar şarttır. İktidarın kaynağı Tanrı’dır. Tanrı’nın iktidarını yeryüzünde, toplumun yararını gözeterek kullanacak olan ise halktır. Aquinolu Tomas’ın bu düşüncesi, Aristoteles’in ve Roma hukukunun izlerini taşımaktadır.

İşte bu noktada, Aquinolu Thomas’nın kurduğu yasalar hiyerarşisinden (aşama sırası) söz etmemiz gerekir. En tepede, Tanrı’nın üstün aklının ürünü olan ölümsüz bir yasa bulunur. Sorunların en mükemmel çözümü ancak bu üstün yasaya uymakla mümkün olabilir. Tanrı’nın aklının yansıması olan ve insanın kalbinde yer alan bir yasa türü daha vardır ki Aquinolu Thomas buna “doğal yasa” adını verir. İnsanoğlu, bu yasayı takip ederek ölümsüz yasanın gösterdiği yoldan gidebilir. Onun da altında, insanların yaptığı yasalar bulunmaktadır. Bugün adına “pozitif hukuk” dediğimiz, Aquinolu Thomas’nın sıralamasında en altta yer alan bu yasalar Tanrı’nın aklının ve doğal yasanın özel şartlara uygulanmasından ibarettir. Aquinolu Thomas, geliştirdiği yasalar kuramıyla, Tanrı ile insan arasında yukarıdan aşağıya bir ilişki ve süreklilik sağlamıştır.

Aquinolu Thomas’nın yasalar arasında kurduğu hiyerarşi, aynı zamanda iktidarın sınırlandırılmasını da mümkün kılmaktadır. Pozitif yasaların (yani insanların koyduğu yasaların) Tanrısal/ölümsüz ve doğal yasalarla uyumlu olma zarureti söz konusudur. Yeryüzünde iktidarı elinde bulunduranlar, Aquinolu Thomas’nın yasalar kuramına göre, keyfi bir yönetim sergileyemezler, yetkileri Tanrısal ve doğal yasalarla sınırlandırılmışlardır.

Aquinolu Thomas’ya göre iktidarın kullanılışına Tanrı’nın doğrudan bir müdahalesi veya etkisi söz konusu değildir. Tanrı, yeryüzünde iktidarı kullanmak üzere herhangi bir kişiyi (kral) atamaz. Peki, yeryüzündeki somut iktidarı kullanacak olan kişiyi, kralı veya imparatoru kim belirler? Aquinolu Thomas’ya göre iktidarı kullanacak olan kişiyi (yöneticiyi) belirleyecek olan halktır.

Bu düşüncelerinden dolayı Aquinolu Thomas’nın demokrasi savunucusu olduğu sonucunu çıkarmak hatalı olacaktır. Eski Yunan’dakine benzer bir demokrasi değildir onun önerisi. Ona göre, toplum ile yönetici arasında sarih (açık, belirgin) veya zımni (kapalı, gizli) bir kontratın (sözleşme) olması gerekmektedir. Eğer yönetici toplumla yaptığı – sarih veya zımni – sözleşmeyi çiğnerse bu hareketinin yaptırımına (müeyyide) katlanmak durumundadır. Aquinolu Thomas böylece mutlak iktidarın önlenebileceğini düşünmektedir.

Aquinolu Thomas, yine Aristo’dan esinlenerek, monarşi, aristokrasi ve demokrasi karması bir hükûmeti savunmuştur. Bu karma yönetim biçiminde ağırlığı en az olan demokrasidir. Sıradan insanların, yöneticinin seçilmesinde söz sahibi olmaması gerektiğini, bu hakkın seçkin (elit) bir gruba mahsus olduğunu ileri sürer.

Görüldüğü gibi Hıristiyan bir Orta Çağ düşünürü olan Aquinolu Thomas demokrasiyi savunmaz, ancak tiraniden yana da değildir. İktidarın sınırlandırılması gerekliliği, onun siyasi düşüncesinin temel taşlarından biridir. Savunduğu bu fikirlerle Aziz Thomas, anayasacılık düşüncesinin tohumlarını atan düşünürler arasında yer alır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*