Derin Ekoloji Nedir?

felsefe Nedir

Çevreciliğe alternatif olarak kabul edilen derin ekolojinin hedefi sosyoekonomik ve politik yapılarda kökten bir değişimin gerçekleşmesidir.

Günümüzdeki Derin Ekoloji hareketinin kökleri 18 ve 19. yüzyılda Avrupa ve Amerika’da endüstrileşme karşıtı olarak ortaya çıkan romantizm ve aşkıncılık akımlarına dayanır.

Endüstrileşmeyle birlikte oluşan yeni toplumsal düzende burjuvazi bilimsel bilgi düzen, otorite, akılcılık ve Aydınlanma felsefesiyle özdeşleştirilirken eski toprak aristokrasisi materyalizmin reddi formunda burjuvaziye ve onun temsil ettiği her şeye baş kaldırır.

Bilimsel bilgi ve mantığa karşılık sezgisel bilgi ve duygusallığı insanoğlunun en önemli ve değerli yönü olarak görürler. Diğer taraftan Amerikan Aşkıncılığı, Yeni Dünya’nın fethi ve medenileştirilerek cennet bahçelerini yeryüzünde kurmak için vahşi doğanın tahribatına karşı çıkarlar. Endüstrileşme, teknoloji ve bilimsel bilgi karşıtlığıyla kendilerini Avrupa romantiklerine yakın bulurlar. Amerika’da Burrough, Muir, Thoreau, Emerson insan-doğa ilişkisinin romantik-aşkıncı kavramsallaştırılmasının öncüleridir (Pepper, 1988, s.7681); Worster, 1990, s.617).

İnsan-doğa ilişkisinde ekosentrik etiğin ilkelerini benimseyen derin ekolojistler göre ekolojik yıkımın nedeni insan eylemleridir. Bu yıkımdan belli bir grubun eylemleri değil, insanlığın tamamı sorumludur. Oysaki ekolojik denge ve diğer türlerin yaşamı insan toplumundaki ekonomi ve ideolojiden daha önemlidir.

Derin ekolojinin sekiz temel ilkesi vardır. Bu ilkelerden üç tanesi insandoğa ilişkisini ele alır. Beş tanesi ise insan toplumlarının temelini oluşturması istenen ilkelerden oluşur (Naess, 1973, s.9599).

Derin Ekolojinin Temel İlkeleri

  1. İnsan ve çevresiyle ilgili ilişkisel, bütüncül bir imaj yaratmak,
  2. İnsanlar da dahil olmak üzere tüm yaşam formlarının eşit öneme sahip olduğunu anlatan biyosferik eşitliği kabul etmek,
  3. İnsan ve diğer yaşam formları arasında mücadele değil, ortak yaşam ve ortak varoluşu gerçekleştirmek,
  4. Sınıfsız bir toplum yaratmak,
  5. Çevre kirliliği ve kaynakların tükenmesiyle mücadele etmek,
  6. İşin parçalanması yerine iş bölümünü gerçekleştirerek toplumlarda ekonomik, kültürel ve teknolojik çeşitliliği geliştirmek ve bunların bütünleşmesini sağlamak,
  7. Siyasi yönetimde yerel otoriteleri güçlendirme, merkezsizleştirme ve ekonomik açıdan kendine yeterliliği sağlanmak,
  8. Bilimsel değil sezgisel bilgiye dayalı ekolojik bilgiyi geliştirmektir.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2387, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1384

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*