Felsefe hakkında her şey…

Takiyettin Mengüşoğlu’nun tarih felsefesi görüşleri

10.11.2022
Takiyettin Mengüşoğlu’nun tarih felsefesi görüşleri

Mengüşoğlu’na göre Tarihi varlık sahası, insan grupları, sosyal birlikler arasında olup biten olayların sahası olduğu gibi, bütün insan faaliyetlerinin neticesinde meydana çıkan başarılar da bu saha içinde yer alır (Mengüşoğlu 1968, 149). Bu sahaya manevi varlık sahası denmektedir. Ancak manevi sözü Türkçe’de çeşitli anlamlara geldiği için kullanılmamaktadır. Geist sözü de manevi teriminin kullanılmasına neden olmuştur. Tarihi varlık sahası, alanın anlamını daha iyi karşıladığı ve karışıklıklara yer vermediği için tercih edilmiştir (Mengüşoğlu 1968, 149). Geist tabirinin bir tercümesi olan “manevi varlık” sahasına, “tarihi varlık sahası” adı verilmekle, peşin olarak bu sahayı şimdiye kadar olduğu gibi, dar manada ve sadece belli fenomenler bakımından tetkik eden bir tarih felsefesinin yetersizliğine de işaret edilmiştir. Eski ve dar manadaki tarih felsefesinin en başta göz önünde bulundurduğu saha, siyasi, iktisadi fenomenler ve bu fenomenlerin gelişmesini sağlayan faktörler sahasıyla, metodoloji problemidir. Halbuki tarihi varlık sahasının felsefesi tabiriyle, bütün insan fenomenleriyle birlikte, onun başarıları ve bu başarılar ve fenomenleri tayin eden prensipler (kategoriler) göz önünde bulundurulur (Mengüşoğlu 1968, 149). İnsan ürünlerinin başarılarının sahası, tarihi varlık sahasını meydana getirmektedir. Bu alan da tarih felsefesi değil, bir tarih ontolojisi veya bu varlık sahasının felsefesidir. Nasıl ki, tabiat ilimleri felsefesi, bir varlık felsefesi (tabiat felsefesi) olamıyor ve bir metodoloji veya bir metafizik olarak kalıyorsa, aynı şekilde tarih felsefesi de bir tarih metodolojisi ve tarih metafiziği olarak kalmak zorundadır (Mengüşoğlu 1968, 150).

Çeşitli tarih ilimleri tarihi varlık sahasını, determination prensiplerine (kategorilerine) dokunmadan parçalayarak, incelemektedirler (Mengüşoğlu 1968, 150). Tarih varlık sahasını inceleyen tarih ontolojisi, bu varlık alanının kategorilerini araştıracaktır (Mengüşoğlu 1968, 150). Tarihi varlık sahası, hiçbir zaman bir bütün olarak değil, ancak şu veya bu tarafından ele alınmıştır. Tarihi varlık sahasını bir bütün olarak ele alınabilmesi için, bir defa bu varlığın da ontolojik olarak görülmesi, yani müstakil bir varlık sahası olarak görülmesi gerekiyordu. Bu da ancak zamanımızda mümkün olmuştur. Tarihi varlık sahasını, ontolojinin bir tetkik sahası olarak gören ilk filozof N. Hartmann olmuştur. Fakat Hartmann bile, bu sahayı bir bütün olarak ele almamıştır, o ancak bu sahanın bir bütün olarak ele alınabilmesi için ilk ontolojik temeli ortaya koymuştur (Mengüşoğlu 1968, 150). İnsan eylemlerini bir bütün olarak görüldüğü zaman, tarihi varlık sahasını, bir bütün olarak ele almak mümkün olacaktır. (Mengüşoğlu 1968, 150-151).

İnsan faaliyetlerinden oluşan tarihi varlık sahası, tabii varlık sahası gibi, müstakil bir varlık sahasıdır ve tabii varlık sahasının bir mahsulü değildir. İnsanın, insan faaliyetlerinin mahsulü olan şeylere “var olan” bir şey gözüyle bakılabilir mi? “Var olan” şey, “kendi başına var olan” bir şey değimlidir? Bu sualin cevabı, “kendi başına var olan” şey tabirinden ne anlamak gerektiğine dayanır. Kant’ın kullandığı anlamla ilişkisi yoktur (Mengüşoğlu 1968, 151). Bu günkü ontoloji kendi başına var olan şey tabirini Kant’tan çok farklı bağlamda kullanarak, bir şeyin bilinip bilinmemesine karşı kayıtsız olduğunu kasteder (Mengüşoğlu 1968, 151).

Tarihi varlık sahasında, tabi varlık sahasının kategorileri de rol oynar. Ancak anlam açısından değişmişlerdir. Ayrıca tarihi varlık sahasının kendine has kategori ve ilkeleri vardır; bunlar kıymetler, hürriyet, görüş tarzı, eğitim, tradition (gelenek) gibi determination prensipleridir (Mengüşoğlu 1968, 151). Tarih metafizikleri daima tek bir ilkeden hareket etmişlerdir; yani tarihi varlığın determinasyon problemini tek bir ilkede görmüşlerdir (Mengüşoğlu 1968, 152). Tarihi varlık, tarihi oluş, ne sadece bir mana, ne sadece bir kausal determinasyonun mahsulüdür; ne bunların birliğidir; tersine o, bir örgü teşkil eden bir prensipler çokluğunun determinasyonudur (Mengüşoğlu 1968, 152). Asıl problem tarihi varlığı determine eden prensipler çokluğunun ortaya çıkarmaktır (Mengüşoğlu 1968, 152). Bir başka önemli nokta, birini diğerine bağlamamak şartıyla, tabi ve tarihi varlık sahalarındaki ayrılığa rağmen iki varlık sahası arasındaki birliği göstermek ve görmektir (Mengüşoğlu 1968, 152).

Mengüşoğlu, tarih felsefesi konusunda, tarihi varlık sahasını temellendirme çabasıyla, Türkiye’de yeni bir anlayışı sergilemiştir. Tarihin kategoriler üzerinden anlaşılacağını, tarih ontolojisi yapılması gerektiğini, insanın tarihsel bir varlık olduğunu temellendirmeye çalışmıştır. Bu bağlamda da tarih metafiziklerine karşı çıkmıştır.

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 88-92, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...