Felsefe hakkında her şey…

Çin odası deneyi (Çince odası deneyi)

12.05.2020
1.378
Çin odası deneyi (Çince odası deneyi)

Çince odası deneyi veya Çin odası deneyi; Searle’ün bilgisayarların düşünemediğini göstermek amacıyla tasarladığı bir düşünce deneyidir. Saerle’e göre, bilgisayarda Çince odasındaki hiç Çince bilmeyen kişinin durumunda olduğu gibi, anlamı bilinmeyen Çince simgeleri işleten bir biçimsel program vardır ve bir dili anlamak demek, bir takım biçimsel simgeleri bilmek demek değil, uygun zihinsel durumlara sahip olmak demektir.

Amerikalı filozof John Searl’ün (1930-1987) aracılığıyla ortaya atılan Çin Odası ya da Çince Odası zihinsel deneyi yapay zekâların anlama edimlerine dönük bir eleştiriyi içerir. John Searle eleştirisinde bir öyküyü anlayan bir insan ile bir öyküyü sözde “anlayan” yapay zekâ arasındaki farklılığı göstermek ister ve şöyle bir kurgu yapar ve deney şöyle gerçekleşir:

Ana dili İngilizce olan ve hiç Çince bilmeyen birinin, içlerinde Çince semboller dolu sepetlerin olduğu bir odada kilitlenmiş olduğunu varsayın.

Bu kişinin elinde, Çince sembollerle ne yapabileceğini anlatan, kendi anadili olan İngilizce yazılmış, bir kurallar kitabı var. Bu kurallar odadaki kişiye, Çince sembolleri yalnızca biçimsel, yani sözdizimsel özelliklerine dayanarak nasıl işleteceğini anlatıyorlar, ancak anlamdizimleri ile ilgili bilgi vermiyor.

Örneğin, bir kural, ‘bir ‘eğri büğrü’ işaretini bir numaralı sepetten alın ve iki numaralı sepetteki ‘eciş bücüş’ işaretinin yanına koyun’ diyor ve bunun gibi hangi Çince sembolün hangisiyle eşleştirileceğine ilişkin bir sürü kural var. Daha sonra, odaya başka Çince sembollerin getirildiğini ve odadaki kişinin bu işaretleri geri vermesi için yeni İngilizce eşleştirme kuralları verildiğini düşünün. Odadaki kişi farkında değil ama dışarıdaki insanlar odaya getirilen Çince sembollere ‘sorular’ diyor ve kişinin elindeki İngilizce kurallar kitabına dayanarak eşleştirme yaparak oluşturup geri verdiği Çince sembollere de ‘cevaplar’ diyorlar.

Sistem o kadar iyi kurulmuş ve sembolleri eşleştirme kuralları o kadar güzel düzenlenmiş ve odadaki kişi o kadar mükemmel bir şekilde Çince sembolleri eşleştiriyor ki geri verdiği cevapların ana dili Çince olan bir insanın verdiği cevaplardan hiçbir farkı yok. Ama odadaki kişinin yaptığı sadece kilitli odada Çince sembolleri eşleştirip gelen Çince sembollere karşılık dışarı Çince semboller göndermek. Her ne kadar odadaki kişi dışarıdakilere Çince anlıyor gibi gelse bile, aslında bir kelime bile Çince bilmemekte ve anlamamaktadır (Searle, 1998: 59-60).

Searle’ün Çince odası deneyiyle kanıtlamak istediği şey, doğru bir bilgisayar yazılımın insanın Çince anlamasını sağlayamadığı gibi, bilgisayarın da Çince anlamasını sağlayamayacağıdır. Çünkü; Çince odası deneyinde, odada kilitli kişi bir bilgisayar gibi, davranarak programı çalıştırmıştır. Bilgisayarın tek sahip olduğu şey, bu deneydeki gibi Çince sembolleri işletebilecek biçimsel bir programdır. Bilgisayarın Çince anladığı söylenemez.

Searle, Çince odası deneyinde anlamadan, zekice ve anlamlı çıktılar veren bir sistem betimler. Searle bu karşı örneğiyle Turing testinin geçersizliğini göstermeyi hedefler. Çünkü; Çince odası, gerçek anlamda hiçbir şey anlamadığı halde, Turing testini kolaylıkla geçebilir. Ama Searle’ün Çince odasına, karşı kuvvetli yapay zeka tarafından çeşitli cevaplar ve karşı argümanlar geliştirilmiştir. Searle, bu cevapların hepsinin yetersizlikleri olduğunu söyler. Çünkü; Çince odasının tezi “basit bir mantıksal gerçeğe dayanır; sözdizimi anlam için yeterli değildir, bilgisayarlar sadece sözdizimine sahiptirler” (Searle, 1998: 61) biçimindedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: ZİHİN FELSEFESİ, s. 121-122, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2337 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1334

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...