Felsefe.Gen.TR

Hayvanlar köle olabilir mi? Evcil hayvanlara ‘köle’ denilebilir mi?

Hayvanlar köle olabilir mi? Evcil hayvanlara ‘köle’ denilebilir mi?

Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Doç. Dr. John Hadley’nin* “Can an animal be a slave?” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Hayvanların, insanların belli amaçları veya zevkleri için hapsedilmesi, kölelikle benzer bir şey midir? Ya da soruyu şöyle soralım: Bazı hayvanlar insanların kölesi midir? Kölelik, birçok çağrışım yapan çok yönlü bir kavramdır. Birine sanki o bir köleymişçesine davranmak, yapılabilecek en kötü şeylerden birisidir.

Kölelik” kavramını kullanmak, beraberinde insana hatırı sayılır bir retorik güç de getirir. Çünkü bu kavram son derece dikkat çekicidir. Bu, altta yatan politik noktayı kabul edip etmediklerine bakılmaksızın, toplumda geniş yankı uyandırması muhtemel bir ifadedir.

Duygusal etkisi göz önüne alındığında, PETA (People for the Ethical Treatment of Animals [Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler]) gibi propaganda yapmayı seven bir grubun insan köleliği ile paralellikler kurarak esaret altındaki hayvanların durumuna dikkat çekmeye çalışması şaşırtıcı değildir.

PETA son olarak Sea World’ü, gösterilerden birinde seyircinin karşısına çıkarılan orka’ları köleleştirmekle suçlayarak dava etti. Yargıç, PETA’nın “kölelik” terimini kullanmasının bu terimin “tarihsel ve güncel” kullanımıyla örtüşmediğine karar vererek davayı düşürdü.

Sea World davasında yargıcın yanında yer alabilir ve PETA’nın “köle” teriminin anlamının etrafında bir belirsizlik yaratarak burada bir politik nokta oluşturmaya çalışırken biraz sinsi davrandığını söyleyebiliriz. Bu görüşe göre, biri tutsak hayvanları köle insanlarla karşılaştırdığında, köle kavramını yanlış kullanır. Bu, yalnızca “kişiler” için kullanılması gereken bir kavramdır. Ama peki, “kişi” ne demektir?

Kişi, bir bireydir. Belirli bir anlama yeteneğiyle sınırları çizilmiş, bir karmaşıklık eşiğinin üzerinde sofistike bir psikolojiye sahip olan insan varoluşudur. Örneğin kişi, düşüncelerini ve yaşam sevinçlerini yansıtma yeteneğine sahiptir. Kişi kanıtlara dayalı yargılarda bulunma ve doğruyu yanlıştan, ölümü yaşamdan ayırt edebilme özelliğiyle donanmıştır.

Kişi, eylemlerinden ahlaki olarak sorumlu tutulabilir. Basit bir anlatımla diyebiliriz ki insan kendi hayatının yazarı olarak kendi kaderine yol çizebilirken, insan olmayanların böyle bir yetisinden söz edilemez.

fil, sirk, sirk fili, sirk hayvanı

Bu görüşün savunucuları için kölelik, açık bir kötülüktür; çünkü bu, bir yaşamın yazarlığını devralmak anlamına gelir ve hayvanlar, yaşamlarını bilinçli olarak yönlendirmek için gerekli psikolojik kapasitelerden yoksun oldukları için de köle olamazlar.

Ancak, kişi olabilmek için sahip olunması gerektiği düşünülen bütün bu kapasitelerinin kapsamı hakkındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakırsak, köleliğin anlamı yalnızca kişilerle mi sınırlandırılmalıdır? Hayvanların içinde bulunduğu kötü duruma dikkat çekmek için kölelik kavramını onlara dönük olarak da kullanmanın yanlış bir yanı var mıdır?

Eskiden Sidney’den çok uzakta olmayan bir taşra kasabasında yaşıyordum. Çoğu akşam eşimle birlikte yakın çevremizde bir gezintiye çıkar, temiz kır havasını solur ve doğanın tadını çıkarırdık. Bu gezintiler esnasında ara sıra, Jack Russell yetiştiriciliği yapan ve garajında beslediği dişi köpekleri küçük tel kafeslerde tutan birinin evinin önünden geçerdik. Bunu biliyoruz, çünkü garajın kapısı çok nadiren de olsa açık olurdu.

Şimdi orada gördüklerime karşılık olarak “köpekler garajda köle olarak tutuluyor” demek bana gayet mantıklı geliyor. Hayvanları görünüşte üreme amaçlı olarak bu şekilde tutmanın da köleliğe veya köleliğin bir türüne benzediğini söylemek de bana mantıklı geliyor.

Benzer şekilde, şu an yaşadığım yerden çok uzakta olmayan bir kakadu, vücudundan çok daha büyük olmayan bir kafeste tutuluyor. Yanından geçerken sık sık bu kakadunun çığlığını duyuyorum. Ben şahsen kafeslerdeki kuşların görüntüsünü rahatsız edici buluyorum. Benim görüşüm, gökyüzünde uçmak için yaratılmış bir yaratığı kafesin içinde görmenin sanki yaşayan bir heykelciğe bakmak gibi olduğudur. Ve bu da alçakça bir şeydir. İnsanların hayvanlara olan hayranlıklarını ve sevgilerini onları sınırlamadan ifade edebilmeleri gerektiğini ve bunun da dünyayı daha iyi bir yer hâline getireceğini düşünüyorum.

Şimdi, kafesteki kuşlara hiç sıcak bakmamamın ışığında, kakadunun “serbest bırakılması” gerektiğini söylemenin benim için mantıklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanlar bunu söylediğimde aslında ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlar.

hayvan, köpek, köle, tasma

Ama yine de bazıları benim “serbest bırakmak” ifadesini kullanmama itiraz edebilir. Bu itirazda bir “kuşun” özgür bırakılması gerektiğini söylemenin, bir “kölenin” özgür bırakılması gerektiğini söylemekten çok farklı olduğu belirtilebilir. Bir kuş serbest bırakıldığında artık sadece fiziksel veya bedensel kısıtlamaya bağlı değildir; oysa bir köle için “serbest bırakılmak” demek, o kölenin hayatının artık başka birinin iktidarı tarafından yönlendirilememesi anlamına gelir.

Endonezya’da köylüler tarafından seks işçisi olarak kapalı tutulan bir dişi orangutan hakkında üzücü bir haber gördüğümü hatırlıyorum. Habere göre bir STK, orangutanı kurtarmak için birçok girişimde bulunuyor; fakat orangutanı kendi malı olarak gören köylüler tarafından STK üyelerine ateş açılıyor. Bu haberdeki gerçeklik de hayvanlara köle muamelesi yapıldığının, hatta bu durumda seks kölesi muamelesi bile yapıldığının göstergesi değil midir?

Bazıları “hayvan” ve “kölelik” kavramlarının aynı cümle içinde kullanılmasının, köleliğin anlam ağırlığına zarar vereceğini düşünebilir. Ancak kavramın tür sınırları boyunca anlamlı olarak kullanıldığını düşünmemiz için, kölelikle ilgili yanlış bilinen her şeyin hayvanların kapalı tutulmasına da uygulanması gerekmez.

Ne de olsa köleler sahiplerinin yasal mülkiyetidir; hayvanlar da sahiplerinin yasal mülkiyetidir. Köleler, sahiplerinin mutlak otoritesine tabidir; hayvanlar da öyle. Köle sahipleri itaati emreder; itaat, sahipleri tarafından hayvanlarına kolayca uygulanabilen bir kavramdır. Köleler esaret altında tutulur; birçok orka, Jack Russells, kakadu ve oranutan da 7/24 kapalı tutuluyor.

Belki de PETA’nın dava stratejisini sinsice değil de köleliğin kötülüğü hakkındaki görüşlerimizin artık o kadar “kişi merkezli” olmayabileceğini ve şimdiye kadar özgürlükleri sorgulanmamış hayvanları yeni ve ilgi çekici bir ortamda tutmanın tartışılabileceğini gösteren bir işaret olarak görmeliyiz.

 


 

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: Can an animal be a slave? 16 Mart 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi; John Hadley

* John Hadley, Western Sydney Üniversitesinde felsefe doçentidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...