Felsefe hakkında her şey…

Arkeoloji

12.04.2024
69
Arkeoloji

Arkeoloji; geçmişe ait kültür ve uygarlıkları maddi kalıntılar üzerinden inceleyerek yorumlayan bilim dalıdır.

Arkeoloji, eskinin bilimi olarak Türkçeleştirilebilir. Arkeoloji kelimesini ilk kullanan ise Roma tarihini anlattığı eserine “Rhomaike Archaiologia” adını veren Halikarnaslı Dionysios’tur. Arkeoloji, somut verileri objektif değerlendirmeyle bilimsel bilgiye dönüştürmekle kalmaz, geçmişte yaşamış insanın düşüncelerini, kaygılarını, mücadelelerini ve ürünlerini günümüz insanına tanıtmayı da amaçlar.

İnsanlık tarihinin geçmişini, kültürel değişimi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini konu alan arkeolojide bilgiye, kazı, yüzey araştırması yöntemleri ve yazılı belgeler kullanılarak ulaşılır. Bilgi önce tanımlanır ve kaydedilir, sonra analoji ve tipoloji vasıtasıyla tarihlenir ve yorumlanır. Ayrıca arkeolojide göreli tarihleme yöntemleri haricinde mutlak tarihleme yöntemleri de kullanılır. En yaygın üç yöntem; takvimler ve tarihî kronolojiler, ağaç halkası tarihlemesi (dendrokronoloji) ve radyokarbon tarihlemesidir. Ayrıca özellikle günümüzden 100.000 yıldan daha eski veriler için ise potasyum-argon ve uranyum serisi kullanılmaktadır.

MÖ 556 ve MÖ 539 yılları arası hüküm süren Babil Kralı Nabanidus’un bir tapınağın temelini kazdırıp kendi döneminden 2200 yıl öncesine tarihlenen buluntuları sergilemesi, eskiye merakla başlayan arkeoloji için bilinen ilk örneklerden biridir. Başlarda, kutsal kitaplar ve antik tarihçilerin aktardığı bilgilere dayanan arkeoloji, 15. ve 17. yüzyıllarda Rönesans ile birlikte bir kavram hâline gelir. Eski eser toplama merakının artmasıyla da aşağı yukarı aynı dönemde koleksiyonerlik gelişir. 18. yüzyılda İtalya’da başlayan kazıları, Kuzey Amerika ve Britanya’daki tümülüs kazıları takip eder. Bu çalışmaları ise Mısır ve Mezopotamya kültürleri üzerine yapılan çalışmalar izler. Ancak 19. ve 20. yüzyıllardaki arkeolojik keşiflerin ve kazıların amacı, müzeleri kıymetli eserlerle doldurup büyük koleksiyonlar yaratmaktır.

Eski eserler ilk kez Sultan Abdülmecit döneminde Aya İrini Kilisesi’nde toplanır ama bu dönemde Osmanlı topraklarında başlayan kazı ve araştırmalarla elde edilen pek çok tarihî eserin de yurt dışına kaçırıldığını görürüz. Bergama Sunağı ve Troia Hazineleri bunların en bilinenleridir. Bu dönemdeki tüzüğe göre kazılarda çıkan eserlerin üçte biri kazı yapana, üçte biri arazi sahibine, kalan üçte biri de devlete aittir. 19. yüzyılın sonlarında, Osmanlı topraklarındaki eserleri toplamaya, korumaya ve sergilemeye önem veren, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin de (Güzel Sanatlar Akademisi) kurucusu olan Osman Hamdi Bey, Sidon, Sayda, Nemrut ve Lagina gibi antik merkezlerde kazılar yapar. Ayrıca, Eski Eserler Tüzüğü olarak tanımlayabileceğimiz Asar-ı Atika Nizamnamesi’ni, 1884 yılında eski eserlerin devlet malı olması ve yurt dışına çıkarılamayacağı esasına dayandırarak yeniler. Söz konusu tüzük, 1973 yılına kadar kullanılmıştır ve bugün yürürlükte olan 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na temel oluşturur. Bu çalışmaların ardından İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin bugünkü binalarının inşa edilmesini de sağlayan Osman Hamdi Bey, Türk arkeolojisinin temellerini atmış olur.

Petra, antik kent, antik

Petra

Cumhuriyet Dönemi’ne geldiğimizde Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifiyle Ahlatlıbel ve Alacahöyük gibi ilk ulusal Türk kazıları yapılır. Bu süreçte Türk Tarih Kurumu kurularak Anadolu’daki Türk varlığının geçmişinin araştırılması amaçlanır. Ulus devlet inşa sürecinde “Türk Tarih Tezi” ortaya atılarak, bu amaç doğrultusunda arkeolojik çalışmalar gerçekleştirilir. Cumhuriyet Dönemi’nin arkeolojideki en büyük atılımı ise pek çok öğrencinin yurt dışına gönderilerek arkeoloji eğitimi almasıdır. Ekrem Akurgal, Remzi Oğuz Arık, Sedat Alp, Arif Müfid Mansel, Halet Çambel, Afif Erzen, Tahsin Özgüç, Bahadır Alkım ve Jale İnan devlet bursuyla yurtdışına arkeoloji öğrenimine gönderilen ilk kuşak öğrencilerin önde gelenleridir. Üniversitelerde arkeoloji eğitimi de yurtdışından gelen söz konusu Türk bilim insanlarının arkeoloji kürsülerinin başına geçmeleriyle başlar ve İkinci Dünya Savaşı öncesi yurtdışından gelen, özellikle de Nazi Almanya’sından kaçan yabancı bilim insanlarının katılımlarıyla sürdürülür. Özellikle, H. T. Bossert, H. G. Güterbock ve K. Bittel, İstanbul ve Ankara Üniversitesinde verdikleri dersler ve yaptıkları çalışmalarla, akademik arkeolojiye büyük katkı sağlamışlardır.

20. yüzyılın ikinci yarısında arkeoloji, artık bulunan şeylerin nasıl ve ne için üretilmiş olabileceğini ve kültür içerisindeki önemini de sorgulamaya başlar. Yapısal işlevselcilik olarak tanımlanan bu akım sonrasında 1960 ve 1970’lerden itibaren dünyada oluşan “Yeni Arkeoloji” kavramı, sırasıyla arkeolojinin amacının tanımlamak değil açıklamak olduğunu belirten süreçsel arkeoloji, maddi kültürün her zaman toplumu anlamak için yeterli olmayacağını savunan post-süreçsel arkeoloji ve nihayet 21. yüzyılda bilişsel arkeoloji gibi yaklaşımları beraberinde getirir.

Türkiye’de ise cumhuriyetin ikinci kuşak arkeologları, 1960’larla birlikte ülkemizde yapılan ilk organize arkeolojik kazı projesi olan Keban Barajı kurtarma kazılarıyla, başka bilim dallarından da yararlanarak büyük bir atılım yapar. Artık günümüzde arkeoloji, antropolojik verileri ve fen bilimlerinin tekniklerini kullanan, disiplinler arası bir bilim durumuna gelir; bilim dalında, jeoarkeoloji, zooarkeoloji, arkeometalürji ve arkeobotanik gibi yan dallar oluşmaya başlar.

Türkiye’de 2020 yılı itibarıyla yerli ve yabancı bilim insanlarının başkanlık ettiği 300 civarında kazı ve yüzey araştırması bulunmaktadır. Tüm bu arkeolojik araştırmalar, 1979 yılından bu yana her yıl, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün desteğiyle Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumunda sunulur ve bildiriler düzenli olarak kitap hâline getirilir. Dünyada bu denli geleneksel ve kapsamlı bir arkeoloji etkinliği yoktur. Günümüzde Türkiye’de 3. ve 4. kuşak arkeologlarla 50’ye yakın üniversitede aktif olarak devam eden arkeoloji eğitimi ise Tarih Öncesi Dönem Arkeolojisi, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi, Klasik Arkeoloji, Orta Çağ Arkeolojisi, Türk İslâm Arkeolojisi ve Su Altı Arkeolojisi ana bilim dalları vasıtasıyla sürdürülmektedir.

Yazan: Erkan Fidan

KAYNAKÇA

Erdoğu, Burçin. Arkeoloji, Teori, Politika, Denemeler. İstanbul: Okyanus Yayınları, 2009.

Erdur, Oğuz ve Güneş Duru. Arkeoloji: Niye, Nasıl, Ne için?. İstanbul: Ege Yayınları, 2013.

Gölbaş, Alper. “Türk Arkeolojisinin Kuramı.” Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi 9, Sayı:46 (2016): 302-17.

Renfrew Colin ve Paul Bahn. Arkeoloji. Çev. G. Ergin, İstanbul: Homer Kitabevi, 2017.

Trigger, Bruce. Arkeolojik Düşünce Tarihi. Çev. F. Aydın. Ankara: Eski Yeni Yayınları, 2014.

Özdoğan, Mehmet. 50 Soruda Arkeoloji. İstanbul: Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 2011.

Ünlüsoy, Sinan, Canan Çakırlar ve Çiler Çilingiroğlu. Arkeolojide Temel Yöntemler. İstanbul: Ege Yayınları, 2018.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...