Felsefe hakkında her şey…

Zygmunt Bauman’ın modernlik değerlendirmesi

24.11.2022
524
Zygmunt Bauman’ın modernlik değerlendirmesi

Bauman’a göre modernlik (2001, s.37), her şeyden önce bir sınır uygarlığıdır. Bu uygarlık, ancak ve yalnızca vaat ve ümit edilen bir başlangıç mekânı olarak bazı sınırlar var olduğu sürece ya da dünyanın kendisini bir sınır olarak algılamasına izin verdiği sürece yaşayabilir.

Modernliğin Sosyolojisi” (1996) isimli kitabında Wagner, modernlik projesinin çok temel iki varsayıma yaslandığını belirtir. Bunlardan ilki toplumsal dünyanın kavranabilir olduğu, ikincisi ise şekillendirilebilir (ya da yönetilebilir) olduğu yönündedir.

Wagner’e göre modernliğin kökenlerinde, bir toplumsal düzenin nasıl işlediği konusundaki görüşler, arzu edilir bir düzene erişmenin gereklilikleri konusundaki genel ve geniş kapsamlı sonuçlarla birleşmiştir. Dolayısıyla ona göre modernlik söylemlerinin tarihi toplumsal dünyanın nasıl bilinebileceği ve düzenli bir şekilde nasıl değiştirilebileceği konusundaki keşifler olarak okunabilir (Wagner, 1996, s.248).

Ancak modernliğin kaç yaşında olduğu tartışmalı bir sorudur. Modernliğin yaşı konusunda herhangi bir uzlaşmanın olmadığını ileri süren Bauman, bir nesnenin yaşını ciddi şekilde bulma çabası başladığında, nesnenin gözden kaybolmaya başladığına dikkat çeker. Bauman’a göre (2003, s.12-13), tıpkı varlığın süre giden akışından çekip almaya çalıştığımız bütün öteki yarım bütünlükler gibi, modernlik de böyle bir çabaya girişildiğinde ele geçmez hale gelir. Dolayısıyla da bu konudaki tartışma hiç çözüme kavuşmayacakmış gibi görünür. Ancak Bauman, tartışmalardaki yerini belirleme amacıyla modernlikten ne anladığı ve modernliğin hangi dönemi kapsadığı konusuna açıklama getirir. Ona göre modernlik:

“Batı Avrupa’da, XVII. yüzyıldaki bir dizi derin toplumsal, yapısal ve entelektüel dönüşümle başlayan ve (1) Aydınlanmanın gelişmesiyle kültürel bir proje olarak; (2) Kapitalist ve daha sonra da komünist endüstri toplumunun gelişmesiyle de toplumsal olarak kurulan bir yaşam biçimi olarak olgunluğa erişen tarihsel bir dönemdir.”

Bauman’ın kendi kullandığı biçimiyle modernlik kesinlikle modernizm değildir. Ona göre “Modernizm”, daha önceki dönemin birçok münferit entelektüel olayına kadar geriye doğru izlenebilse de, bu yüzyılın başında olgunlaşan ve geriye bakıldığında (Aydınlanmayla analojik olarak) postmodern bir “proje” ya da postmodern durumun ilk belirtilerinin çıktığı evresi olarak görebilecek entelektüel (felsefi, edebi, sanatsal) bir akımdır (Bauman, 2003, s.13).

Modern düşüncenin dünyanın değiştirilebileceği fikriyle birlikte doğduğunu ileri süren Bauman (2003, s.23), (i) toplumsal ve (ii) psişik anlamda modernlik ayrımına gider. Ona göre toplumsal anlamda modernlik, standartlar, ümit ve suçlulukla ilgilidir. Standartlardan kastetmek istedikleri: Cezbeden, ayartan ya da kışkırtan fakat sürekli uzayan, kovalayanlardan daima bir-iki adım önde olan ve her halükarda peşindeki avcıdan biraz daha hızlı giden şeylerdir. Söz konusu standartlar her zaman için yarının bugünden daha iyi olacağını vaat etmektedir. Bauman’ın toplumsal anlamda modernlik değerlendirmesine göre yarın, daima sonraki bir gün olacağı için standartlar vaadini daima canlı ve tertemiz tutacaktır. Söz konusu standartlar vaat edilmiş topraklara ulaşma umudunu her zaman yeterince hızlı koşmama suçuyla birleştiren ve daima suçlayıcı bir konumda olan standartlardır (Bauman, 2000, s.99). Bauman’a göre, psişik anlamda modernlik ise kimlikle, henüz burada olmayan, bir ödev, bir misyon ve bir sorumluluk olan varlık gerçeğiyle ilgilidir. Bauman’ın yukarıda toplumsal anlamda bahsettiği standartlar gibi kimlik de daima bir adım ileridedir ve kişinin buna ulaşmak için nefes nefese koşması gerekmektedir. Kişi ümidin çekmesi ve suçun itmesiyle koşmaktadır. Ancak bu koşu, ne kadar hızlı olursa olsun, insana emeklemek gibi gelmekte ve onu tedirgin etmektedir. Bauman’a göre, çekiciliğini daima koruyan ve asla ulaşılamayan kimliğe doğru kulaç atmak, bugünün sakat ve gayri meşru gerçekliğinden geri çekilmek gibi tuhaf bir görüntü çizmektedir. Bauman, hem toplumsal hem de psişik olarak modernliği sürekli bir öz eleştiri durumu olarak değerlendirir. Ona göre bu öz eleştiri hiç bitmeyen, ucunda ne olduğu bilinmeyen bir kendi kendini silme, kendi kendini hükümsüzleştirme egzersizidir. Bauman’ın değerlendirmesinde gerçek anlamda modern, hoşnutluğu ertelemeye hazır olmak değil, hoşnut olmanın imkânsızlığıdır. Dolayısıyla her başarı, kendi örneğinin solgun bir kopyasından başka bir şey değildir. “Bugün” ise yarının henüz filizlenen bir önsezisi ya da daha alt/aşağı ve bozulmuş bir yansımasından başka bir şey değildir. Bauman’a göre, modernlik anlayışında olan şey olacak olan tarafından peşinen hükümsüz kılınmaktadır. Fakat anlamını da bu iptalden almaktadır (Bauman, 2000, s.100).

Bauman’ın ifadesiyle modernlik, durmanın imkânsızlığıdır. Modern olmak hareket halinde olmaktır. Ancak kişi tıpkı modern olmayı seçmediği gibi, hareketli olmayı da seçmez. Bu duruma karşın kişi, vizyonun güzelliği ve gerçekliğin çirkinliği arasında gidip gelen bir dünyaya atılmakla zaten harekete başlamış olmaktadır. Bauman’a göre, vizyonun güzelliği aynı zamanda gerçekliği çirkin kılan şeydir. Böyle bir dünyada bütün sakinler bir yere yerleşmek için dolaşan göçebelerdir. İşte şu köşeyi dönünce yerleşebilecek misafirperver bir yer vardır, olmalıdır, olmak zorundadır. Ancak her köşeden sonra yeni bir köşe çıkar; yeni hüsranları ve henüz serpilmemiş yeni ümitleriyle beraber yepyeni bir köşe (Bauman, 2000, s.100).

Kaynak: Çağdaş Sosyoloji Kuramları, s. 83-85, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3552 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2386

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...