Varoluşçu Hümanizm (Varoluşçu İnsancılık) Nedir?

felsefe Nedir

Jean-Paul Sartre, “Varoluşçuluk” adlı eserinde varoluşçuluğa yöneltilen eleştiriler çerçevesinde hümanizm ile varoluşçu hümanizm anlayışlarını kesin bir hatla birbirinden ayırmıştır. Sartre bu ayrımı yaparken, varoluşçuluk ve hümanizm arasındaki ilişkiyi klasik hümanizm ve varoluşçu hümanizm tanımlarıyla ayrıştırmıştır.

Sartre’a göre varoluşçu hümanizm, insanın kendi dışında, kendi dışına çıkarak var olduğunu anlatan bir anlayışı temsil eder. Yani insan ancak dışa atılarak, dışta kendini yitirerek varlaşır; aşkın amaçları kovalayarak var olabilir. Bu yönden alınırsa insan ilerleyiş’tir, aşış’tır, oluş’tur; ilerlemenin, aşmanın göbeğindedir. Nesneleri dahi bu ilerleyişe, bu aşışa, bu oluşa göre yakalar. Demek ki insancıl bir evrenden, insancıl öznellik evreninden başka evren yoktur.

Sartre varoluşçuluğu hümanizm eleştirileri karşısında şöyle savunmaya devam etmiştir: İnsanı kurmasından ötürü (Tanrı’nın aşkın oluşu anlamında değil; kendini aşma anlamında) bu aşkınlık ilişkisine ‘Varoluşçu hümanizm’ adım veriyoruz. Ayrıca öznelliği doğurmasından ötürü de (insanın kendi içine kapanması anlamında değil; hep insancıl bir evren, bir çevre içinde yaşaması anlamında), bu aşkınlık ilişkisini ‘varoluşçu insancılık’ diye adlandırıyoruz. ‘İnsancılık’ diyoruz, çünkü kişiye bununla, kendinden başka yasa koyucu bulunmadığını hatırlatmış oluyoruz. Ona hatırlatıyoruz ki: Kişi, bu tek başına bırakılmışlık içinde, kararım ancak kendisi verecektir. ‘İnsancılık’ diyoruz çünkü kişiye bununla, kendi içine kapanarak ve başkalarından koparak değil; ancak dışında bir amaca yönelerek varlığım gerçekleştireceğini göstermiş oluyoruz. Ona gösteriyoruz ki: Ancak şu kurtuluş ya da bu iş için çalışmakla, yani eylemle kendini insancıl bir varlık olarak kuracaktır.

Kaynak: “Varoluşçuluk”, Sartre, Say Yayınları, Sayfa 71-72

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*