Teolojik ve Ahlaki İfadelerin Mantıksal Pozitivizmdeki Yeri

Ayer, F. H. Bradley’nin şu sözünü alıntılayarak bir açıklama yapmaya çalışmıştır:

“Mutlak, işin içine girer girmesine; ama evrime ve ilerlemeye kendi durumu olanak vermez.”

Ancak bu tür teolojik ifadeler ne doğrulanabilir ne de bunların yanlışlığı ispat edilebilir. Aynı şekilde, “Tüm gerçeklik maddeseldir.” gibi ifadeler de tecrübenin sınırlarının ötesindedir ve bu nedenle ne yanlıştır ne de doğrudur. Bunlar sadece sahte önermelerdir.

Britanyalı Filozof Antony Flew da diğer teolojik ifadelerle ilgili olarak Ayer’inkine benzer bir mantık yürütmüştür. Flew, “Tanrı çocuklarını bir babanın evladını sevdiği gibi sever.” ifadesinin aslında yanlışlanabilir olmadığını iddia etmiştir. Hakikaten de dindar insanlar hayatları acı dolu olduğu zaman bile sevgi dolu bir Tanrı’nın var olduğuna inanmaya devam etmektedir. Ayer, o zaman bu tip şaşalı teolojik iddiaların yanlışlanabilir olmadığını, o yüzden de gerçekten anlamsız olduğunu ileri sürmüştür.

Antony Flew’a göre, anlamlı ifadelerin bir koşulu da yanlışlanabilir olmalarıdır. “Su 0 (sıfır) derecede donar” ifadesi anlamlıdır; çünkü insan gerektiğinde bu ifadenin yanlışlanabileceği koşulları hayal edebilirdi; yani eğer su bir başka derecede donsaydı. Suyun sıfır derecede donduğu empirik (deneysel) olarak ispatlanmış olduğu için, yanlışlanabilirlik sınavını geçmiştir.

Anlamsız olan sadece ifadelerin kendisi değil, aynı zamanda bu ifadelerin inkar edilmesidir. Örneğin, ateistin “Tanrı yoktur” iddiası, en az var olduğuna dair pozitif iddia kadar doğrulanamaz ve anlamsızdır. Metafiziksel ve teolojik ifadeler, en iyi ihtimalle, dünya hakkındaki hislerimizi yansıtırlar. Hatta “Kürtaj yanlıştır” gibi ahlaki ifadeler bile anlamsızdır, çünkü örneğin “kırmızılığın” aksine, “yanlışlık” duyumlarla algılanamaz. Sonuç olarak, teolojik ve metafıziksel ifadelerin yanı sıra değerlere ilişkin terimler barındıran ifadeler ancak şu örnekler kadar mantıklı olabilir: “Turkuaz renkli su faziletlidir” ya da “Profrotlar skuçlayarak blikierler.”

Pozitivistlere göre, birisi “O parayı çalarak yanlış bir davranışta bulundun” dediğinde, bu, çalmak konusunda doğrulanabilir, tam ve gerçek bir iddia ileri sürmek değildir. Tersine, kişi çalma eylemini ahlaksal olarak kınadığı zaman, aslında yaptığı şey bir gerçeği beyan etmenin yanı sıra o gerçek hakkındaki bir duyguyu ya da tavrı da ifade etmektir; “Parayı çaldın!—Iyh, öğh, Aa!” Bu düşünce, Charles Stevenson’ın “duygusala” felsefesinde daha da geliştirilmiştir. Ayer’e göre, iyi, kötü, doğru, adil gibi değerlere ilişkin terimlerin yer aldığı ifadeler empirik (deneysel) değildir, çünkü dünyayı tarif etmemektedirler. Bu nedenle —metafiziksel ve teolojik ifadeler gibi— değer bildiren ifadeler saçmadır, anlamsızdır.

Ayer’e göre değer bildiren terimleri içerek ifadeler hakiki önermeler değildir, sahte önermelerdir. “Cinayet ahlaki olarak kötüdür.” ifadesi pek çok şey ifade edebilir. Ancak bunlardan hiçbirisi deneysel değildir. “Şişe yeşildir” ifadesi bir anlam ifade eder; çünkü yeşil rengi doğrulayabilme imkânımız vardır. Oysa “iyilik”i ya da “kötülük”ü görerek doğrulayabilir miyiz? Madem görerek doğrulayamıyoruz, o zaman bu tür terimlerin yer aldığı ifadeler saçmadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*