Searle’ün Bilinç Teorisi

felsefe Nedir

Searle, yönelmişlik kavramı ve sanatsal zekâ üzerine yaptığı çalışmalarından sonra bilinç teorisiyle ilgilenmiştir. Searle, kendisini “Natüralizm” geleneği içerisinde görmüş ve bilinç kavramının oldukça normal ve biyolojik bir olay olarak incelenmesi gerektiğini iddia etmiştir.

Aynı zamanda, “reduksiyonizm”in (sadeleştirme) sert eleştirmeni olan Searle, kişisel deneyimlerin doğa bilimsel tanımlamalar aracılığıyla asla aktarılamayacağını belirtmiştir. Bu natüralistik (doğacıl) inançlarından dolayı Searle, bilinci soyut bir olay olarak gören dualistik (ikilikçi) filozoflardan ayrılmak istemiştir. Searle’nin bu sadeleştirmeye karşı olan eğilimi, aynı zamanda sinirsel/nöronsal süreçlerle birlikte, zihinsel bir durumun tanımlanmasını yasaklamıştır.

Searle, biyolojik durumun zihinsel durumu etkilediğini belirterek, belirginleşen bu ikilemden kurtulmak istemiştir. Ruhun ve beynin karşılıklı etkileşimi, ikilemci teorinin tipik bir unsurudur. René Descartes da beynin belirli bir yerinde (beyin epifiz bezinde) var olan biyolojik sürecin ruhu da etkilediğini iddia etmiştir. Searle bu tarz teorilerden kendini soyutlamış ve sebep olarak başka bir biçimde var olan bilinç durumunu göstermiştir. Bilinç, karmaşık biyolojik sistemde üstün bir özellik ve soyut olmayan bir varlıktır.

Searle, bu tarz açıklamalarıyla bilinç odaklanma/çekim teorisinin bir temsilcisi olduğunu kanıtlamaktadır. İkicilik ve fizikalizm sorunlarını kullanmayı vaat etmesi durumu çok cazip gelir. Bu çekiciliğe rağmen, aynı zamanda Searle’ün “biyolojik natüralizm“i sadeleştirmeye karşı olmasına tepki gösterilmektedir. Searle’e göre, bilinç problemsiz, biyolojik bir olay olmadığında, biyoloji aracılığıyla çözülemeyen, öznel bileşene sahip bir bilinç gibi anlaşılmaz olur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*