Schelling’in Özdeşlik Felsefesi

felsefe Nedir

Schelling’e göre insanın akılsal düşünme yetisi temelde analitik bir işleyişe sahiptir. İnsan bu analitik zekâsıyla örneğin özneyi nesneden, doğayı tinden, fenomeni numenden, zorunluluğu özgürlükten, iyiyi kötüden ayırır ve birbirinden yalıtır.

Bu karşıt ve farklı belirlenimler arasındaki ayrım mutlak ve aşılmaz bir tarzda ele alınır. Oysaki Schelling’in Özdeşlik Felsefesine göre mutlak olan ayrım ve farklılık değil, özdeşliktir. Bu mutlak özdeşlik kavramsal akıl yürütmeyle değil, ancak entellektüel bir görü ya da sezgiyle duyumsanabilir ve bilinebilir.

Burada mutlak özdeşliğin her türden akıl yürütme sürecini aştığını, tüm ayrımların kendisinde yittiği bir özdeşliğe işaret ettiğini söyleyebiliriz. Schelling mutlak özdeşliği bir nevi, Parmenides’in ayrımsız ve kendi kendisine özdeş varlığı ve Plotinos’un varolan tüm ayrımları ve aklı aşan Bir’idir.

Nasıl ki Parmenides ve Plotinos’da mistik öğeler ve dinsel tonlama söz konusu ise, Schelling’te de mistik öğelerle bezeli bir dinsellik alanı sistemin zirvesinde bulunur. Hegel yakın arkadaşı olan Schelling’in bu mutlak özdeşlik anlayışını kıyasıya eleştirmiştir. Hegel için felsefe epistemolojik bağlamda sentetik zekâdan vazgeçemediği gibi analitik zekâdan da vazgeçemez. Felsefi hakikat ve mutlak açısından özdeşlik kadar ayrım da önemlidir ve vazgeçilmez bir değer taşır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*