Sartre: Özgürlük ve Varlığın İki Türü

Özgürlüğünüzün olmasının sebeplerinden bir tanesi nesnelerin sahip olmadığı bir şeye sahip olmanızdır: bilinç.

Kartezyen (Dekartçı) olduğu için Sartre, uzamlı (cisimsel) tözle zihinsel töz arasında ayrım yapan Descartes’ın izinden gitmiştir. Zihinsel tözün ayırt edici özelliklerinden biri de özgürlüktür. Sartre, size görünenleri analiz ettiğiniz zaman iki tarz varoluş keşfedeceğinizi söyler.

İlki nesnelerde tezahür eden varoluş biçimidir. Buna kendi içinde veya kendinde adı verilmektedir. Kendinde terimi nesnelerin kendine-yeten ve kendiyle özdeş oluşlarını ifade etmektedir. Sartre imal edilmiş bir nesne olan kağıt kesicisi örneğini verir. Kağıt kesici, belli bir amaç için tasarlanmış ve insan tarafından üretilmiş bir nesnedir. İnsanın aksine, önceden belirlenmiş ve değişmez bir özü vardır. Bu nesnedeki ya da diğer hiçbir nesnedeki hiçbir şey halihazırda olanın ötesine geçmez. Bir şişe, bir dağ ya da bir ev basitçe varlık gösterir.

İkinci varoluş türüyse insan bilincini nitelemektedir. Sartre bu varoluş türüne kendisi için adını vermektedir. Kendisi için terimi, bu tür varlıkların bilinçli ve kendinin farkında olduklarına işaret eder. Nesnelerin yerçekimine bağımlı olmaları gibi dış etkenler tarafından belirlenmek yerine, siz doğal ve kendiliğinden gelen özgürlüklere ve gelecek olasılıklara göre hareket etmeye kabilsinizdir. Siz “öznelliksiniz”, diye yazmıştır Sartre “Varoluşçuluk ve İnsan Duyguları” kitabında. “İnsan her şeyden önce kendisini geleceğe doğru savuran ve kendisini gelecekte hayal etme bilincinde olan varlıktır.”

Sartre’ın en büyük eseri “Varlık ve Hiçlik”tir (1943). Başlık her iki varoluş türünü de yansıtmaktadır. Kendinde varlık, olasılıklar olmadan, basitçe oradadır. Kendisi için varlıksa kendinde varlıktan farklı olarak, kendisiyle özdeş ve tam değildir, geleceğe doğru açıktır. Bu açıklık kişinin seçimleri tarafından doldurulmalıdır. Yani bilinç işin içine girdiğinde, dünyaya “hiçlik” tanıtılmış olur. Sadece “kendisi için” varlık gündelik düzende şeylerin çıplak varoluşundan ayrı durabilir. Yani bilincin kendisini şeylerden ayırma ve “olmayanda” (olasılıklar aleminde) yaşama yetisi bulunmaktadır. Kendinizle gündelik düzende belirlenmiş nesneler arasındaki uçurumun farkına varmak suretiyle kendi bilincinizin farkına varırsınız.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; “Her Yönüyle Felsefeyi Anlamak” Kennet Shouler

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*