Ryle’ın Zihin Hakkında Kullanılan Dağarcığa İlişkin Çözümlemesi

felsefe Nedir

Ryle’a göre sanma, düşünme, arzulama, isteme vb. zihin hakkında kullanılan sözcüklerin anlamı davranışlar yoluyla tümüyle aydınlatılabilir. Söz gelimi “Ahmet su içiyor.” cümlesinin anlamı “Ahmet su içmek istiyor.” cümlesinin anlamına denktir. Görüldüğü gibi Ryle açısından, içsel zihin durumlarına gönderim yapan terimlerin anlamları, davranışlara gönderme yapan terimler yoluyla verilebilir.

Öte yandan biliyoruz ki, kim zaman insanlar su içmek istedikleri hâlde, gerçekten su içmezler. Türkçede güzel bir deyişle “taslamak” olarak nitelenen durumlarda, zihin durumlar ile davranışlar örtüşmez. Bu açıdan “Ahmet su içiyor.” cümlesinin anlamı “Ahmet su içmek istiyor.” cümlesinin anlamıyla aynı anlama gelmeyebilir.

Ryle zihin hakkında kullanılan sözcüklerin anlamını çözümlerken bir adım daha atar. Sözcüklerin anlamı edimsel olarak gerçekleşen eylemle değil, davranma eğilimiyle de açıklanabilir. “Ahmet su içmek istiyor.” cümlesinin anlamı “Ahmet su içme eğiliminde” cümlesinin anlamına denktir.

Anlaşılacağı üzere Ryle, zihin hakkında kullanılan sözcüklerin anlamını davranış bildiren terimler yerine, belli biçimde davranma eğilimini bildiren sözcüklerle ilişkilendiriyor. Böylesi bir yaklaşım fizik ve kimya söz konusu olduğunda son derece verimli sonuçlar verebilir. Örneğin “çözünebilir” sözcüğünü ele alalım. “X çözünebilir” demek, “X suyu konulduğundan çözünme eğilimi taşır” demektir. Aynı biçimde Ryle’a göre zihin hakkında kullanılan sözcüklerin anlamı da en iyi böylesi eğilimli bildiren tarzda anlaşılabilir.

Eğilimleri dile getirmenin bir başka yolu koşullu ifadeler kullanmaktır. Söz gelimi “Ahmet su verilseydi, suyu içerdi” gibi. Fakat tek bir koşuldan oluşan zihinsel bir terimin anlamını yakalamak için yeterli olmayabilir. Şu örneğe bakalım: “Ahmet su içmek istiyor” cümlesi şu cümlelere denk mi?

  1. “Su içip içmeyeceği sorulsaydı, Ahmet su içmek istediğini söylerdi”
  2. “Bir bardak su ya da bir bardak çay verilseydi, Ahmet ilk önce suyu içmeyi seçerdi.”
  3. “Ayşe tanıdığı birini su şişeleri taşırken görseydi, bir şişe su isterdi” vb.

Ryle’ın bu yaklaşımı 20. yüzyılın başlarında yaygınlık kazanan analitik felsefe anlayışından da izler taşır. Analitik felsefe uyarınca felsefi sorunlar dilin yapısını ve mantığını yanlış anlamaktan kaynaklanan sorunlarla doludur. Burada söz konusu olan zihinsel durumlar hakkındaki terimlerdir.

Gerçekten Ryle’ın çabası zihin durumlarının neliği hakkında ya da zihin-beden ilişkisi hakkında usavurmalarda bulunmak değildir. O, yukarıda belirttiğimiz gibi “arzu”, “inanma”, “duygu” vb. zihinsel durumları anlatmaya yarayan sözcükleri konu eder. Bu açıdan Ryle, felsefe sorunlarının sözcüklerin anlamı hakkında soruşturma yaparak çözülebileceğine ilişkin tutumu sergiler. Bir kez sözcüklerin ne anlama geldikleri anlaşıldı mı bize sorun olarak görünen kimi durumların birer sözde sorun (pseudo-problem) oldukları görülür. Dolayısıyla Ryle’ın bu görüşlerine hak verildiğinde zihin-beden sorunu sözde bir soruna dönüşür.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*