Roland Barthes: Aşkın ve âşığın dili: Dil bir delidir

felsefe Nedir

Filozof ve edebiyat eleştirmeni Roland Barthes tarafından yazılan en garip ama en popüler kitap “Bir Aşk Söyleminden Parçalar”dır.

Fransızca adıyla Fragments d’un discours amoureux, parçalar ve anlık görüntüler şeklinde yazılmış olduğundan Alman filozof Walter Benjamin‘in “Tek Yön” adlı denemesini andırır. “Bir Aşk Söyleminden Parçalar” bir aşk hikâyesi olduğu için pek felsefe kitabına benzemez; ama gerçek bir hikayesi olmayan bir aşk hikâyesidir. Kitapta hiçbir kahraman yoktur, kurguya benzer bir şeyler de. İçinde sadece Barthes’in “aşırı yalnızlık” olarak adlandırdığı durumdaki bir âşığın düşünümleri bulunur. Kitabın ilk başında Barthes bir olay örgüsünün imkansız olduğunu açıkça söyler, çünkü bir âşığın düşünceleri genellikle çelişkili ve belirli bir düzeni olmayan patlamalar şeklindedir. Barthes bir aşık olarak kendimi, kendi başıma çorap örerken bulabilirim der. Aşık “olay örgüsünü kaybetmiş” olarak tanımlanabilecek bir kişidir. Bu yüzden de Barthes bir olay örgüsü ya da kurgu kullanmak yerine kitabını çelişkili ve düzensiz patlamalardan oluşan sıra dışı bir ansiklopedi olarak düzenlemiştir. Ve bu patlamaların her biri okuyucunun birden, “Bu çok doğru! Ben bu sahneyi hatırlıyorum…” diye çığlık atacağı noktalar olarak hizmet ederler.

Barthes işte bu bağlamda dilin bir deri olduğunu ileri sürer. Dil, en azından aşıkların dili, sadece dünya hakkında tarafsız bir üslupla konuşan bir şey değildir, Barthes’in dediği gibi “arzuyla titrer”. Barthes bu süreci şöyle anlatır: “Dilimi ötekine sürtüyorum. Sanki parmaklarımın yerine kelimelerim geçmiş veya parmaklarımın ucunda kelimelerim varmış gibi.” Barthes aşk hakkında soğukkanlı, felsefi bir yazı yazsa bile kendi felsefi soğukkanlılığının içinde gizlice belli birine, arzusunun nesnesine, hatta bu biri “bir hayalet, hâlâ gelmemiş bir yaratık bile olsa” hitap edeceğini söyler.

Barthes (her ne kadar özellikle felsefi tartışmalardan bağlantısız bağlamda olmasa da) bu gizlice hitap etmeye Platon‘un diyalogu “Şölen”den bir örnek verir. Bu, aşk üzerine şair Agathon’un evinde yapılan bir tartışmanın hikâyesidir. Alkibiades adında bir devlet adamı geç vakit ve sarhoş vaziyette tartışmaya katılır; bir kanepeye, Agathon ile filozof Sokrates‘in yanına oturur. Sarhoş kafasıyla çektiği söylev Sokrates’e övgülerle doludur, ancak Alkibiades’in arzuladığı aslında Agathon’dur. Başka bir biçimde söylemek gerekirse, Alkibiades’in dilinin sürtündüğü, aslında Agathon’dur.

Peki ama ya başka şeylerden konuşurken kullandığımız dil? Arzuyla titreyen sadece âşığın teni midir? Yoksa bu diğer türde diller için de mi geçerlidir? Bu konuda yorum yapmayan Barthes, konuyu bize bırakmıştır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın