Felsefe hakkında her şey…

Peter Singer neden etyemez oldu? Peter Singer’ın hayatını değiştiren söyleşisi üzerine…

16.07.2023
232
Peter Singer neden etyemez oldu? Peter Singer’ın hayatını değiştiren söyleşisi üzerine…

Bitkisel beslenmeye dayalı bir diyet, gezegeni iklim değişikliğinin yaratacağı sorunlardan kurtarmaya ve yaşadığımız COVID-19’dan başkaca bir salgının ortaya çıkma riskini azaltmaya yardımcı olacaktır. Fakat şöyle de bir gerçeklik vardır ki 1975’ten bu yana dünya çapındaki et tüketimi 112 milyon tondan 300 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Bu bağlamlar dikkate alındığında Peter Singer’ın besi hayvancılığına yönelik boykot çağrısı, insanların hayvanlara çektirdiği acının bir kısmını hafifletmeye yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Bitkisel beslenme ağırlıklı diyete geçmek sadece sembolik bir iyi niyet göstergesi değildir. Bu kendini dünyanın çirkin gerçeklerinden soyutlamak ve kötülükten uzak durarak dünyada yaşanan zulüm ve katliamın sorumluluğundan kaçmak anlamına da gelmez. Hayvansal ürünlerden kaçınmak, kendiniz için daha sağlıklı bir yaşam tarzına yönelik uygulanabilir ve etkili bir adımdır. Muhakkak bu yönelimin başka ve hatta oldukça önemli sonuçları da olacaktır. Kararımız hayvanlara çektirilen ızdırabın azaltılmasına, artan dünya nüfusunu beslemek için daha fazla gıda elde edilebilmesine, gezegenimizi bekleyen yıkıcı iklim değişikliğinden kurtarmaya ve hastalıkların salgın biçimini alarak yayılması riskini azaltmaya katkıda bulunacaktır.

Çok sayıda hayvanı kendi çıkarları uğruna istismar ederek bundan kazanç sağlayanların ne yazık ki bizim onayımızı almaya ihtiyaçları yoktur. Onların yalnızca bizim paramıza ihtiyaçları vardır. Onların besi çiftliklerinde yetiştirdikleri hayvanların etini, sütünü, yumurtasını satın almak, insanların bu çiftliklere verdikleri en önemli destektir. Dev şirketler, çiftliklerde kullandıkları yöntemler para kazanmalarına yardımcı olduğu sürece, hayvansal ürünlerin üretimini sürdüreceklerdir. Bu şirketlerin hayvansal üretimden elde ettikleri kâr onlara yaşanacak geniş kapsamlı değişimi engelleyecek kaynakları sağlar. Böylece aynı zamanda yalnızca halkın taleplerini karşıladıklarını söyleyerek kendilerine yöneltilen bütün eleştirilere karşı da kendilerini savunma gücünü elde ederler.

Singer’a göre bu nedenlerle her birimizin besi çiftliklerinin ürünlerini satın almayı bırakmamız gerekmektedir. Eğer bunu yapmazsak bu mezbahaların sahiplerinin varlığının, refahının ve büyümesinin devam etmesine ve bu besi çiftliklerinde hayvanlara karşı kullanılan tüm zalimce uygulamalara katkıda bulunuyoruz demektir. Alışverişlerimizde ve sofralarımızda bunu yapabilirsek yaşanan bu zulmü durdurmak için kimlerin neler yapması gerektiğini konuşmaktan daha fazlasını yapmış oluruz. İspanya’da boğa güreşine, Güney Kore’de köpek yemeye, Avustralya’da kanguru avına, Kanada’da fok katliamına, Japonya’da yunus katliamına karşı sözsel tavır almak oldukça kolaydır; fakat gerçek değerlerimiz, konu kendi evimize ve eylemlerimize geldiğinde ortaya çıkacaktır.

Bacakları hızla büyüyen bedenlerini taşıyamadığı için acı içinde üremek zorunda bırakılan tavukların veya yaşamları boyunca yağlanmaları için hareketsiz biçimde kapalı alanlarda tutulan büyükbaşların etlerini yemeye devam ediyorsak Kore’de köpek yenmesine itiraz etmemiz ikiyüzlülük olacaktır. Zira tür ayrımcılığının sonuçlarını en keskin olarak gördüğümüz yer yemek sofralarımızdır. Hayvanların besi amacıyla kullanılmasını boykot etmek, hayvanlar için duyduğumuz endişenin derinliğini ve bu konu hakkındaki samimiyetimizi kanıtlamamızı sağlayacaktır.

Bu boykotu olabildiğince etkili kılmak için, neyi yemeyi neden reddettiğimizi açık biçimde ifade edebilmeyizdir. Peter Singer bu konuda şöyle bir örnek vermiştir:

“Ben besi hayvancılığının varlığını ilk olarak, önemli bir günde birlikte öğle yemeği yediğim, öğrencilik yıllarımda Oxford Üniversitesinden arkadaşım olan Richard Keshen’den öğrendim. Richard önümüze getirilen seçkedeki bir yemeğin içinde et olup olmadığını garsona sordu ve yemekte et olduğunu öğrenince yaptığı seçimden vazgeçip başka bir yemeği tercih etti. Ona etle sorununun ne olduğunu sordum. Onunla yaptığım bu görüşmeden sonraki bir ay içinde, vejetaryen oldum. Yiyecek seçimlerinizin sorulması, insanlara yedikleri hayvanlara nasıl davranıldığı hakkında bilmedikleri şeyleri anlatmak için bir fırsat yaratır. Bakınız, bir konuşma benim bütün hayatımı değiştirdi ve bu konudaki görüşlerim o zamandan beri birçok kişiyi de etkiledi. Çünkü boykot uygulamak acı çeken hayvanların sayısını azaltıyorsa mümkün olduğu kadar çok kişiyi boykota katılmaya teşvik etmeliyiz. Bunu yapmak için de kendi yaşam biçimimizin örnek oluşturmasından başka şansımız yoktur.”

inek, dana, inek yavrusu, büyükbaş hayvan

Peki besi hayvancılığının ürünlerinden kaçınmak bir işe yaramazsa bu durumda ne yapabiliriz? Bu soruya cevap bulmak elzemdir; çünkü Singer’ın okuyucularını eti boykot etmeye çağırdığı “Hayvan Özgürleşmesi” isimli kitabının ilk baskısından (1975) bu yana, dünya çapındaki et tüketimi yıllık 112 milyon tondan 300 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Bu yalnızca kayıtlı besi hayvancılığıyla üretilen et miktarıdır. Bu artışın büyük bir kısmı dünya nüfusunun o günden bugüne neredeyse iki katına çıkması ve özellikle Asya’daki yoksulluğun insanları uzun süre saklayarak tüketebilecekleri bir besin olarak besi hayvanlarından alınan ete yönlendirmesidir. Bunun en bariz örneğini Türkiye’de özellikle ekonomik gelişmişliği düşük olan bölgelerdeki halkın Kurban Bayramı döneminde takındığı tavra bakarak da görmek mümkündür. Neyse ki et pahalıdır ve bu nedenle insanlar onu ancak paraları yettiğinde tüketebilmektelerdir.

Çin’in kişi başına et tüketimi 1990 ila 2021 yılları arasında üç katına çıkmıştır. Aynı dönemde bu artış Vietnam’da dört kat; Brezilya, Hindistan, Endonezya, Meksika, Pakistan ve Güney Afrika’da da keskin artışlar biçiminde gözlemlenmiştir. 1990’larda et tüketiminde zaten varlıklı ülkeler olan Avustralya, İsrail, Norveç ve Japonya’da nispeten ılımlı artışlar, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde daha da kabul edilebilir artışlar ve Kanada, Yeni Zelanda ve İsviçre’de düşüşler meydana gelmiştir. Başka bir umut verici işaret olarak, hem Almanya’da hem de İsveç’te et tüketiminin 2011’den 2019’a kadar geçen sürede yüzde 12’den fazla azaldığını söylemek mümkündür.

Singer’ın et boykotu çağrısı başarısız olmuş gibi görünüyor. Bu onun öne sürdüğü davayı benimseyen insanlar için boykotu devam ettirmenin bir anlamı olmadığı anlamına mı gelmektedir? Doğrudan bir hedefi olmayan boykotlar için durum bu seviyeye gelebilir. Örneğin PETA (Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler Derneği), destekçilerinden doğal ortamlarında yakalanarak laboratuvarlara götürülen binlerce maymunun taşınmasına aracılık eden Air France’ın boykot edilmesini talep ederse bu boykot ya Air France’ın bu maymunları Avrupa’ya taşımakla ilişkili politikalarını değiştirmesine neden olacaktır ya da başarısız olacak ve hiçbir şey elde edemeyecektir.

Bir şirketin veya devletin politikalarını değiştirmeyi amaçlayan boykotlar genellikle bu şekilde işler: kazan ya da kaybet. Bu uçlar arasındaki fark ise öylesine azdır ki… Bir şirketi maymunları taşımayı bırakmaya ikna etmek için şirketin sattığı bir ürünün boykot edilmesi başarılı olmuyorsa boykota devam etmenin bir anlamı olmadığını söylemek doğru olacaktır.

Besi çiftliklerini boykot etmek ise bundan tamamen farklıdır. Bu boykotta boykotçuların karşı çıktığı ürünün doğrudan kendisi hedef alınmaktadır. Dolayısıyla boykotçuların engellemeye çalıştıkları acıların oranı bu boykotla birlikte doğrudan doğruya etkilenmektedir. Zira besi hayvancılığıyla yetiştirilen ve katledilen hayvanların sayısı, doğrudan bu ürünlere olan talebe bağlı olarak artmakta veya azalmaktadır. Bu çiftliklerin ürünlerini satın almaya karşı uygulanan geniş çaplı bir boykot hareketini desteklemeyi bırakmak, yalnızca daha fazla hayvanın bu besi çiftliklerinde rezil hayatlar sürmesine yol açacaktır. Boykotun sonuçları umduğumuz yönde ilerlemese bile bu, boykotu bırakarak karşı çıktığımız şeyin daha da kötüleşmesine neden olmak için bir sebep değildir.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Peter Singer’ın “Animal Liberation Now” adlı kitabından uyarlanmıştır. Yazının Telif Hakkı © 2023, Peter Singer’a aittir. HarperCollins Publishers’ın bir markası olan Harper Perennial’ın izniyle BigThink’te yayımlanmıştır.

Kaynak Metnin Yazarı: Peter Singer

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...