Felsefe hakkında her şey…

Modern kültür ve şehir hayatında tüketimin yeri

26.12.2022
333
Modern kültür ve şehir hayatında tüketimin yeri

Modernliğin bir kültür dünyası olarak düşünüm konusu olmasında, öncelikle Alman filozof ve sosyolog Georg Simmel’in katkıları birincil önemdedir.

Simmel, toplumsal biçimler adını verdiği her türlü yapılaşmanın özünde, verili bir olgusal gerçeklik değil, insanlar arası iletişim olduğu kanısındadır. Simmel, toplumun genel ve yapısal boyutlarını anlamak için bunların türediği bireyler arası (inter-psişik) ilişkilerin doğasına odaklanmak gerektiği kanısındadır. Bu nedenle, Simmel, gözlemlerini büyük çoğunlukla sosyo-psikolojik düzeyde gerçekleştirmiştir. Modern hayatın çok farklı boyutlarına dair gözlem ve çözümlemeler yapan Simmel, karmaşık büyük kent ya da metropol hayatına egemen olan ruh hâli ve değerleri incelemiştir.

Modern kültür, Simmel’e göre, çeşitli karşıtlıklar hâlinde belirir. Örneğin metropolde hayat bireyi hem standartların cenderesine sokar hem onu özgürleştirir. Metropol hayatı, aynı zamanda her türlü ilişkinin değişim değeri cinsine dönüşme eğilimi olan bir ortamdır. Böylece para, temel bir eşitleyici araç olarak modern kültürün vazgeçilmez standardı hâline gelir; hatta değişimde salt araç olma özelliğinden sıyrılarak, amacı kendini işaret etmek olan, kendi için var olan toplumsal bir düzenleyiciye dönüşür (Simmel, 1987: 275).

Metropol, metaların bolluğu ve sürekli akışı üzerine kurulu bir hayat kurgusu sunar. Böylece meta edinimi ve değişimi salt gereksinim karşılama işlevinden uzaklaşmaya başlayıp tüketimi bir hayat tarzının önemli bileşeni hâline getirir.

Paranın yeniden düzenlediği insan ilişkileri, metropolün barındırdığı zıtlıkları uzlaştırma yönünde ortak değer ve pratiklerde buluşma eğilimdedir. Bunlar arasında en çarpıcı uzlaştırıcılardan biri moda olgusudur. Sanayide kitlesel olarak üretebilen nesneler, özellikle giyime dair olanlar, artık bireylerin temel gereksinimlerine (giyim konusunda örtünme/ısınma) yönelik olmaktan uzaklaşırlar; bireyler, nesnelerin edinimi üzerinden anlam üretme ve bunları simgesel olarak toplumsal ifadelere dönüştürme davranışı içine girerler. Tüketim, bir anlam üretici eylem biçimi olarak simgesel bir değere kavuşur. Moda, farklılaşma arzusuyla standartların yönlendirdiği bir dünyada farksızlaşma durumunu bir araya getirir (Simmel, 1989: 168-169).

Aynı şekilde sınıf, statü, mevki, vb. özellikleri vurgulayıp ayrımlaşmayı simgesel olarak gösterme arzusuyla taklit etme eğilimini buluşturur (Simmel, 1992: 693). Moda, bu anlamda, metropol hayatının (modern kültürün) özündeki zıt duygu ve durumların simgesel bir ifadesine dönüşür. Bu süreçte tüketim, bireyin özgün ve biricik olma isteğiyle (benzer bireylerin oluşturduğu kitleden ayrılma), herkes gibi olarak, dönemin ruhuna damga vuran kodları nasıl benimsediğini gösterme eğilimini uzlaştıran bir simgesel alan halinde işlevselleşir.

Moda üzerinden dinamikleşen tüketim, üst sınıfların kendilerini ayırma arzularıyla harekete geçer; alt sınıfların onları taklit etmeye yönelmesiyle ayrımlaşma simgesi-arzu nesnesi-taklit-yeniden ayrımlaşma simgesi (alt sınıfların taklit etmesi nedeniyle mevcut modayı terk edip yeni özgünlükler arama) döngüsünü besler (Godart, 2010: 18). Sürekli bir meta üretimi teknik olarak mevcut olduğu için (yeni nesneleri sürekli ve büyük ölçeklerde üretebilen sanayi), tüketim, artık toplumsal eylemin bileşeni hâline gelmiştir. Diğer yandan tüketim, modern metropol hayatının anonim ortamı içinde mümkün olan serüvencilik davranışının da kolaylaştırıcısı olarak düşünülebilir.

Simmel’e göre, modern kültürde özellikle aşk ilişkileri, bir cezbetme oyunu hâline gelir. İki birey arasındaki bu etkileşim sürecinde, metropolün kamusal alanıyla ilişkiyi de içeren çeşitli tüketim eylemleri (giyim, şıklık, cazibe; kahve, lokanta gibi dış mekânlarda zaman geçirme, vb.) belirgin bir rol oynar. Cezbetme oyununu, başka ilgi nesneleri ve kıskançlık hissini tetikleyecek başka insanlar üzerinden kurmak, bir anlamda, yalnızca maddi olanın değil, aynı zamanda ilişkisel ve duygusal olanın da tüketim cinsinden tanımlandığını gösterir (Simmel, 1988: 128).

Kaynak: Tüketim Sosyolojisi, s. 8-10, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 4159 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2939

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...