Kültürel Yozlaşma Nedir?

Kültürel Yozlaşma
Kültürel Yozlaşma

Bir kültürün kökeninden koparak kendine yabancılaşmasına ve asli kültürel formlarının başkalaşarak bozulmasına kültürel yozlaşma denir.

Bir kültürün kendini başka kültürlerin etkisinden korumak için başka kültürlerin özelliklerine kapılarını kapatması ya da bir toplumun kültürüne, özellikle daha gelişmiş bir toplum kültüründen bazı maddi ve manevi ögelerin girmesine ve o kültürün uyumlu bütünlüğünün bozulmasına da kültürel yozlaşma denir.

Kültürün kendi biricik özelliklerini kaybetme durumuna da kültürel yozlaşma denilmektedir. Yozlaşma asli özellikleri ve yapıları kaybetme, onlardan uzaklaşma, onları önemsememe demektir. Kültürel yozlaşma kişinin ve toplumsal grupların ait oldukları kültür kalıplarını düşüncesizce ve bilinçsizce değiştirme, bozma, dikkate almama hâllerini ifade eder.

KÜLTÜREL YOZLAŞMA

Yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bozulmaya, kültürel yozlaşma denir.

Kültürel Yozlaşma
Kültürel Yozlaşma

Kültür bizi saran, geçmişte yaşayan insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Bu mirasın kaybedilmesi yozlaşmaya neden oldur.

Toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ve bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütününe kültür denir. İşte bu değerlerin ve araçların, yani kültürün kaybedilmesi ya da bunların yerine yeni ve mevcut kültüre yabancı unsurların katılması süreci de kültürel yozlaşma olarak adlandırılmaktadır.

Gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, ana dilin yabancı kelimelerle doldurulması, bayramların kendi özünden uzaklaşıp “tatil” mantığıyla ele alınmaya başlanması, iş yeri isimlerinin yabancı kelimelerle oluşturulması ya da Türkçe sözcüklerin yabancı kelimelerle birleştirilmesi gibi bozma ve bozulmalar, kültürel yozlaşma örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*