Felsefe hakkında her şey…

Kötü haberlerden bıkmadınız mı? Gündemi okumak yerine, felsefe ve şiir okuyun!

29.08.2022
888
Kötü haberlerden bıkmadınız mı? Gündemi okumak yerine, felsefe ve şiir okuyun!

Son zamanlarda her gün kaygı verici ve keyif kaçıran haberlerle karşı karşıya kalıyoruz. Stresli zamanlar yaşıyoruz. Haberleri okumak, gündemi takip etmek gerçekten de berbat hissettiriyor; fakat onları görmezden gelmek de doğru gelmiyor.

Psikolog Terri Apter’e göre felaketler bencilliği, çatışmayı ve rekabeti ortadan kaldırarak insanları ultra-sosyal arılar gibi iş birlikçi hâle getiriyor ve bazen de arı kovanına çomak sokmak gibi bir işlev görerek toplumu harekete geçiriyor.

Peki kasırgalar, depremler veya volkanik patlamalar gibi doğal afetler arı kovanına çomak sokma işlevini görebiliyorsa bu işlevi insan ürünü felaketlerle de ortaya çıkarmak mümkün müdür?

Çocukları ana-babalarından ayıran göçmenlik politikalarını, sığınmacı sorununu, mülteci akınını tam olarak nereye koyabiliriz? Peki ya terör olaylarını, intiharları, ekolojik felaketleri?..

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de her gün üzerimize yapışan ürkütücü, endişe verici ve çileden çıkartıcı haber seline ne demeli?

Tüm bunlara karşın insanlar pek bir araya gelmiyorlar. Aksine tahayyül etmek, alarm durumuna geçmek ve hâlden anlamak gibi insani niteliklerimiz bize karşı dönüyor gibi görünüyor. İnsanoğlunun acılarını ve felaketlerle kuşatılmış gezegenimizin geleceğini tahayyül etmek, öfke, korku ve ezici bir çaresizlik duygusu uyandırıyor.

Bu durumda, yapılabilecek bir şey varsa, ne yapabilir?

SENECA’YI ve EPİKTETOS’U DİNLEYELİM

Öfke ve korku, siyasi aktivizme dönüşebilir. Ancak böyle bir değişimin çok yavaş ve çok geç gerçekleşeceğini hissetmemek elde değildir. Örneğin, ana-babalarından ayrı kalan çocuklar, sonrasında yeniden bir araya gelseler bile, ki bu pek olası görünmüyor, hayatlarının geri kalanında içsel yaralar taşıyacaklardır.

İnsanlar artan intihar vakalarına nasıl tavır almalıdır? Belki de bu konuda yapmayı umabileceğimiz tek şey, bir sonrakini önlemeye çalışmak için yeterli derecede anlama yönelmek ve geçmişten ders çıkarmaktır. Anlaşılması zor kurgularla ilgilenmeyen Stoacı filozoflar, etik ve erdemi ön plana çıkarıyorlardı. Onlar, sadece nasıl yaşayacaklarıyla ve nasıl ölecekleriyle ilgileniyorlardı. Stoacı psikoloji insanları kaygılarını dizginlemeye ve insani yükümlülüklerini yerine getirmeye yardımcı olmak adına şuurla hareket etmeye davet ediyordu ve davet günümüz için de geçerliği korumakta.

William B. Irvine’in “A Guide to the Good Life: The Ancient Art of Stoic Joy” isimli kitabında, iç karartıcı düşüncelerle savaşmak için Stoacı filozoflar Seneca, Epictetus, Musonius Rufus ve Marcus Aurelius’tan harmanlanarak oluşturulan iki Stoacı teknik öneriyor: felsefe okumak ve şiir okumak.

Özellikle Seneca ve Epictetus gibi filozofların bu husustaki tavsiyeleri son derece yerinde görünüyor. Bu bağlamda, intihar dürtüsüyle bağlantılı olarak sıkça dile getirilen korku ve kaygı gibi ıstırap kaynakları, insanlık hâlinin daimi parçalarıdır. Hayatındaki sorunlarla mücadele eden, intihara meyilli bir insandan bahsettiğimizde, aslında insanlık hâlinin bu durumundan bahsediyoruz demektir.

Tam da bu noktada Stoacılar, hayatımızdaki sorunlarla mücadele etmemize ve onlara karşı koymamıza yardımcı olabilecek önerilerde bulunurlar. Bu öneriler, bütün sorunlarımızla ilaçlarla ve konuşma terapileriyle değil, tamamen bilincimizle mücadele etmemiz gerektiği yönünde şekillenir. Şimdi bu önerileri sıralayalım:

1. EN KÖTÜSÜNE KARŞI HAZIRLIKLI OLUN

Sorunlarla mücadele etmenize yardımcı olacak ilk Stoacı teknik, olumsuz canlandırmadır: Kendinizi her zaman için en kötüsüne göre hazırlayın.

Çok büyük bir ihtimaldir ki en kötüsüyle asla karşılaşmayacaksınız. Gerçekleşme potansiyeli bulunan ve muhtemelen de gerçekleşecek olan kötü şeyler, büyük ihtimalle aklınıza gelebilecek en kötü şeylerden daha kötü olmayacaktır. Böylece hem en kötüsü başınıza gelmediği için, hem de en kötüsüne karşı zihinsel olarak hazır bulunduğunuz için kendinizi güvende hissedersiniz.

“Sorunları öngörebilenler, onları sorun olmaktan çıkarırlar.”

Seneca

“Güneşli vadide yetişen ağaçlar kırılgan olur. Bu nedenle tehlikeyle iç içe olmak ve talihine dinginlikle katlanmak iyi insanlar için hem fırsatlar yaratır hem de korkusuzca yaşama imkânı sunar.”

Seneca

Hemen hemen aynı nokta, “King Lear”da Edgar tarafından da “Bu en kötüsü, diyemedikçe, en kötüsü değildir” biçiminde ortaya konulur. İşlerin ne kadar kötü gittiğine dair yorumda bulunabiliyor oluşumuz -bu tür yakınmalar artık çoğumuz için günlük bir ritüeldir- sonuç olarak hayatta olduğumuz anlamına gelmektedir.

2. OLANLARI AYIRMAYI BİLİN

Sorunlarla mücadele etmenize yardımcı olacak ikinci Stoacı teknik, kendi kendine yardım tekniğidir. Buna kontrollü ikileme de diyebiliriz. Olanları, üzerinde kontrolünüz olanlar ve üzerinde hiçbir kontrolünüz olmayanlar olarak ikiye ayırın.

“Zeus, var olan şeylerden bazılarını bizim kontrolümüze verdi, bazılarını da kontrolümüzün dışında bıraktı. Bundan dolayıdır ki biz kesinlikle kontrolümüz altında olan şeylerle ilgilenmeliyiz ve kontrolümüzde olmayan şeyleri de evrenin sorumluluğuna bırakmalıyız.”

Epiktetos

William B. Irvine bu kontrollü ikilemeye üçüncü bir kategori ekler, böylece ikilemeyi, üçleme biçimine dönüştürür:

  1. Üzerinde hiçbir kontrolümüz olmayan şeyler,
  2. Üzerinde tam kontrole sahip olduğumuz şeyler,
  3. Üzerinde bir dereceye kadar kontrolümüz bulunan şeyler.

Güneş’in yarın doğup doğmayacağını kontrol etmeniz mümkün değildir. Bu sizin elinizde olan bir şey değildir. Fakat dondurmanızda kaç top bulunacağını, bugün hangi süveteri giyeceğinizi veya GÖNDER butonuna basıp basmayacağınızı bizzat kendiniz kontrol edebilirsiniz. Bunlar tamamen sizin elinizde olan yapıp etmelerdir.

Ve intiharlara, okul baskınlarına, ailelerinden kopup acı çeken çocuklara gelince… Bu konularda da elinizden geldiğince bir şeyler yapabilirsiniz. Mesela oy kullanabiliriz, bir makamda görev almak için aday olabiliriz, örgütlenebilirsiniz, para veya mal bağışında bulunabilirsiniz. Istıraptan felce uğramadan önce bu ortak girişimlerde olabildiğince kolektif davranarak komşularınız ve meslektaşlarınızla iş birliği yapabilirisiniz.

O zaman neyi bekliyorsunuz?

3. SPOR YAPIN, YÜRÜYÜŞE ÇIKIN

Müstakil hazzı deneyimleyecek kadar şanslı olan kişiler, hâlâ toplumsal çekincenin gölgesini hissediyor olabilirler. Fakat haz hâlâ aynı hazdır ve hayatın hâlâ yaşanması gerekmektedir.

Sporcuysanız spor yapabilirsiniz. Dedeyseniz torunlarımızı parka götürebilirsiniz. Okuyabilirsiniz. Tabii sadece haberleri değil, aynı zamanda sizi içinde bulunduğunuz zamanın dışına çıkaracak olan romanları ve hikâyeleri de… Ve tam olarak çözülemeyecek olan ahlaki ikilemlerinizi damıtabilme gücüne sahip şiirleri okumayı da tercih edebilirsiniz.

Şairseniz, çevrenizdeki insanlarla birlikte şiirler yazabilirsiniz. Şiir yazmak normalde bir toplulukla yapılabilecek bir şey olmasa da bu günlerde sıradan olan ne yaşıyoruz ki zaten öyle değil mi? Toplumsal acı özel yaşamlara da sirayet ediyor zira ve en iyi şiirlerden bazıları da toplumsal ve özel yaşamın birlikte ördüğü eserler olarak karşımıza çıkıyor.

Sıla ve gurbet ile tehlike ve emniyet arasındaki ahlaki ahenksizliği kapsayan en anlamlı yeni dönem şiirlerden birisi, A.E. Stallings’in “Empati”sidir.

İlk Stoacı teknik olan olumsuz canlandırmayı hatırlayalım: Ben ve ailem, evimizde, sıcak yataklarımızda yatıyoruz, oysaki karanlığın içinde belirsizce sürüklenen bir salda da bulunabilirdik:

sevgilim, bu geceye şükredelim,
alabora bir sal değil yattığımız yer,
belirsizce akıntıda sürüklenen,
gece, sahildeki ışığı yırtarken…

A.E. Stallings


Kaynak Metnin Yazarı: Prof. Rachel Hadas (Rutgers Üniversitesi)

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için derlenerek çevrilmiştir.

Derleme için kaynak metin: Catastrophe overload? Read philosophers and poetry instead of headlines

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...