Kişilikle İlgili Kavramlar

felsefe Nedir

İnsanları tanımlarken “hoş”, “güvenilir”, “içedönük”, “edilgen” vb. birçok sıfatlar kullanılmaktadır.

Gerçekte bu tür nitelemeler, son derece karmaşık ve çok boyutlu bir kavram olan kişiliğin betimlenmesinde, sınırlı ölçüde açıklayıcı olabilmektedir. Bu betimlemelerin, aynı zamanda yetersiz olacağı ve hatta genellikle yanıltıcı olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Kişiliğin tanımlanmasında, insanların öznel yargılar geliştirerek yanıltıcı betimlemelerde bulunabileceği düşünüldüğünde ne denli güç olduğu anlaşılır.

Kişiliğin tanımlanmasında özen gösterilecek belli ölçütler vardır. Bunlardan birincisi, bireyin diğer insanlardan hangi noktalarda ayrıldığıdır. Buna göre kişilik, bireyin özel karakteristik ve ayırıcı davranışlarını kapsamaktadır. İkinci ölçüt, davranışların tutarlılığı ve devamlılığı ile ilgilidir. Diğer bir deyimle kişilik, belli uyaranlara karşı bireyin topluma uyum sağlamak amacıyla geliştirdiği düzenli ve sürekli davranış örüntüleridir. Üçüncü ölçüt, kişiliğin nispeten kalıcı özellikler göstermekle beraber, bağlamsal koşullara göre evrimleşen dinamik bir süreç olmasıyla ilgilidir. Gerçekte, kişiliğin tüm belirtileri başkaları tarafından gözlenemez. Bu nedenle kişilik çözümlemeleri, genellikle dışarıdan gözlenen davranışlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak davranış, kişilik kadar kompleks bir kavramdır.

Ayrıca davranış, kişiliğin tüm boyutlarını yansıtacak niteliklerden yoksundur. Burada davranış, daha çok dışarıdan gözlenen edimler karşılığı kullanılmaktadır. Oysa bu edimlerin arkasında yer alan duygular, düşünceler, beklentiler, arzular, kaygılar vb. insanın içsel var oluşuna ait gerçekliklerdir. İnsanın örtülü içsel varoluşu, onun öznel gerçekliğini yansıtan özel kişiliğinin anlatımıdır. Ne var ki kişilik araştırmaları, daha çok bireyin gözlenebilen edimlerini tanımlayan toplumsal kişilik üzerinde yapılmakta, bireyin iç dünyasına ait değişkenler ölçülememektedir.

Toplumsal kişilik, bireyin kendi hakkında başkalarına sunduğu kişisel kabullerini, beklentilerini ve önceliklerini yansıtır. Şu hâlde kişiliğin toplumsal yönü, daha çok sevilme, kabul görme, onaylanma, ait olma, kendini geliştirme gereksinimlerine dönük olarak düzenlenmiş bölümünü kapsamaktadır. Oysa kişiliğin özel boyutu, bireyin özel yaşantısı ve fantezilerinden, kendilik ve benlik kavramlarından oluşmaktadır. Özetle kişiliğin toplumsal boyutu buzdağının görünen, özel boyutu ise suyun altında kaldığı için yeterince görülemeyen kesitini tanımlamaktadır. Ayrıca kişilik araştırmalarında, bireyin çeşitli kaygılar nedeni ile yanlı davranarak gerçek benliğini saklamaya çalışması sık gözlenen bir durumdur.

  • Huy: Günlük yaşantı içinde kişiye özgü, oldukça sınırlı, belirli duygusal tepkilerin nitelik ve nicelik bakımından değişmesidir.
  • Karakter: Kişiye özgü davranışların bütünü olup insanın bedensel, duygusal ve zihinsel etkinliğe çevrenin verdiği değerdir. Bireyin karakteri içinde yaşanılan çevrenin değer yargılarından oluşur.
  • Benlik: Kişinin, birey olarak kendine karşı tutumudur. Yani bireyin kendisini algılayış biçimidir. Kişiliğimizin ahlaki boyutuna karakter, duygusal boyutuna ise huy (mizaç) denir. Kişinin kendine karşı tutumuna benlik, değer yargılarının toplum tarafından şekillenmesine karakter, duygusal tepkilerin değişmesine huy (mizaç), bireyi diğer bireylerden ayıran özelliklerin bütününe de kişilik denir.

Kaynak: ATA-AÖF, GELİŞİM PSİKOLOJİSİ, Doç. Dr. Birol ALVER

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*