Felsefe hakkında her şey…

Kıray’ın toplumsal değişme içinde Türkiye anlayışı

08.01.2023
Kıray’ın toplumsal değişme içinde Türkiye anlayışı

İnsanlar toplu olarak bir arada yaşarlar ve yaşamlarının bir düzeni vardır. İnsanlara ve oluşturdukları yaşam düzenlerine toplum diyoruz. Toplumun ne olduğu değil ne tür özellikler taşıdığı önemlidir. Bunlardan biri yerleştiği arazidir. Diğeri nüfus ve nüfusun özellikleridir. Ayrıca nüfusun doğayı işleme tarzı ve bunlardan doğan insan ilişkileri, insan doğa ilişkisi, insanların doğayı işlemede kullanılan aletler ile bunların hepsinin oluşturduğu sosyal örgütlenme ve sosyal örgütlenmenin kendine uygun olarak yarattığı değerler sistemi inançları, düşünceleri ile bir bütündür. Bu özelliklerin hiçbiri tek başına bir anlam ifade etmez. Her şey birbirine bağlı ve birbirini etkilerken, toplumun saydığımız temel özelliklerinde zincirleme değişmesine neden olur. Yani doğayı işleme tarzınız değişirse, nüfusunuz değişir, nüfusunuz değişirse yerleşme tarzınız değişir, yerleşme tarzınız değişirse sosyal örgütlenme veya bunlarla ilgili olarak değerler, inanç sistemi değişir. Bu artık kabul edilmiş bir gerçektir (Kıray, 1999: 312).

Toplum değişir, toplumlar hiçbir zaman durağan değildir. Değişmenin içsel ve dışsal dinamikleri vardır. Toplum değişirken bölük pörçük değişmez. Değişirken toplumun hangi özellikleri değişirse, diğer özellikleri ile beraber zincirleme reaksiyona girerek öbür taraflarını da değiştirirler. Yani toplum hem bir bütündür hem de bu bütün sürekli değişmekedir. Değişirken kendisini yeniden düzenler, yeniden biri bütün haline gelir. Bu anlmada toplum bir bütündür (Kıray, 1999: 313).

Türkiye dünyanın pek çok ülkesi ile beraber dış dinamikle değişime başlamıştır. Bu değişim siyasal sonuçlar vermiş ve Osmanlı lord-bürokrasisi çeşitli değişikler geçirerek dağılmıştır. Fakat köylülükle değişim olmadan, köylülüğün hakim olduğu bir Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkiye’de bu anlamda değişim 1950’lerde başlar. Bu dönemde gerek toprağı kullanma gerekse ürünleri değerlendirme biçimleri ve yeni ürünler girmeye başlamıştır. 1960’ larda değişimin diğer yönü kırdan kente göçler başlamıştır. Şehre göçen köylüler artık köylü değildir. Topraktan kopan bu eski köylüler şehirleri de hızla değiştirmiştir. Fakat topraktan kopma hızı, sanayileşmeye dolayısıyla ücretlileşme ve ücretlileşmenin getirdiği yeni yaşam biçimine kolayca geçememiştir (Kıray, 1999: 318).

Değişim rastgele değildir. Toplum kendi yapısı gereği hem değişiyor, değişirken de daha az değişen yönlerini tamamlayıcı ilişkileri de oluşturarak başka yönleriyle birleşiyor, kendini yeniden düzenliyor. Bu yeni düzenleme ne eski ne de dışarıdan empoze edilmiş bir şey, bu bir ara form/ tampondur. Türk toplumu için ara formlar oluşuyor. Bugün bize düşen görev bu aradaki oluşumu anlamaktır. Bu mekanizmanın işleyişi nasıl ne gibi yeni ilişkiler oluyor. Bunları araştırmamız, bulmamız gerekir (Kıray, 1999: 319).

Küçük birimlerden başlayan dinsel patronaj, kentsel yapılarak siyasi partilere, ululararası kuruluşlara doğru genişleyip gitmektedir. Bu yönde patronaj ilişkisine girdikçe, kuvvetiniz artıkça, karşılıklı asimetrik olan hizmetler artıkça, yapabileceğimiz şey daha dallanıp budaklanıyor. Bu güç ve kanalların yarar sağlama yönleri toplumda genel kabul gördüğü oranda da yeni birçok dinsel örgütlenmeler oluyor. Türkiye bugün patronaj ilişkileri hala eski yapıdan yeni yapıya geçmekte, en önemli eklemlenme noktalarını oluşturuyor (Kıray, 1999: 325).

Türkiye’nin toplumsal yapısındaki değişim ana ekseni köylülük içinde gerçekleşen dönüşümdür. Bu değişimin kanıtı 1950 ‘lerden bu yana köylülüğün çözülmesi, köylülerin kente göç etmesi ve burada yerleşmesidir. Bu insanların kenteki yaşamlarının fizikî göstergesi olan gecekondu mahallelerinin oluşması ise yalnızca nihaî sonuçtur. Temel toplumsal yapının değişmesiyse birlikte topraktan kopanlar köylü olmaktan çıktıkları fakat kente göç eder etmez iş bulmaları da mümkün olmadı. Örgütlü ekonomik sektörlere dahil olmadan önce, genellikle küçük çaplı marjinal işlerde veya çevre işlerde çalışan ucuz yedek iş gücünü oluşturdular (Kıray, 1999: 333).

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  111-118, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...