Kant’ta Zaman ve Bilinç Anlayışı

Immanuel Kant, felsefenin 2000 yıllık tarihinde hiç kimsenin, orada, bizim dışımızda bir dünyanın gerçekten olduğunu kanıtlayacak bir tez üretememesinin “skandal” olduğu düşüncesindedir.

Bunu söylerken zihninde özellikle, her ikisi de harici bir dünyanın kanıtlanmasının mümkün olmadığını düşünen Rene Descartes ve George Berkeley vardır. Descartes, “Meditasyonlar”ın girişinde, düşünen varlıklar olarak kendimizin varlığı dışında tüm bilgilerden -hatta bir harici dünya olduğundan bile- şüphe etmemiz gerektiğini ileri sürer. Daha sonra da bu kuşkucu yaklaşımına Tanrı’nın varlığını ve bu yüzden de harici bir dünyanın gerçekliğini kanıtladığını öne süren bir tezle kendisi karşı çıkar. Ancak (Kant’ın da içinde bulunduğu) pek çok filozof Descartes’ın Tanrı kanıtının akıl yürütüşünün geçerli olmadığına inanır. Öte yandan Berkeley bilginin aslında mümkün olduğunu -ama bilincimizin algıladığı deneyimlerden geldiğini- ileri sürer. Bu deneyimlerin kendi zihinlerimiz dışında bir harici varlıkları olduğuna inanmak için hiçbir kanıtımız yoktur.

Kant’a göre zamanı sadece saatin kolları gibi değişen ya da hareket eden şeyler aracılığıyla deneyimleyebiliriz. Yani zaman bizim tarafımızdan sadece dolaylı olarak deneyimlenebilir.

Kant harici, maddi bir dünyanın olduğunu ve varlığından kuşku duyulmaması gerektiğini göstermek ister. Tezi şöyle başlar: bir şeyin var olabilmesi için zamanda belirli olması gerekir, yani onun ne zaman ve ne kadar süreyle mevcut olduğunu söyleyebilmeliyiz. Ancak bu benim kendi bilincim söz konusu olduğunda nasıl işleyecek? Her ne kadar bilinç devamlı bir duyu ve düşünce akışıyla sürekli değişir gibi görünse de mevcut durumda bilinçlerimizde neler olduğunu anlatmak için “şimdi” kelimesini kullanabiliriz. Ancak “Şimdi” belirli bir zaman ya da tarihi göstermez. Her “şimdi” dediğimizde bilincimiz farklıdır. Problem de buradan çıkar: benim kendi mevcudiyetimin “ne zamanını belirlemek neyle mümkündür? Zamanı doğrudan deneyimleyemeyiz, daha çok hareket eden, değişen veya aynı kalan şeyler aracılığıyla deneyimleriz. Bir saatin yavaş, ama sürekli hareket eden kollarını düşünün. Hareket eden bu kollar zamanı belirlemekte kendi başlarına yararsızdırlar; bir saatin yüzeyindeki rakamlar gibi karşılığında değişecekleri bir şeye gereksinimleri vardır.

Sürekli değişen “Şimdi “mi ölçmek için sahip olduğum her kaynak uzayda (kendi bedenimin de dahil olduğu) kendi dışımdaki maddi nesnelerde bulunur. Var olduğumu söylemek için zamanda belli bir noktaya ihtiyacım vardır ve bu nokta da zamanın içinde yer aldığı gerçekten var olan başka bir dünyaya ihtiyaç duyar. Harici bir dünyanın mevcudiyetiyle ilgili kesinlik düzeyim tam da bu yüzden Descartes’ın mutlak olarak emin olduğu bilincimin mevcudiyetiyle ilgili kesinlik düzeyimle aynıdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*