Kant’ın Özgürlük Anlayışı

felsefe Nedir

Kant için özgürlük aklın tümü içinde bulunan temel; metafizik bir kavramdır. Teorik akıldaki özgürlük sorunludur. Çünkü bilmenin gerçekleştiği deneyim alanı neden-sonuç ilişkini mekanik bir zorunluluk içinde bize sunar.

Eğer belirlenmiş bir neden varsa sonucun da öyle olması zorunludur gibi bir işleyişe göre olur deneyim alanı. Bu zorunluluğa göre düşünmemizin bilgi haline geldiğini söyleyebiliriz. Bu açıdan bakıldığında özgülüğün bir hayal ürünü haline geldiğini söylememiz gerekecektir. O halde özgürlüğün yeri neresidir ve nasıl bir kavram haline getirilmelidir soruları oldukça önem kazanır.

Kant’ın aklın işleyişini teorik ve pratik şeklinde ikiye ayırdığını biliyoruz. İşte bu ayrım Kant için özgürlüğün anlamlı bir hale gelmesi için fırsat sağlayacaktır. Hatta Kant’ın özgürlük kavramı için aklın pratik kullanımının olduğunu söylemek bile mümkündür. Bir diğer deyişle Kant aynı diğer kavramlarda olduğu gibi pratik aklın özgürlük kavramı için olduğunu düşünür. Bir yeti içindekilerin işleyişine göre anlam kazanıyorsa pratik aklın özgürlüğün işleyişine göre anlam kazanan bir yeti olduğunu düşünebiliriz.

Bunun yanında özgürlük kavramı aşağıda göreceğimiz gibi başka ahlaki kavramların meydana gelmesine de vesile olur. Bunun nedeni özgürlüğün pratik aklın özünü Kant’ın ifadesiyle ratio essendi’si olmasıdır. Kant özgürlüğün deneyim alanında ya da doğada olmasının imkânsızlığının fark edilmesini bir çıkış noktası olarak kullanır. Özgürlüğün bilinçle başlayan ilerleyişi kendi içindeki ahlakı canlandırdığı için diğer ahlaki kavramların da burada meydana gelmesine şaşmamak gerekir.

Kant için özgürlük ilk aşamadaki fark edilişiyle henüz negatiftir. Örnek vererek açıklamak gerekirse canımızın istediğine karşı durduğumuzda özgürlüğümüzün farkına varırız. Daha iyi ifade etmek gerekirse canımız istediği, bizi zorladığı halde yapmıyor olmak insanın kendisinin özgürlüğünün farkına varmasına yol açar. Bu anlamda insanın fark ettiği bir kendiliği vardır. Bu kendilik ahlak alanında sorumluluk; özerklik olarak tanımlanabilir.

Kant’ta özgürlüğün istediğini yapmak değil de neyi istemem gerekir şeklinde kurulması gerektiğini belirtelim. Aşağıda bu gerekliliğin ahlak yasası bağlamında ele alacağız. Bunun yanında Kant’ın özgürlük bağlamında yeni bir insan tipi önerdiğini söyleyebiliriz. Bu tipe göre insanın kendi aklını kullanması ile özgürlük arasında doğrudan bir bağlantı kurulur. Buna göre Kant’ın Aydınlanma Nedir adlı meşhur makalesinde insanın kendi aklını kullanmamasının özgürlüğünü kullanmamak anlamına getirilmesinde görebiliriz. Kant için özgürlük insanı eylemde bulunması için tanınan bir imkandır. Önemli olan nokta akıl üzerinden özgürlüğün imkanının doğru olarak okunmasıdır. İşte bunun için Kant akılda bulunan ahlak yasasına gidişin zorunlu olduğunu düşünür.

Bir diğer önemli olan nokta ise bu kavramın metafiziğin diğer önemli iki kavramı olan ruh ve Tanrı kavramlarına olumlu anlamda bir yer verecek olmasıdır. Özgürlük kavramı numenal alan içindeki işleyişin kapısını açtığından burada doğa alanında olduğu gibi sınırları olan bir yapıdan bahsetmek gerekmez. Dolayısıyla Tanrı ve ruh gibi kavramlar aşkın olarak nitelendirilebilecek bir duruma sıkıştırılmazlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*