Felsefe hakkında her şey…

Atatürk devrimleri ve Türk ulusçuluğu

03.01.2023
414

Çağdaş dünyanın ortaya çıkardığı gelişmelerden birisi milliyetçiliktir. Fransız Devriminden sonra siyasal bir akım haline gelen milliyetçilik Osmanlı imparatorluğunun milletler üzerindeki egemenliğini sarsmış ve imparatorluğun yıkılmasına yol açmıştır. Dolayısıyla milliyetçilik Türkleri doğrudan etkileyen bir siyasal güçtür. En sonunda Türkler emperyalist devletlere karşı büyük bir millî mücadele vererek, sonunda kendi millî devletlerini kurma imkânı bulmuşlardır. Millî devlet çağdaşlaşmanın toplumların gelişmesine bir fırsat olarak getirmiş olduğu önemli bir kurumdur. Türk millî devleti ikiyüzlü Batı uygarlığı karşısında emperyalist Batı’ya rağmen Batılılaşmamayı başaran ama diğer taraftan çağdaşlaşmaya devam eden bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Bu önemli bir başarıdır. Osmanlı’nın kalıplaşmış kurumları içinde başarılamayan yenileşme ancak bu yapısal değişikle gerçekleşebilecektir. Niyazi Berkes bu değişimi çağdaşlaşma yolunda önemli bir merhale olarak görür.

Batı karşısında geri kalmışlığımızın çözüm yollarını yine Batı’nın geliştirmiş olduğu çağdaşlaşma başarısıyla aşabileceğimizi düşünen Berkes, Cumhuriyet devrimleriyle bu imkânı yakaladığımızı düşünür. Buna bağlı olarak Türk ulusçuluğu olarak adlandırdığı milliyetçilik kavramını hem çağdaşlaşmanın kendisine, hem de Batı karşısındaki farklılığımıza bağlar. Ulusçuluk Batı’da ortaya çıkan bir olgu olmasına karşın Berkes, Türk ulusçuluğunu, kendine özgü yönlerine ve Batı toplumlarının uygarlık alanına girmeye çalışan toplumların özelliklerine vurgu yaparak açıklamaya çalışır. Türk ulusçuluğunun temel nitelikleri ona göre, “Batı ve Biz” sorunsalına dayalı olarak biçimlenmektedir. (Azman, 2008: 44).

Millî Kurtuluş Savaşı Türklerin hem çağdaşlaşmasında, hem de milliyetçi olmasında önemli bir dönüm noktasıdır. Kurtuluş Savaşı ile Türkler millet bilincini kazanmışlardır. Atatürk devrimleri bu ortamın tamamlayıcısı durumundadır. Toplumlarda geri kalmaya sebep olan kalıplaşmış ve çürümüş yapılar gelişme için önemli engellerdir. Bunu laiklik, sekülerlik ve çağdaşlık tartışmalarında gördük. Batılı toplumlar da bu sıkıntıları fazlasıyla yaşamışlardır. Teokrasinin ve feodalitenin yol açtığı skolâstik kalıplaşmadan ancak devrimlerle kurtulmuşlardır. Kurtuluş Savaşı Türkler için bu bakımdan bir devrim ortamı yaratmıştır. Osmanlı Devleti içinde ilerleme ve yenileşme için düşünülen fakat başarılı olunamayan birçok adım bu sayede atılmıştır. Gelenekleri güçlü bir İmparatorluk içinde dirençler kırılamamış ve çağdaşlaşma başarılı olamamıştır. Artık Cumhuriyetle birlikte eski toplumsal yapının dayanakları kalmamış, çağdaşlaşma için devrim niteliğinde adımlar atılabilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’nin gelişmesi için elzem olan yapısal değişiklikleri yapmış ve çağdaşlaşma bağlamında önemli bir gelişme meydana getirmiştir.

Çağın gereği olan ulus devletin kurulmasından sonra eski düzenin tamamen değiştirilmesi için bir dizi reformun kapısı açılmıştır. Bunların başlıcaları Atatürk ve Devrimler kitabında detaylı bir şekilde anlatılan, hukuk, eğitim, yazı, dil ve genel olarak yaşam ve kültür alanındaki değişmeler olmuştur. Bunlar yeni perspektif içinde Cumhuriyet devrimleri olarak tanımlanırlar. Bu devrimlerin gerçekleşmesinde Atatürk sıfatını kazanan Kurtuluş Savaşının önderi Mustafa Kemal Paşanın kararlı tutumu önemli rol oynamıştır. (Berkes, 2010: 521) Cumhuriyet döneminin en önemli özelliği, geleneksel İslam-Osmanlı temeli yerine ulus devlet egemenliğini ve bağımsızlık ilkesini benimsemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu özellikten dolayı Türkiye’nin çağdaşlaşmasında topluma önemli kazanımlar sunmuştur.

Milliyetçilik Berkes’te, Milli Kurtuluş Savaşı, Atatürk devrimleri ve çağdaşlaşma bağlamında anlam kazanır. Bu anlamın mimarı ise bizzat Atatürk’tür. Türk ulusçuluğu Atatürk’ün verdiği mücadelede şekillenmiştir ve Kemalizm adıyla da ifade edilebilir. Bu anlamda Kemalizm veya Türk ulusçuluğu geçmişin kalıplaşmış geleneklerine bağlı olmayan, geleceği dönüştürecek devrimci atılımların gücünü taşıyan ilerlemeci bir akımdır. Aksi taktirde çağdaşlaşma için ihtiyaç duyulan adımları atma imkanı olmaz. Bu arada Türk ulusçuluğu taklitçi bir Batıcılığa da karşıdır. Çünkü Osmanlı’da gözlemlenen hayranlık derecesindeki Batı taklitçiliği bu milletin gelişmesinde hiçbir katkı sağlamamıştır. Dolayısıyla Türk ulusçuluğu bağımsızlığa önem veren, ulus devlet modelinde millet egemenliğine dayanan, toplumun gelişmesi için gerekli radikal kararları devrim niteliğinde alabilen bir anlayıştır.

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  79-85, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...