Felsefe.Gen.TR

İfade özgürlüğünün sınırları

İfade özgürlüğünün sınırları

Demokratik toplumlar adına ifade özgürlüğünün asli değer olduğu genel kabul görmekle beraber, sınırsız bir ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir.

Geleneksel olarak, yalnızca barışçıl ifadelerin hukuken korunması, buna karşılık şiddeti tahrik ve teşvik eden düşünce açıklamalarının, korunmak şöyle dursun, cezai yaptırımlara bağlanmaları gerektiği üzerinde bir mutabakat vardır (Erdoğan, 2003:43).

Mill’in Hürriyet Üstüne eserinin ana temasını ve özgün katkısını zarar kavramı oluşturmaktadır. Geleneklerin ve kamuoyunun baskısına karşı bir protesto niteliğinde olan Hürriyet Üstüne eserinde işlediği zarar kavramı bireysel özgürlükler üzerindekine sınırlamalara ilişkin bir ilke olarak görülebileceği gibi, benzer şekilde, toplumsal otorite üzerinde bir sınırlandırma ilkesi olarak da okunabilir.

Mill, toplumun birey üzerindeki kısıtlamalarını ifade özgürlüğünden ziyade zarar ilkesi perspektifinden ele almaktadır. Bireysellik üzerindeki olumsuz etkisinin farkında olmakla beraber Mill, zarar ilkesinin haklar ve müeyyideler arasındaki sınırı tespit etmek adına kullanılmasını önermektedir (Fiss, 2003:179-86).

Her türlü kısıtlamayı sırf kısıtlama olması nedeniyle başlı başına kötü olarak gören Mill’e göre kendi bedeni ve ruhu üzerinde egemen olan birey, başkalarının menfaatlerini ihlâl etmemek şartıyla dokunulmaz bir özel alana sahiptir. Bu açıdan bakıldığında bireylerin eylemlerini yalnızca kendilerini ilgilendiren eylemler ile başkalarının menfaatlerini etkileyen eylemler olarak ikiye ayırmaktadır.

Onun bireysel özgürlük düşüncesinin temelini oluşturan müdahalesizlik anlayışında bireye dokunulmaz bir alan sağlanmakta ve kendine yönelik eylemler alanında müdahalesizlik en katı biçimde savunmaktadır. Buna göre birey, başkalarının menfaatini ilgilendirmediği ve diğer bireylere zarar vermediği sürece topluma karşı sorumlu değildir.

Bireyin sorumluluğu başkalarının menfaatini ihlâl ettiği noktada başlamaktadır. Başkalarına yönelik eylemler açısından birey özgürlüğünün sınırı başkalarına zarar verecek noktaya kadardır. Başkalarının menfaatlerini ihlâl eden bireyler hem menfaatleri ihlâl edilen bireylere hem de topluma karşı sorumludur.

Ona göre bu sorumluluğun haklılaştırılması mümkündür, çünkü böyle bir eylem artık özgürlüğün konusu olmaktan çıkmıştır. Özgürlükler üzerinde kullanılabilecek ve bireyin eylemlerine müdahalede bulunulmasına cevaz verecek yegâne meşru neden zararın engellenmesidir.

Kendisine yönelik ve başkalarına yönelik eylemler açısından bakıldığında ifadenin başkalarına yönelik eylemler kategorisinde değerlendirildiği görülmektedir.

Ancak Mill için ifade her türlü dış kontrolden azade bir başkasına yönelik eylem türü olarak ele alınmaktadır. Çünkü ifade özgürlüğünün değeri başkalarını etkilemesinde yatmaktadır.

İlgili konu: İfade özgürlüğü, ne kadar özgürlüktür?

Düşünce özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün pratikte birbirinden ayrılamayacağını düşünen Mill, başkalarının çıkarlarını etkilemeyen ifadelerin hoşgörülmesi ve özgürlük kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünmektedir.

Hiç kimsenin kendisini incitebilecek ifadelere karşı koruma talep edemeyeceği ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin temel prensibini oluşturmaktadır (Barry, 2002:8).

Bu temel prensibin istisnası tartışma özgürlüğünün konusu olmayacak ve bireyselliğe saldırı olarak nitelendirilebilecek şekilde tartışma adabına uymayan, tahrik ve tahkir içeren fena ve ahlâksız ifadelerdir (Başdemir, 2003:127).

Genel olarak faydacı felsefenin bir temsilcisi olarak görülen Mill, bireysel faydanın toplumsal faydaya bağlı olduğunu düşünmekte ve bu nedenle de ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin düşüncelerinde toplumsal faydayı gözeten bir tutum sergilemektedir.

Düşüncelerinin temeline müdahalesizlik anlayışını yerleştirmiş olmasına rağmen toplum adına zararlı olan ifade açıklamalarının sınırlandırılması gerektiğini düşünmektedir.

Bu açıdan bakıldığında Mill’in ifade özgülüğü anlayışı, toplumun sosyal yapıyı düzenleyen ahlâki otoriteye sahip olduğuna dair temel ilkesi çerçevesinde anlamlı hale gelir. Böyle olmakla beraber sosyal düzenlemelerin yasak alanını genişletme yönünde hareket etmemesi gerekir (Riley, 2005:176-7).

Düşünceye tanınan özgürlüğün aynı derecede eyleme de tanınması mümkün değildir. Buna bağlı olarak da ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceği durumların varlığını kabul eden Mill, düşüncelerin ifade edildiği şartlara göre yasaklanmalarının mümkün olabileceğini kabul etmektedir.

Örneğin “gıda tüccarları, fakirleri açlıktan öldürüyorlar” veya “özel mülkiyet bir soygunculuktur” gibi düşünceler, basın yayında dile getirildikleri müddetçe dokunulmamalıdır. Ancak bu düşünceler, bir gıda tüccarının evinin önünde ve galeyana gelmiş kalabalıklar karşısında yüksek sesle dile getirilir veya aynı kalabalık içinde pankartlar açılarak ifade edilirse, suça teşvik etmeleri dikkate alınarak cezalandırılmaları kaçınılmaz hale gelebilir (Mill, 2012:107-8).

Çünkü ifade edildikleri şartlar ve zaman dikkate alındığında başkalarının menfaatlerini ihlal etmeye dönük fikirlerin dokunulmazlıklarını kaybedeceğini ifade etmektedir. Bu noktada başkalarını etkilemek ile onla zarar vermek arasında yaptığı ayırıma dikkat çekmek gerekir. Başkalarına gelebilecek zararın önlenmesi adına ifade özgürlüğünün sınırlandırılması normal karşılanmalıdır.

Ancak Mill de ifade özgürlüğünün hangi durumlarda sınırlandırılabileceğine dair varsayılan sınırların yerleştirileceği yeri tespit etmenin imkânsız olduğunun farkındadır. Her şeye rağmen gerekçe gösterme ve karşısındakini inandırma külfetini ifade özgürlüğünü sınırlandırmaya çalışanların omuzlarına yüklemektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 15/3 (2013) 115-128; “Felsefeye Giriş” Nigel Warburton

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...