Feodalizmin (Feodalitenin) Ekonomik Yapısı

Feodalizm, kapitalizm öncesinde soylu toprak sahiplerinin egemenliğine dayanan bir toplum düzenidir. Feodal toplum asırlarca devam etmiş olan köleci toplumun son bulmasıyla doğar. Bu toplum esas itibariyle bir tarım toplumudur ve tarımda serf emeği köle emeğinin yerin alır.

Feodal toplumun üretim ilişkilerinin temeli, feodal beyin toprak üzerindeki mülkiyet hakkı ile dolaysız üretici olan serf üzerindeki sınırlı mülkiyet hakkı altında yatar. Serf, köle ile özgür insanının ortasında yer alır. Serfler üretim aracı olan toprağa malik değildir; ancak toprağı işlemekte kullandığı araçlar kendisinindir. Serfler, ektiği topraktan bir yandan kendi geçimini sağlarken diğer yandan bu topraktan feodal bey için çalışır. Bu anlamda serfler geçimini sağladığı küçük toprak parçasının kendisinin olması anlamında toprağın malikidir.

Feodal üretim tarzının temeli; egemen feodal beyler sınıfının arazi ve toprak mülkiyeti ile feodal beylere kişisel olarak bağımlı ve toprağa bağlı olan dolaysız üreticilerin, köylülerin sömürülmesidir. Feodal toprak mülkiyeti, toprağın feodal beye ait olmasıyla tanımların. Çeşitli doğu ülkelerinde, özellikle erken feodalizmde, feodal devlet de toprak sahibiydi. Feodal beyin arazilerinde yalnızca sayısız irili ufaklı köy değil, aynı zamanda birçok şehir de bulunmuştur. Bu nedenle feodal beylerin sömürüsüne yalnızca köylüler değil, şehirli zanaatkarlar da uğraşmıştır. Feodal mülkiyet, feodal beyin belli toprak parçası üzerindeki, orada oturan insanlar üzerindeki egemenliği de kapsayan sınırsız egemenliğini demektir. Toprak mülkiyeti ilişkileri kişisel bağımlılık ilişkilerine ayrılmaz bir şekilde bağlı olmuştur. Kişisel bağımlılık ilişkileri feodalizmin tüm toplumsal ve ekonomik düzenine işlemiştir.

Feodalizmde toprak baslıca üretim aracıdır ve toprak mülkiyeti ilişkileri feodal üretim tarzının tayin edici ilişkileridir. Feodal toprak mülkiyetinin ekonomik olarak gerçekleşmesi, her durumda ekonomi nesnesi olarak ellerinde toprak bulunması gereken köylülerin dolaysız üretim sürecini kabul etmelerini gerektirir.

Feodal toplumda yürütülen temel üretim biçimleri angarya ekonomisi ve faiz ekonomisidir. Bu iki üretim biçiminde ortak olan özellikler şunlardır:

  • Serf, feodal beye kişisel olarak bağımlıdır,
  • Feodal bey, islenen tüm toprağın sahibidir,
  • Serfin üzerinde bireysel kullanımı için üretim yaptığı bir toprak parçası vardır,
  • Bütün tarımsal üretim serflerin emeği ve canlı-cansız is aletleriyle yürütülür,
  • Ekonomi dışı zor kullanılmasıyla köylüleri artı emek harcar ve toprak sahibi için artı ürün yaratır.

Faiz ekonomisinde bütün topraklar köylülere dağıtılmıştır. Toplam tarımsal ürün çalışan faiz köylüsü tarafından yaratılırdı. Köylüler üretilen ürünün bir bölümünü faiz olarak feodal beye verirler, diğer bölümüyle de iş güçlerini yeniden üretip ailelerini besledikleri gibi canlı cansız üretim araçlarının yeniden üretimini de sağlarlardı. Faiz ekonomisinde köylü, tüm emeği, yani gerekli ve artı emeği kendi ekonomisinde harcardı.

Feodal ekonominin en önemli özelliklerinden biri, üretimin doğal karakteridir. Feodal beyin ve köylülerin bireysel tüketimi kadar üretici tüketimleri de hemen hemen feodal mülk içerisinde üretilenlere dayanıyordu. Köylü, gerekli ürünlerin hemen hemen hepsini ailesiyle birlikte kendi ekonomisinde üretirdi. Buna çoğu kez el sanatları aletleri de dahildir. Çünkü; tarım çoğu zaman yandan para ranta geçilmesiyle birlikte artı ürünün bir bölümünü ya da hepsinin paraya dönüşmesine rağmen, köylü ekonomisinde üretilen toplam ürünün önemli bir bölümünü teşkil eden gerekli ürün, genel olarak mal biçimini olmadı.

Üretici güçlerin gelişmesi ve toplumsal iş bölümünün derinleşmesiyle birlikte mal üretimi ve mal dolasımı da belli sınırlar içerisinde gelişti. Fakat mal üretimi feodalizmin doğal ekonomisinde sadece ikincil bir rol oynadı. Mal üretimi feodal üretimin hizmetindeydi ve özellikle erken feodalizmde yardımcı bir fonksiyona sahipti.

Kaynak: Cahit AYDEMİR , Sema Yilmaz GENÇ , (2011), Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10 , Sayı 36 , Oca 2011 , 226 – 241

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*