Felsefe hakkında her şey…

Bileşimsellik ilkesi nedir?

15.10.2022
618

İlk olarak Gottlob Frege tarafından dile getirilen bir dilsel ilke olan bileşimsellik ilkesi, günümüz dil felsefecilerinin çok büyük çoğunluğu tarafından benimsenmeye devam ediliyor. “Bileşimsellik İlkesi” (Principle of Compositionality) hem anlam hem de gönderme için farklı biçimlerde tanımlanabilecek bir dil felsefesi kavramıdır. Bu farklı tanımları şu başlıklar altında yapmak mümkündür:

ANLAM ZEMİNLİ BİLEŞİMSELLİK İLKESİ

Bileşik bir terimin anlamı, o terimin parçalarının anlamlarının bir fonksiyonudur. Burada “bileşik terim” derken kendisi basit olmayan, ancak basit parçaların bir araya gelmesiyle oluşmuş karmaşık bir dilsel terimi kastediyoruz.

Bu tür bileşik terime en iyi örnek bir tümcedir. Örneğin “dünya yuvarlaktır” tümcesi bileşik bir terimdir. Bunun nedeni tümceyi özne ve yüklem olarak parçalarına ayırabiliriz. İşte bu ilke tümce gibi bileşik bir terimin anlamının parçalarının anlamlarının bir araya gelmesiyle oluştuğunu söylüyor. Yani “dünya” sözcüğünün anlamı ile, “yuvarlaktır” sözcüğünün anlamı bir araya gelerek, “dünya yuvarlaktır” tümcesinin anlamını oluşturuyor. Bileşimsellik ilkesine göre eğer aynı tümce içinde “dünya” sözcüğü yerine onunla eşanlamlı olan bir başka sözcük koyarsak, tümcenin anlamı da değişmez. Diyelim ki “arz” sözcüğü “dünya” sözcüğü ile Türkçe dilinde eş anlamlılar. Bu durumda “arz yuvarlaktır” tümcesi “dünya yuvarlaktır” tümcesiyle aynı anlama gelir. İşte bu ilke iki eşanlamlı terimin bu şekilde yer değiştirmesi durumunda tümce anlamının aynı kalacağı sonucunu doğurur. Ancak aynı ilkeyi terimlerin anlamları yerine göndergelerine uyguladığımızda karşımıza önemli bir problem çıktığını görürüz.

GÖNDERME ZEMİNLİ BİLEŞİMSELLİK İLKESİ

Bileşik bir terimin göndergesi, o terimin parçalarının göndergelerinin bir fonksiyonudur. Yine aynı örnek üzerinden bu ilkeyi açıklayalım.

Dünya yuvarlaktır”, tümcesi daha önce de söylediğimiz gibi Frege’nin kuramında bir doğruluk değerine gönderme yapar. Bu gönderge, tümce doğruysa Doğru nesnesine, tümce yanlışsa da Yanlış nesnesinedir. Eğer dünya gerçekten yuvarlak ise tümcemiz Doğru’ya gönderme yapar. İşte bu ilkeye göre tümcemizin göndergesini belirleyen an az iki şey vardır: tümcenin öznesi olan “dünya” teriminin göndergesi (ki bu dünya nesnesidir), ve tümcenin yüklemi olan “yuvarlaktır” teriminin göndergesi (ki bu yuvarlaklık kavramıdır). Bu iki göndergeyi sabit bıraktığımızda tümcenin göndergesi de değişmez. Yani özne konumundaki “dünya” teriminin yerine o terimle eş göndergeli olan bir başka terim koyduğumuzda elde edeceğimiz yeni tümcenin de göndergesi aynı kalacaktır; yani ilk tümcemiz doğru olduğuna göre, yeni tümcemiz de dğru olacaktır.

Kısaca buradan şu yeni dilsel ilkeyi türetebiliriz: Doğru bir tümcenin içinde geçen bir terimin yerine, o terimle eş göndergeli olan başka bir terim koyduğumuzda yeni elde edeceğimiz tümce de doğru olur. Örneğin “dünya” terimi ile “güneşe en yakın üçüncü gezegen” terimleri eş  göndergelidir. Bu durumda “dünya yuvarlaktır” tümcesinin öznesi olan “dünya” terimi yerine “güneşe en yakın üçüncü gezegen” terimini koyalım. Yeni tümcemiz şöyle olacak: “güneşe en yakın üçüncü gezegen yuvarlaktır”. İlk tümcemiz doğru olduğuna göre bu tümce de doğru olmak zorunda bu ilkeye göre. Gerçekten de durum böyle olduğuna göre ilkemiz istenen sonucu verir. Ancak aynı ilkeyi başka türde bazı tümcelere uyguladığımızda karşımıza bir problem çıkar. Bu problemi dilimize dair teknik bir problem olarak düşünmemeliyiz. Göreceğimiz üzere dilimizin doğasının anlaşılması açısından bu problem büyük önem taşır.

Bunu görmek için bir örnek ele alalım. Diyelim ki şu tümce Ayşe’nin düşünce dünyasına dair doğru bir şeyi dile getiriyor:

1. Ayşe doğal olarak sıvı su bulunan tek gezegenin dünya olduğuna inanıyor.

Bu tümce Ayşe ile bir düşünce arasında bir ilişki kurar. Ayşe’nin inandığı düşünceyi şu şekilde dile getirebiliriz:

2. Doğal olarak sıvı su bulunan tek gezegen dünyadır.

Şimdi (2)’de geçen “dünya” terimi yerine onunla eş göndergeli olan “güneşe en yakın üçüncü gezegen” terimini koyalım:

3. Doğal olarak sıvı su bulunan tek gezegen güneşe en yakın üçüncü gezegendir.

Eğer (2) doğru bir iddiada bulunuyorsa (3) de doğru olmak zorundadır ve eğer (2) yanlış bir iddiada bulunuyorsa (yani doğal olarak sıvı su bulunan dünyadan başka bir gezegen varsa) (3) de yanlış olmak zorundadır. Yani (2) ve (3) sayılı tümcelerimiz aynı doğruluk değerine sahipler. Şimdi (1) sayılı tümcemizde “dünya” yerine onunla eş göndergeli olan “güneşe en yakın üçüncü gezegen” terimini koyalım:

4. Ayşe doğal olarak sıvı su bulunan tek gezegenin güneşe en yakın üçüncü gezegen olduğuna inanıyor.

Bu doğru bir düşünce ifade etmek zorunda mı? Diyelim ki Ayşe güneşe en yakın üçüncü gezegenin dünya olduğunu bilmiyor ve bu gezgenin dünya değil de Venüs olduğunu sanıyor. Dahası Ayşe Venüs gezegeninde doğal olarak sıvı su bulunmadığına da inanıyor. Bu durumda Ayşe’ye şu soruyu sorduğumuzu düşünün:

“Ayşe, sence güneşe en yakın üçüncü gezgende doğal olarak sıvı su var mı?”

Tabii ki Ayşe güneşe en yakın üçüncü gezgenin Venüs olduğunu sandığı için ve Venüs’te su olmadığına da inandığı için bu soruya “Hayır yoktur!” diyecektir. Daha da açık bir şekilde şimdi Ayşe’ye şu soruyu sorduğumuzu düşünelim:

“Ayşe doğal olarak sıvı su bulunan tek gezegenin güneşe en yakın üçüncü gezegen olduğuna inanıyor musun?”

Doğal olarak Ayşe “Hayır inanmıyorum” diye yanıt verecektir. Bu durumda (4) sayılı tümcemiz Ayşe’nin düşüncelerine dair doğru bir şey söylemiyor. Karşımıza çıkan problem şu: (1) sayılı tümce doğru bir şey söylerken, (4) doğru bir şey söylemiyor. Halbuki bu iki tümce arasındaki tek fark birinde “dünya” terimi geçerken, diğerinde onunla eş göndergeli olan “güneşe en yakın üçüncü gezegen” terimi geçiyor. Bunun sonucunda da Gönderme için Bileşimsellik İlkesi’yle çelişen bir durum ortaya çıkmış gibi görünüyor.

Frege bu soruna çözümde Gönderme için Bileşimsellik İlkesi’ni reddetme yolunu izlemez. Ona göre bu ilke her durumda doğru olmak zorundadır. Bundan dolayı karşımıza çıkan bu durumun gerçekte bu ilkeyle çelişmediğini göstermeye çalışır. Bu sayede dil felsefesinde daha önce hiç tartışılmamış yepyeni bir görüş ortaya çıkar.

Şimdi Frege’nin bu probleme yönelik çözümüne bakalım.

(1) sayılı tümce dünya hakkında bir şey söylerken, (4) sayılı tümce doğrudan dünya hakkında bir şey söylemez. Bu aradaki fark Frege açısından çok önemlidir. (4) sayılı tümce Ayşe’nin dünya hakkındaki bir inancı hakkında bir şeyi dile getirir. Bu sayede bizler dil kullanımıyla hem kendimizin hem de başkalarının düşünceleri, inançları, bilgileri hakkında konuşabiliyoruz. İşte içinde inanma, bilme gibi zihinsel süreçlere gönderme yapan türde bu tür tümcelerin çözümlemeleri diğerlerinden çok farklıdır Frege’ye göre. Bu tür tümcelerde bir düşünceye gönderme yapılır. İşte bu tür düşüncelere gönderme yapan terimlerin semantik işlevleri de farklıdır Frege’ye göre. Örneğimize dönelim:

Normalde “dünya” sözcüğünü dünya hakkında bir şey söylemek için kullanırız. Ancak (1) sayılı tümcede geçen “dünya” sözcüğü dünya hakkında bir şey söylemek için kullanılmıyor Frege’ye göre. Bu sözcüğü o tümce içinde kullandığımızda amacımız dünyadan bahsetmek değil, Ayşe’nin düşüncesinden bahsetmektir. Bundan dolayı burada geçen “dünya” sözcüğü ile dünyaya değil, bu sözcüğün anlamına gönderme yaparız. Normalde bir terim göndergesine gönderme yapar. Ancak insanların düşüncelerinden bahsederken kullandığımız terimler, göndergelerine değil anlamlarına gönderme yapar Frege’ye göre. Bu sayede (1) sayılı tümce doğru iken (4) sayılı tümce nasıl oluyor da yanlış oluyor açıklayabiliriz.

(1) sayılı tümcede geçen “dünya” sözcüğü bu sözcüğün anlamına gönderme yaparken, (4) sayılı tümcede geçen “güneşe en yakın üçüncü gezegen” terimi ise bu terimin anlamına gönderme yapar. Kısacası bu iki terim eş göndergeli değildir bu bağlamda. Terimlerin anlamları bir araya gelerek düşünce oluşturduğunu anımsayın. İşte anlamlara gönderme yapmak sayesinde düşüncelerden bahsetmek de olanaklı hale gelir. Dahası düşünceler üzerine düşünmek de olanaklı olur.

Kaynak: Dil Felsefesi, s. 47-49 T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2649 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1615

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...