Değişmeyen “Ben” nedir, ne demektir?

Herbart’a göre dış nesneler yoksa duyumlar da yoktur.

Bu nedenle, görünüşte var olan, nesnenin duyulara yansıyan etkisidir. Görünüş sayısınca varlığın bulunduğu açıktır. Her tikel durum bir tikel varlığı gösterir. Bu da her varlığın kendisine göre, bir konumu olmasından kaynaklanır. Bu varlık türleri arasındaki ilişkiler, onların birbiriyle karşılaştırılmasından doğar. Deney insana bir oluşun, bir değişmenin varlığını bildirmektedir, bilimin görevi de bu varlığı açıklamak, onun yasalarını bulmaktır. Bunu sağlayabilmek için kişideki Ben kavramının da açıklığa kavuşması gerekir.

Herbart, kişi Ben’inde bir tek yetinin bulunduğu görüşünü savunur ve özne ile nesne arasındaki çelişkinin böyle kalkacağını ileri sürer. Ona göre nesneye karşıt gibi görünen yalnız düşüncedir. Nesnenin doğasına göre değişen düşünce Ben’i olduğu gibi korur, onun değişmesini önler. Algılarda ortaya çıkan değişikliklerin kaynağı bu değişmeyen Ben’dir. Bu nedenle bilinç de, bu değişmeyen Ben’in öteki gerçek varlıklarda sürdürdüğü ilişkiler toplamıdır. Onun gerçek kaynağı da düşüncedir. Ben kavramı, bu özelliğinden ötürü, felsefenin temeli olamaz.

Değişme sorununu çözmeye çalışan Herbart yeni bir düşünce ileri sürer. Ona göre biri iç nedenle, öteki dış nedenle, sonuncusu da nedensiz olmak üzere üç türlü değişme vardır. İç neden özgürlüğü, dış neden belirsizliği, nedensizlik de saklığı doğurur. Ancak bunların kesin çözümü olmadığı gibi mantık bakımından da birtakım güçlükleri vardır. Daha açığı, gerçek bir değişme söz konusu değildir, yoktur. Herbart’a göre deney bir oluşun, bir değişmenin varlığını gösterir, ancak bunun temelinde yatan gerçekleri kavramaya yetmez. Bu gerçekler yalınç ve değişmez varlıklardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*