Felsefe hakkında her şey…

Baykan Sezer’in sosyolojik yöntem anlayışı

09.01.2023
472

Sosyoloji felsefeden en son ayrılan bilimsel disiplin olduğu için genç bir bilim dalıdır. Bundan dolayı ki yeniliğini ve farklılığını kullandığı yöntemlere ortaya koyma çabasına girmiştir. Nitekim Sezer (1993:9)’in belirttiği gibi sosyolojinin sahip olduğu iki özelliği bu çabasında etkili olmuştur. Birinci özellik, yeni bilim olmasıyla değişen bilim anlayışına büyük katkıları olmuştur. İkinci özellik ise sosyolojinin kendi üstüne soru sorabilen ve bu soruları sürekli yenileyen yani refleksif bir bilim olmasıdır. Sosyolojide yöntem tartışmalarının diğer bilimlerde görülmeyecek boyutlara ulaşmasının nedeni, bu yenilik ve farklılık arayışıdır. Zira sosyolojinin ilk kurulduğu yıllarda yükselen pozitivist düşüncenin etkisiyle sosyolojinin bir doğa bilimi (matematik, fizik, kimya gibi) olduğu ve doğa bilimlerinin kullandığı yöntemleri kullanması gerektiği ve bunun karşısında ise sosyolojinin kendi yöntem ve tekniklerini oluşturması yönündeki karşıt görüşler, sosyolojide yöntem tartışmalarını en üst seviyeye taşımıştır.

Sosyoloji diğer bilimlerin aksine bulgularının aktarılmasından önce kendi geçerliliğini, kullandığı yöntemlerin geçerliliğini ve bu yöntemlerin bilimselliğini savunmaya yönelmiş özel bir bilim dalıdır. Başka bir tabirle sosyolojide yöntem tartışmalarında sorun, sosyoloji yöntemleri olmaktan ziyade sosyolojinin kendi geçerliliğidir. Sosyolojide yöntem tartışmaları her şeyden önce kendi varlığını doğrulayabilmek amacıyla sürdürülmektedir. Sosyolojide yöntem tartışmalarının hiçbir bilimde görülmeyen boyutlara ulaşmasının nedeni budur (Sezer, 1993:17).

Bu nedenle sosyoloji doğuşundan bugüne kadar kendi üzerine soru sormaktan geri kalmamıştır. Sosyolojinin kendi üzerine tartışmayı böylesine uzun sürdürmesi yalnızca henüz arayış içinde olması ve kendisini bulamaması sonucu değildir. Soru sormayı sürdürmektedir; çünkü kendisini kanıtlamaktan öte her soru soruş biçimiyle birlikte konuyu ele alış biçimi ve buna bağlı olarak da ulaştığı sonuçlar değişmektedir. Bu yüzden her yeni sosyoloji akımı ile hatta her yeni sosyolog ile bu sorular yinelenmektedir.

Görüldüğü gibi sosyolojide yöntem, bir yerde sosyolojinin kendisiyle eş anlama gelmeye başlamıştır. Yöntemle ilgili olarak diğer bir tartışma konusu ise sosyolojinin yansızlığı sorunudur. Bilimin zorunlu olarak objektif olması gerektiği yönündeki yaygın kanı sosyolojinin de bir bilim sayılabilmek için tarafsız olması gerektiği inancını doğurmuştur. Sezer’e göre sosyolojide ne araştırmacı ne de araştırma konusu kullanılan yöntemden bağımsız değildir. Sosyolojideki araştırmacı, araştırma konusu ve araştırma yöntemi arasındaki bağımlılık sosyolojide tarafsızlık konusunun bilim olabilmek adına göz ardı edilmesine yol açmıştır (Sezer, 1985:28).

Sonuçta sosyoloji, diğer bilimlerin aksine bulgularının aktarılmasından önce kendi geçerliliğini ve kullandığı yöntemlerin geçerliliğini ve bu yöntemlerin bilimselliğini savunmaya yönelmiş özel bir bilim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle de sosyoloji öğretisi öncelikle kendisinin incelenmesine eğilmiştir (Sezer, 1993:16). Sezer, (1993:17)’e göre sosyolojinin yöntem konusundaki tüm bu sorunları sosyolojinin yoksullaşması olarak değil, ancak böylece bir bilim kimliğine kavuşabilecektir şeklinde yorumlanmalıdır. Görüldüğü üzere sosyolojide tam anlamıyla bir objektifliğin olamayacağını belirten Sezer’e göre; sosyolojide yöntem ele alınan olayların özellikleri ve bu özelliklerin gereklilikleri üzerine belirlenmemektedir. Yöntem sorunu öncelikle bizlerin olaylara bakış açısına bağlıdır. Yani sosyolojide yöntem her şeyden önce araştırmalarımızdan önce bildiklerimize bağlı kalmaktadır (Sezer, 1985:28).

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  157-161, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...