Felsefe hakkında her şey…

Baykan Sezer

Baykan Sezer

Baykan Sezer, Türk sosyolojisinin ve Türk toplumunun konuları ve sorunları üzerine görüşleri ve çözüm önerileri bulunan bir Türk sosyoloğudur.

Türk sosyolojisi için ayrı bir kişilik ve kimlik öneren Baykan Sezer, 1980 sonrası yeniden tavır belirleyen Türk sosyolojisi açısından önemli bir kilometre taşıdır. Sezer’e göre Türk sosyolojisi için ayrı bir kişilik ve kimlikten söz etmek duygusal ya da biçimsel bir sorun değil, aksine son derece zahmetli ve çaba isteyen bir süreçtir. Ancak, unutulmaması gereken Türk sosyolojisini ve Türk toplumunu diğer toplum ve sosyolojilerden soyutlamak gibi bir endişenin asla olmamasıdır.

Sosyoloji ve tarih ilişkisine önemle vurgu yapan ve bunu tüm çalışmalarında ortaya koyan Sezer, konuları tarihî boyutlarında ele alınmasının altını önemle çizmektedir. 19. yüzyılda Batı dünyasında görülen sosyal sorunlarla birlikte, doğa ve diğer toplumlar üzerinde egemenlik kurmuş Batı toplumları kendi toplumlarını yönlendirme ve istenilen şekli vermek için sosyolojiyi bir araç olarak görmüşlerdir. Sosyolojinin ortaya çıkışını Batı dünya egemenliği temelinde ele alan Baykan Sezer, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı Türkiye Cumhuriyet’nin kuruluşu aşamasında genel Batıcılaşma akımı içinde sosyolojinin Türkiye’ye ithal edildiğini belirtmektedir.

Sezer’e göre sosyoloji tarih ürünüdür. Tarihin kaynağı ise toplumlar arası çatışmalar ve çelişkilerdir. Bu anlamda; tarihî bütünlük olmadan başka bir ifadeyle Doğu-Batı çatışma ve çelişkilerini dikkate almadan sergilenen yaklaşımlar tek boyutludur.

Sezer, son tahlilde Türk sosyolojisinin önünde üç yol bulunduğunu belirtir. Bunlar:

  • Batı’nın getirdiği tüm açıklamaları evrensel kabul ederek Türk gerçeğini buna göre açıklamak
  • Batı sosyolojisinin yalnızca kuram ve yöntemini evrensel olarak kabul etmek
  • Türk toplumunun kendine özgü sorunları vardır ve bu sorunları yine kendine özgü kuram ve yöntemlerle çözme yoluna gitmektir. Bu seçenekler aynı zamanda Sezer’in sosyolojik görüşlerinin analizinde takip edilebilecek yol hakkında bilgi vermektedir.

Sosyolojinin konusunun toplum olduğunu belirten Sezer, (1985:3)’e göre; toplumlar ve toplumlara bağlı toplum genel çıkarları kendiliğinden oluşmuş varlıklar ve değerler değildir, böylece birbirinden farklı ve çıkarları birbirleriyle çatışır toplumlarla karşılaşmaktayız. Dolayısıyla sosyoloji, toplum sorunlarını açıklama ve çözümleme girişim ve deneylerinin bir toplam ve ürünüdür. Bu durumda, Sezer’e göre yapmamız gereken ilk şey genel olarak toplum tanımı yapmak sonrasında ise Türk toplumunun nasıl tanımlanabileceğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda Türk Sosyolojisi’nin ilk konusunu kendisine büyük ölçüde kaynaklık eden Batı sosyolojisinin anlamak ve açıklamak oluşturmaktadır. Bu noktada Batı sosyolojisinin Doğu toplumlarını tanımladığı şekli ile değil, kendi özellikleri içinde diğer toplumlarla ilişkilerini dikkate alarak yapılan tanım amaca uygun tanımdır.

Nitekim Sezer, sosyolojinin bütün araştırmalarında kullanmak zorunda olduğu başvuru kavramının toplum olduğunu belirtmektedir. Bu noktada Türk sosyolojisine düşen ilk görev Türk toplumunu tanımlamak, bu tanımlamaya bağlı olarak sorunları saptamak ve sorunlarla ilgili çözüm önerilerini sunmaktır. Baykan Sezer’e göre toplum tanımımızı yaptıktan sonra günümüz Türk toplumuyla ilgili çoğu soruna da kaynaklık eden ana sorunları belirlememiz gerekmektedir.

İLGİLİ KONULAR:

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  157-161, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...