Felsefe hakkında her şey…

Pesketaryenler haklı mı? Balık yemek, et yemekten daha mı etiktir?

05.05.2024
63
Pesketaryenler haklı mı? Balık yemek, et yemekten daha mı etiktir?

Sebzeli burgerleri, yapay pastırmaları ve yulaftan yapılan peynirleri unutun. En azından veganlar için, et ve süt ürünlerine alternatif bitki bazlı gıdalar çoktan yaygınlaştı. Balık tadı ve dokusunu taklit eden bitkilerden yapılan yiyecekler veya kök hücrelerden yetiştirilen gerçek balık dokusu bir sonraki büyük yenilik olacak.

Sıklıkla birbirine karıştırılsa da gerçek balık yemeye karşı olan argümanlar kara hayvanlarıyla ilgili olanlardan oldukça farklıdır.

Felsefi etik, acı çekmeyi en aza indirme ve mümkün olduğunca çok türü koruma görevi gibi mutlak ilkelerden yola çıkarak meselelere yaklaşanlar ile doğru ve yanlış kavramlarını bir kenara bırakıp bunun yerine çatışan çıkarları tartan faydacı hesaplamaları kullananlar arasında ikiye ayrılır ve geriye sadece en fazla sayıda kişinin mutluluğu ilkesi kalır.

Et ve süt ürünleri tüketme etiğine ilişkin tartışmalarda her iki tür argüman da yer almaktadır. Ancak, çiftlik hayvanlarının çıkarları olduğu ve acı çekebilecekleri ve tersine, çiftçiliğin insan toplumunun önemli bir parçası olduğu konusunda geniş bir mutabakat vardır. Pisagor ve Platon gibi eski düşünürler vejetaryen diyetlerin ahlaki üstünlüğünü savunurken Platon’un ideal devletinde sağlıklı bir diyet tahıllar, kuru meyveler ve fasulye, süt, bal ve balıktan oluşur.

Kutsal Kitap‘ta da vejetaryenliğe dair pek çok işaret bulunmaktadır. Cennet Bahçesi’ndeki hayvanlar sevimli dostlar olarak sunulur ve öldürülmeleri ancak Havva, Tanrı’ya karşı gelip yasak meyveyi yedikten sonra gerçekleşir. Bu durum dördüncü yüzyılda yaşamış olan Konstantinopolis Başpiskoposu John Chrysostom’u “etin kesilmesine ve parçalanmasına” ve “ağır kokusuna” karşı çıkmaya yöneltmiştir. Ancak balık söz konusu olduğunda Kutsal Kitap farklı bir yol izler. İsa beş arpa ekmeği ve iki balığı çoğaltarak 5.000 kişinin yiyebileceği bir öğün hâline getirmiştir.

İsa havarilerini mezbahalarda çalışan insanlardan seçseydi kesinlikle şaşırırdık, sadece Hıristiyanlığın temel metaforu olan “insan tutan balıkçılar” değil, aynı zamanda havarilerden en az dördünün balıkçı olduğu ve sardalya ve sazan yakalamak için tekneleriyle Celile Gölü’ne açıldıkları gerçeğini de seve seve kabul ediyoruz. Aynı şekilde, Kur’an inananlara etin helal olduğundan nasıl emin olacaklarına dair açıklamalar sunsa da bu kurallar balık için geçerli değildir.

En fazla kişi için en çok iyilik şiarı

Utilitarist argümanlar bu sorunun temelini oluşturmaktadır. Beslenme açısından balık hem insanlar için çok faydalıdır hem de yapay olarak taklit edilmesi zor bir besindir. Ete karşı temel utilitarist görüşler, örneğin et üretiminin ormanların yok edilmesine neden olarak ya da sera etkisini artırarak ekolojik dengeyi tehdit etmesi, aşırı avlanmanın iklime etkisi gibi nedenlere dayandırılabilirken balıkçılık için daha az ikna edici sav ileri sürmektedir.

Bunun nedeni, tamamen utilitarist terimlerle, “insan ve balık çıkarlarının örtüşmesi”dir. Balıkların kirlenmemiş sularda olgunluğa kadar yaşamalarına izin verilirse balıklar insanlar için daha faydalı olurlar ve balıkçılığın ekonomik değeri, insanların sulak alanları ve nehirleri korumak ve kıyı denizlerindeki kirliliği önlemek için çaba sarf etmelerinin ana nedenlerinden biridir.

Bazı filozoflar gezegenin kendisinin de kendi etik çıkarları olan canlı bir varlık olarak ele alınması gerektiğini savunmaktadır. Bu düşünce tarzı, insanların doğanın bir parçası olduğunu ve yaptığımız her şeyin bir yerlerde bir karşılığı bulunacağını kabul eder. Endüstriyel tarımın temel ürünleri olan mısır ve soyayı ele alalım. Bunlar dolaylı da olsa hayvan yaşamını da yok etmektedir. Hayvanlar hasat sırasında ve yaşam alanlarını tarım arazilerine dönüştürdüğümüz için ölüyorlar.

Seaspiracy adlı yeni bir Netflix belgeselinin yapımcılarının iddia ettiği gibi, günümüzde aşırı avlanan ve deniz yaşamını yok eden güçlü ve hatta suçlu gruplar olduğu doğrudur. Ancak insanlar balık avlamayı bırakırsa ne olur? Bu durum kara üzerinde ne kadar olumsuz bir etki yaratırdı ve balıkçılık yaşamın ve kültürün ne kadar önemli bir parçasıdır?

BM Gıda ve Tarım Örgütü‘ne göre gıda güvenliği sadece gıda üretimiyle ilgili olmayıp beslenme ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik erişimi de içermelidir. Dünya çapında 140 milyon insan geçimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak balıktan sağlıyor. Örneğin Avustralyalı araştırmacılar 2019 yılında konuyu ele aldıklarında, balıkçılığın faydalarının genellikle hafife alındığı sonucuna varmışlardır.

Balığın yerine bitki bazlı sihirbazlığı koymak, küçük kılçıklardan kaçınmaktan cıva izlerinden kurtulmaya kadar pek çok kişisel fayda sağlayabilir. Ancak etik açıdan bakıldığında, etten vazgeçmek balığa “hoşça kal” demekten oldukça farklıdır.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Martin Cohen’in “Pescatarians are right – why I say eating fish is more ethical than eating meat” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...