Adcılık (Nominalizm) Nedir?

Genel kavramları gerçek saymayıp birer addan ibaret bulan öğretidir. Nominalizme göre genel kavramlar (tümeller), birtakım seslerden başka bir şey değildirler ve bunlar insanların düşünce biçimlerine yakıştırdıkları birer addır, bunların hiçbir gerçeklikleri yoktur.

On dokuzuncu yüyılda Compregne papazı Roscelinus tarafından ortaya atılan bu düşünce, kiliseyi büyük bir ölçüde etkilemiştir. Çünkü bütün dinler temel kavramlar üzerine kuruludur ve bu düşünce böylece dini gerçek saymamaktadır. Bu yüzden Orta Çağ boyunca nominalizmi savunan kişiler ve buna karşın genel kavramlarının gerçek olduğunu savunan “gerçekçiler” arasında kavgalar, tartışmalar olmuştur.

Platoncu ve Aristotelesçi gerçekçiliğin bağnaz dinsel inançlarla bir arada düşünüldüğü Orta Çağda nominalizm dinsel sapkınlık olarak nitelendirildi. Ama dinsel sonuçlar bir yana, nominalizm, Platoncu gerçekçiliği düşünmenin ve genel terimler kullanarak konuşmanın ön gerçeği olduğu savını reddeder. Öte yandan Aristotelesçi gerçeklik kabul edilmiyor gibi görünse de Thomas Hobbes gibi ılımlı düşünürler tikeller arasında bazı benzerlikler olabileceğini ve bunları tanıtlamak için genel bir sözcüğün kullanılacağını yoksa konuşma ve düşünmenin olanaksız olduğunu ileri sürerler

Adcılık her ne kadar düşünmeyi ve konuşmayı zihinsel imgeler ya da dinsel terimler gibi simgelerle açıklıyorsa da düşüncenin simgelerin doğru kullanımının ötesinde kalan yanı adcılığı bir tür kavramcılığa yöneltir. Bu nedenle kavramcılık arasındaki fark açık seçik belli olmaz.

On birinci yüzyılın sonunda Compiegne papazı Roscelin’in ileri sürdüğü adcılık öğretisine göre genel kavramlar birtakım seslerden başka bir şey değildirler.

Bunlar insanların düşünce biçimlerine yakıştırdıkları birer addır ve bunların hiçbir gerçeklikleri yoktur. Gerçek olan bireysel olandır. Roscelin’in bu öğretisi kiliseyi temelinden sarsan bir düşünceydi, çünkü dinler tümeller üstüne kurulmuştu, başta Tanrı olmak üzere bütün dinsel kavramlar soyut ve tümeldi. Genel kavramların gerçek sayılmaması dinin de gerçek sayılamayacağı sonucunu zorunlu kılıyordu.

Yunan düşüncesinde de Stoacılar ve Epikurosçular adcıydılar. Kinik düşünür AntishenesPlaton’un gerçek saydığı ideler için “Atı pek iyi görüyorum; ama atlık’ı göremiyorum” demişti. Öğreti 14. yüzyıl skolastik Aristotelesçilerince yeniden ve daha güçlü canlandırılmış, dinle dünya işlerini ayıracak biçimde yorumlanmıştır. 18. yüzyıl duyumcuları da adcıdırlar. Duyumcu Condillac, “Tümeller addan başka bir şey olsalardı tümel olamazlardı” demektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*