Psikolojinin Bireylere, İnsanlara Yararları Nelerdir?

Psikoloji biliminin kavram ve süreçlerini bilen kişiler, kendi davranışları üzerinde daha düzenli gözlemler yapabilirler. Psikolojinin yöntemleri ve içeriği konusunda bilgisini geliştirmiş bir birey, kendi davranışına ön yargılar, kalıplaşmış gelenekler ve görenekler çerçevesinde değil, bilimsel bir yaklaşım içinde bakabilir. Örneğin, “Kızını dövmeyen dizini döver.” sözünü yeniden ve daha bilimsel biçimde gözden geçirir.

Psikoloji bilmeyen kişinin, toplumumuzda sık sık rastladığımız kalıplaşmış cevapların arkasına sığınarak çözümler aramaktan öte başka bir seçeneği yoktur. Bilimsel psikoloji açısından insan davranışına bakabilen kimse, daha bilimsel, gerçekliği denenmiş kavramlar aracılığı ile, insan sorunlarına yaklaşım tavrı geliştirir. Örneğin, küçüklüğümden beri sık sık duyduğum bir söz, bireyin tatlı ve yağlı yemesiyle ilgilidir:

“Ye tatlıyı içme suyu, yanarsa yansın; ye yağlıyı iç suyu, donarsa donsun!”

Benim yakın çocukluk çevremde, bu söze dayanarak yeme içmesini düzenlemiş kimseler bilirim.

Bilimsel tutum içindeki bir kimsenin, bu sözü hemen soruşturacağını ve bu sözün geçerli olup olmadığını araştırmadan körü körüne inanmayacağını bekleriz. Gıda olarak alınan tatlı ve yağlının, kişinin bedensel sağlığı yanında, bireyin duygu ve düşüncelerini de nasıl etkilediği konusunda yapılan araştırmalar, ilginç sonuçlar vermiştir. Bu araştırmalar, tatlının birçok kimsede karamsarlık ve çöküntü duygusu yarattığını gösteriyor. Araştırma sonuçlarından haberdar olan birey, yemekten sonra çöken ani karamsarlığın nedenini, yediği baklavada arayabilir ve o anda daha olumlu bir davranışa yönelerek, karşılaştığı biyokimyasal zeminli bir duygusal çöküntüye kendini kaptırıp koyuvermez. Bu örnekler, bireyin yaşamının her yönüyle ilgili olarak çoğaltılabilir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Psikolojinin temel kavramlarını ve süreçlerini bilen birey, kendi duygu, düşünce ve davranışlarının altında yatan nedenleri daha iyi anlayabilir. Psikoloji biliminin içeriğini bilen birey, kendi davranış, düşünce ve duygularıyla ilgili bir bilinçlenme düzeyine ulaşır. Bilinçlenme düzeyine ulaşan kimse, yaşamının değişik yönlerini tam anlamıyla yaşayabilme olanağına kavuşur. Daha iyi bir baba veya anne, daha yakın ve doyurucu bir eş olur; mesleğini bir öğretmen, doktor, subay, müdür vb. olarak daha etkin bir biçimde uygular.

Kaynak: İnsan ve Davranışı, Doğan Cüceloğlu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*