Psikanalitik Feminizm Nedir?

felsefe Nedir

Psikanalitik feminizm 1960’lardan başlayarak Freud’un düşüncelerini eleştiren bir grup feministin çalışmalarıyla şekillenen, Nancy Chodorow, Carol Gilligan, Sara Ruddick, ve Helene Deutsch gibi isimlerin öncülüğünü yaptığı bir feminist teoridir.

Freud cinsel kimliğin oluşmasında babayı ve kadınlardaki “penis kıskançlığı”nı kullanırken Freud’cu feministler kadının cinsel kimliğinin oluşmasında annenin etkisi üzerinde durmuşlardır (Ecevit, 2011, s.20).

Genel olarak Psikanalitik feministler kadınların ezilmesinin köklerinin çocukluktan itibaren oluşan ilişkisel dinamiklerde olduğunu düşünürler ve amaçları da erken çocukluk döneminde oluşan ve erkeksiliği ve kadınsılığı üretip güçlendiren deneyimleri, aile ilişkilerini ve dil yapılarını değiştirmektir.

Psikanalitik feministler Freud’u biyolojik belirlenimci olduğu, Oedipus kompleksini sınırlı ve ataerkil bir perspektifle değerlendirdiği ve kadınların ahlaki olarak zayıf olduğunu iddia ettiği için eleştirmiş, libido başta olmak üzere kullandığı kavramların erkek yanlısı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Freud’ın penis kıskançlığı olarak kavramsallaştırdığı olgunun da ancak erkeğin toplumsal statüsüne, gücüne, özgürlüğüne, ayrıcalıklarına duyulan bir kıskançlık olabileceğini savunmuşlardır (Donovan, 2001, s.195).

Feministler Freud’un düşüncelerini olduğu kadar onu izleyen Amerikan revizyonist psikoterapi okulunu da eleştirmişlerdir. Psikanalitik feministlere göre feminizmi bir hastalık olarak gören, kadınların ancak erkeklerin edilgen nesneleri olarak mutlu olabileceğini savunan, Freudculuğu bir din/ kilise haline getiren bu okul yüzünden psikanaliz kadınları edilgen durumda tutma işi gören bir beyin yıkama aracı haline gelmiştir (Donovan, 2001, s.199- 200).

Freud’un teorisindeki bazı kavramların geçerli olduğunu düşünen ve bu kavramları kendi teorisinde kullanan Firestone bile revizyonist Freudculuğun birinci dalga feminizme karşı oluşturulan bir karşı devrim olduğunu ileri sürmüştür (Donovan, 2001, s.200). Freud’un teorisinin feminist yorumları içinde en önemlilerinden biri Nancy Chodorow’un “Anneliğin Yeniden Üretimi” (1978) adlı eseridir.

Chodorow kadınların anne olmak zorunda olmadıkları zaman bile neden anne olmak istedikleri sorusuyla ilgilenmiştir. Freud’un bu soruya verdiği cevap bebeklerin anneler için penisin ikamesi olduğudur, ama Chodorow bu cevabı reddeder ve cevabı Oedipal dönem yerine pre-Oedipal dönemde arar. Bu dönemde oğlan ve kız çocukların anneyle kurdukları nesne ilişkilerinin birbirinden farklı olduğunu, bu deneyimdeki farklılaşmanın oğlan çocuklarında anneden daha kolay bağımsızlaşmaya ve kamusal alana daha uygun davranmaya, kız çocuklarında ise duygusal yoğunluğun ve bağımlılığın sürmesine ve özel alandaki ilişkilere odaklanmaya yol açar.

Bu asimetrinin ortadan kalkması Chodorow’a göre ikili ebeveynik sistemiyle mümkündür: Eğer anneler kadar babalar da çocuk yetiştirme sürecine dahil olurlarsa kız ve oğlan çocukları diğer insanlarla ilişki kurmada eşit niteliklere sahip olarak yetişebilirler ve sonunda özel alanın kadınlara, kamusal alanın erkeklere ait algılanması sona erer (Tong, 1998, s.145-146).

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*