Postmodernizm Nedir, Ne Demektir?

felsefe Nedir

Modernist çoşkunun düşüşü, modernist büyük anlatılar ve metafizik sistemlerin gözden düşmesi, kendi eksikliğini ve sınırlarını bilen, nesnelliği tümüyle kendi öznelliğine indirgemeyen bir bilgi felsefesi anlayışının doğuşu, postmodern olarak adlandırılan felsefi iklimin karakteristik özelliklerindendir.

Postmodernizm terimindeki post sözcüğünün Türkçe karşılığı ‘sonrası’ ve/veya ‘ötesi’ olarak ifade edilebilir. Bu anlamda postmodern durum modern sonrası bir toplumsal ve kültürel ortama işaret eder.

Descartes ile başlayan ve Hegel ile doruğuna ulaşan Modern Felsefenin en önemli temsilcilerinde söz konusu olan tarihsel açıdan ilerlemeci görüşler, insan aklının yaratıcı gücü ve sorun çözücü doğasına dair derin ve sarsılmaz bir iyimserlik, Batı kapitalizmin tarihsel süreç boyunca yaratmış olduğu sorunlar ve düşkırıklıklarıyla birlikte sorgulanmaya başlanmıştır.

Postmodern felsefi anlayışın içine dahil olmamakla birlikte, Modern ve onun önemli bir bileşeni olan Aydınlanmacı Felsefenin ideallerini açık ve sert bir şekilde eleştiren ilk filozoflardan biri Friedrich Nietzsche’dir. Nietzsche’ye göre modern ve aydınlamacı filozoflarda egemen olan akılsallık vurgusu ve ilerlemeci iyimserlik düşüncesi olsa olsa bir temenni ve yanılgıdan ibarettir.

Modern Felsefede egemen olan akılsal ve iyimser bilgi anlayışına ve liberal düşünce iklimine karşı politik anlamda ilk ciddi karşı çıkış ise, Marx ve onun adı ve görüşleri etrafında şekillenmiş olan Marksizmden gelmiştir. Marx ve onun takipçileri açısından insanın toplumsal sorunlarını çözmesi için kendi aklını ve yaşam deneyimini kullanması oldukça anlaşılır ve gerekli bir durumdur.

Bu anlamda insanın modern öncesi bir döneme geri dönmesi ve mitoloji ve dinden kaynaklanan bazı inançlara başvurması bir çözüm oluşturamaz. Genel olarak Marksizm açısından da Aydınlanmacı Felsefenin insanın akılsal düşünme yetisine dayalı iyimserliği paylaşılır. Buna karşılık Marksizm açısından sorun insan aklı ve emeğini tekeline alan ve kendi sınıfsal çıkarları için sömürüp yönlendiren kapitalist üretim ilişkileri ve genel olarak bu söz konusu ilişkiler bağlamında biçimlenen kapitalist toplumdur.

Bu anlamda Marksizm temel olarak, Modern ve Aydınlanmacı Felsefelerin akılsal ilerleme ve doğru bilgi ideallerine değil, bu söz konusu felsefelerin kapitalizme özgü toplumsal ilişkilerin yarattığı sorunları saptayamayan ideolojik duruşlarına karşı bir eleştiri geliştirmekteydi. Postmodern adını gerçek anlamda hak edebilecek bir felsefi düşünüş iklimi, asıl olarak İkinci Dünya Savaşının Batı toplumlarında yarattığı yıkıntı ve umutsuzluktan beslenmiştir denilebilir.

Modern ve Aydınlanmacı düşünürlerin insan aklına ve tarihsel ilerlemeye dair iyimserlikleri, iki dünya savaşının yarattığı yıkım ve kaos ortamında insan aklı ve bilimlerin özsel ve köktenci bir eleştirisine yönelmiştir. Yukarıda da dile getirdiğimiz üzere Marksizm aklın ve bilimlerin kime ve neye hizmet ettiğinin toplumsal ve politik bir eleştirisine odaklanmışken postmodern düşünür ve filozoflar aklın ve bilimlerin özüne ve neliğine yönelik daha köktenci bir eleştiriyle karşımıza çıkarlar.

Çoğu kendisini böyle adlandırmasa da önemli postmodern düşünür ve filozoflara örnek olarak Jean François Lyotard, Jean Baudrillard, Gilles Deleuze, Paul Feyerabend, Michel Foucault, Jacques Derrida ve Richard Rotry’in adları verilebilir. Adı sayılan tüm bu düşünürler Modern ve Aydınlanmacı Felsefenin özne, nesne, akıl, sistem, bilgi, bilim, doğruluk, birlik, bütünlük, evrensellik gibi bazı temel kavramlarına karşı eleştirel ve ironik bir yaklaşım ve mesafe içinde bulunurlar.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*